Oy vermeyi ve yorum yapmayı eksik etmeyin, şimdiden desteğiniz için teşekkürler. ❤️
Bölüm Şarkısı: Sleep Dealer- Bleeding Heart
29.03.2035
BERKAN
Odanın içinde volta atarken gördüğüm şeylerin, altına girdiğim yükün ne olduğunu algılamam, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösteriyordu.
Gökçe'nin panolara astığı belgeler bana göz kırparken içimde harmanlanan öfkenin esiri olmamaya çalışıyordum. Onu görmeyeli 6 gün olmuştu. İlk günlerde iş bahanesiyle gitmiştir diye düşünüyordum. Yaşadığımız kavgadan sonra ettiğim lafla beni bırakıp gitmiştir diye düşünüyordum.
"Keşke Güneş yerine sen ölseydin."
Ona dediğim son şeyin bu olması, canımı yakıyordu. Bunu dememin üzerinden birkaç gün geçmişti ve ne kadar pişman olsam da, öfkeme yenik düşüp onunla konuşmaya yanaşmamıştım.
Ama o gitmişti, geri gelmemek üzere kayıp gitmişti ellerimden.
Bilgisayarındaki son girdiği yerlere baktığımda gördüğüm şeyi hazmetmem çok uzun sürmüştü.
"Günebakan Bakımevi"
Hilal'in ölümünün arkasında onun olduğunu kabul etmek istemiyordum. Bunu isteyerek yapmayacağını bilecek kadar onu iyi tanıyordum ama bu, gözümüzün önündeki gerçeği değiştirmiyordu.
Ölen insanların arasında Gökçe'yi de aramış olsam da ona dair hiçbir iz yoktu. Yer yarılmıştı ve içine girmişti. Belki de patlamaya çok yakındı ve ondan arta hiçbir şey kalmamıştı. Bunu düşünmek, paketten yeni bir dal sigara çıkarmama sebep olmuştu.
Ateş, ablasını kaybetmenin etkisiyle iyice içine kapanırken Rüzgar hala inkar sürecindeydi. Geri kalan kimse bu durumu bilmiyordu. Bilemezlerdi. Bu grupta sadece üçümüz gerçeğin ne olduğunu biliyorduk. Gruptaki diğer herkes Hilal'in tedavi için bilgilerini sattığını ve sürgün edildiğini düşünüyordu.
Kolumdaki hilal dövmesine bakarken içimdeki çatışmanın ortasında kalmış bir şekilde, çaresizce mantar panonun asılı olduğu duvara çöktüm. Bir yanımda buna sebep olan Gökçe, bir yanda yetimhanede bana bir abladan çok annelik etmiş Hilal vardı.
Hilal'i kurtaramamıştık ama Gökçe'yi kurtarabilirdim. Onu, Hayalet'in elinden kaçırabilirdim.
Masaya oturup kollarımı sıvarken düşündüğüm tek şey buydu.
05.04.2035
BERKAN
Üst grupların bütün sistemini hacklemiş olsam da gözde görünür bir tuhaflık yoktu. Gökçe'ye dair hiçbir iz bulamamıştım. Panodaki bütün belgeler, gazete küpürleri, fotoğraflar tek tek yere sermiştim ve hepsini baştan sona incelemiştim. Arkalarını kontrol ettiğimde ekstra bir şey bulamamıştım.
Her gün sisteme elimi kolumu sallaya sallaya giriyordum. Kamera kayıtlarına, giriş çıkış belgelerine bakıyordum. İçimdeki ses onun çoktan ölmüş olabileceğini söylese de buna aldırmamaya çalışıyordum. Ona ait bir şey bulabilmem lazımdı. Elimde 23 Mart ile bağlantısı dışında bir şey olması için gece gündüz uğraşıyordum.
Evin içinde yankılanan zil sesiyle sandalyemde sıçradım. Sigaram parmaklarımın arasında yanmaya devam ederken yavaşça ayağa kalktım. Zil sesi ısrarla çalmaya devam ederken derin bir iç çektim. Şu an gerçekten misafir ağırlayabilecek durumda değildim.
Yavaş adımlarla odadan çıkıp kapıyı arkamdan kapattığımda koridordaki boy aynasındaki yansımamla göz göze geldim. Göz altlarım iyice morarmış, ekrana uzun süre bakmamdan dolayı kızarmıştı. Elimle karışmış sarı saçlarımı daha da karıştırırken aynadaki yansımama karşılık sigaramdan bir nefes çektim. Bok gibi gözüküyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TRİA
AksiGökçe, ailesini paramparça eden kazanın ardından yalnızca bir şey öğrendi: Bu dünyada hayatta kalmak için insan olmayı bırakman gerekir. Kendi adını, geçmişini ve hayatını geride bıraktı. Tria'nın karanlığında doğan yeni kimliğiyle artık o, Dolunay...
