Oylarınızı ve yorumlarınızı eksik etmeyin, şimdiden teşekkürler! ❤
Bölüm şarkısı: Shamrain, Raindrops
Sorusunun getirdiği şok, bedenimde beklediğimden de büyük bir etki yaratmıştı. Ellerimin titremesini bıçak gibi kesmişti. Odaklanmaya çalıştım. Nerede olduğumu kendime hatırlatmaya çalıştım. İrileşmiş gözlerim, onun beklediği tepki olmuş olacak ki dudakları kıvrıldı. Beni şaşırtmak hoşuna gitmiş olmalıydı. Göz kenarlarındaki kısılma bunu gösteriyordu.
Bulunduğumuz oda git gide küçülüyordu sanki zihnimde. Nefesimi kesiyordu. Viskisini yudumlarken gözümü ondan ayırmadım hiç. Ay ışığı yüzündeki her çizgiyi gözler önüne seriyordu. Ona baktıkça boğazımdaki kuruluk daha da artarken bardağımdaki suyu yudumladım. Tırnak uçlarıma kadar gerilmiştim.
"Belki de çoktan bu işin içindeyizdir. Nereden biliyorsun?"
Göz kapaklarım bir perde gibi gözlerimin üzerine kapanırken ellerim saçlarımı çekiştirdi. Saç derimden ağrı yükselene kadar çektim. Kendime gelmem gerekiyordu. Gözlerinin benim üzerimde gezindiğini biliyordum. Her hareketimi takip ettiğini de.
Ve bu beni asla rahatlatmıyordu. Üzerimdeki gerilimin geçen her saniyede arttığını hissettim hücrelerimde. Hayalet'e karşıydı. Onun yanında değildi, en azından onun söylemine göre. İçimdeki bencil tarafın fısıltısı zihnimi doldurdu. "En azından onu bu işin içine sen sokmamış olacaksın. Sırtına bir ölüm daha eklenirse bunun vebali sende değil." Başımı iki yana sallayarak bu düşünceyi defettim. Bu adam bana yardım eli uzatırken bunu düşünmek istemiyordum.
Neden bilmiyorum ama ona güvenmek istiyordu bir tarafım. Her ne kadar ruhumun derinliklerinde gömülü bir his olsa da oradaydı. Var olmaya devam ediyordu. Güvene aç o tarafım ona doğru sürüklenmek istiyordu.
Hep tek başımaydım ve bu adam, içimde yaşadığım bu sonsuz esaretin ortasına dalıp bana artık yalnız olmamam için bir fırsat veriyordu. Bu düşünce gözlerimi doldurdu. Dediği sahici miydi bilmiyordum ama bunu demiş olması bile beni çarpmıştı. Çakılı kaldığım bu hayatta beni görmüştü ve bana ulaşmıştı, sebebi ne olursa olsun.
Derin bir nefes çektim. Kendini topla Dolunay. Her zaman yaptığın şeyi yap ve bunu kendi içinde sorgula. Şu an sırası değil.
Parmaklarımı saçlarımdan çektim ve gözlerimi araladım. Düşüncelerimin sesi zihnimi öyle meşgul etmişti ki viskisini tazelemek için masadan kalktığını fark etmemiştim. Buzdolabından çıkarttığı ağzına kadar dolu sürahiyi masaya koydu. Gözlerim, sol kolundaki saate takıldı. Onu izlerken fark ettiğim şeylerden biri o gümüş saati hiç çıkarmıyor oluşuydu. Evde ve odanın bir köşesinde saat olmasına rağmen o saat kolunda kendini belli edercesine parlıyordu. Tişörtünün açık bıraktığı dövmeli kollarının üzerinde aykırı gibi dursa da onu o saatsiz hiç görmediğimi fark ettim.
Ya zaman onun için değerliydi ya da onu alan kişi.
Viski bardağı masada tok bir ses çıkardı. Fark ettiğim diğer bir şeyse çok fazla içtiğiydi. Bir şeyleri anlatırken ne zaman gerilse elinin bardakta olduğunu fark etmiştim. Onda anlattığım şeyler üzerine verdiği tepki, onun bu durumun içinde olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Bu nedensizce içimi rahatlattı.
Onun bir hareketini çözmüş olmak bana bu hissi yaşatıyorsa ben bu evde kaldıkça içimde neler büyürdü, neler doğardı kestiremiyordum ve belirsizlik içinde olmaktan nefret ederdim. Ama bu durum beni rahatsız etmemişti.
"Şaşırmış gibisin." Dediğine göz devirmemek için kendimi zor tuttum. Sanki amacı bu değildi. "Seni ilk defa bu kadar sessiz gördüm." Dalga geçmeye devam ederken bu konuda bu kadar rahat konuşması beni rahatsız etmişti. Havadan sudan konuşmuyorduk.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TRİA
ActionGökçe, ailesini paramparça eden kazanın ardından yalnızca bir şey öğrendi: Bu dünyada hayatta kalmak için insan olmayı bırakman gerekir. Kendi adını, geçmişini ve hayatını geride bıraktı. Tria'nın karanlığında doğan yeni kimliğiyle artık o, Dolunay...
