Keyifli okumalar dilerim ! 🔥💖
Hayat mottosu; yeme, yutma, unutma olan birini ayağına paspas yapamazdı kimse.
Deneyenler olurdu, başardıkları sananlar da. Fakat günün sonunda felekten öyle bir tokat yerlerdiler ki dünyaları kararırdı, karartıkları dünyalar kadar.
Kindar biriydim.
Affım yoktu.
Damarıma basıldığı an gözüme perde inerdi. Damarımın acısı geçerdi geçmesine de inen perde geri çekilmezdi.
Bir de paylaşmayı sevmezdim. Ne bana ait olanı ne de intikamımı.
Yanan ateşi ben alevlendirmedim diye huysuzluğum tutmuştu. Saatlerce kimin yaptığını düşünüp durmuştum. Sonuca varamayışım ise iyice celallendirmişti duygularımı.
Berberin önündeki taburede oturan Fatih gözüme çarptı. "Ne dik dik bakıyorsun ?"
Sanki anasını...neyse.
Ateşdağlı iyi cila atmıştı yüzüne. Bir de dilini kesmişti sanki. Bakıpta cevap veremiyor oluşu ondan olsa gerekti.
"Bulaşma sağa sola. Adam gibi yürü mıntıkana."
Bana laf atan adama çevirdim bakışlarımı. Doğan güneşi gölgelercesine tüm heybetiyle kahvehanenin önünde durmuştu. Rahatsız edici gülümsememi yüzüme kondurup neşeli çıkan sesimle "Sana da günaydın Ateşdağlı," dedim. "Yine kargalardan önce bokunu yemeye mi kalktın ?"
Kaşları çatıldı. "Defne," dedi ikaz edercesine. "Yürü kızım. Belan olmayayım sabah sabah."
Başımı sağa yatırıp sırıttım. "Yaa," dedim. Sesimin ayarını en yükseğe çıkartıp devam ettim. "Demek belalım oldun ha Ateşdağlı ! Geçen de divanem olmuştun.
Ne olacak senin bu ben sevdan ?!"
Şakağındaki damar gibi harekete geçen koca adımları sayesinde Usain Bolt abime bağladım. Öyle bir koştum ki ne geçtiğim sokakları ne de çıktığım yokuşun farkına varamadım. Ta ki evimin bahçesinin tam orta yerine düşene kadar.
Soluk soluğa sırt üstü uzandım toprağa.
Ciğerlerim nefes alış verişlerimle yanarken ellerimi ensemde bağladım.
Mavi gökyüzündeki beyaz bulutları inceledim. Baktıkça bir şeylere benziyorlardı. Mesela bir tanesi tıpkı Polat'tı.
"N'apıyorsun lan toprağın üstünde ?"
Bulutların sesinin olmayışı dank edince gözlerimi kısıp baktım başımda dikilen kara bulut kılıklı herife. Tuhaf tuhaf süzüyordu, kumsala uzanırcasına serdiğim bedenimi.
"Ekoseksüellik."
Dediğimi anlamamışçasına kaşlarını birbirine yaklaştırdı. "Cahiliğimi maruz gör ama o ne lan öyle ?"
Avuç içlerimi toprağa bastırıp hafifçe doğruldum. Süzme salak olduğunu bildiğimden dalgaya vurdum.
"Doğayı sev yeşili koru demek. Yani kendini ağaca, taşa, toprağa adıyorsun. O da sana pozitif enerjiyle karşılık veriyor."
Şüpheyle kısıldı gözleri. "Seks meks bir şey dedin. Doğayla yeşille alakasını çözemedim."
Kalkmama destek olsun diye elimi uzattım. "Ulan," dedim ayaklanırken. "Senin aklın fikrin hep bel altı. Kelimenin başına bak lan ! Eko diyor. Yani ekosistemin kısaltması."
"Ha," dedi köşeli jetonu gürültüyle düşerken. "Bak şimdi mantıklı geldi."
Üstümdeki toprağı silkelerken "Ee," dedim. "Mantıklı geldiyse sende ekoseksüel ol o zaman."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PARYA +18
Teen FictionKendini muhafazakar sanan mahallenin orospusu olmuştum. Sebebi beni altına almak isteyenlerin üstüne çıkışımdı. "Siktir olup gideceksin buradan ! Çamurunu mahalleme bulaştırmayacaksın." Üslubu kadar tavırlarıylada midemi bulandıran adama dik dik...
