Emniyetteki ekip kamera kayıtlarını incelerken çok uzun bir süre sonra yanlarına dönmüştü Başkomiser, gözler ona giderken "Komiserim başınıza taş mı düştü de ittirmek yerine beni nazikçe kenara çektiniz?" diyen Felix ile Seungmin ve Changbin kendilerini tutamadan gülmüş, Chan ise aniden kaşlarını çatıp ensesine patlatmıştı. "Sana ne lan, iyilik de yaramıyor."
"Ya ben niye bu bölüme düştüm ya?"
Felix söylene söylene ensesini tutmuş, Jeongin onların haline gülüp başa sarıp sarıp izlediği görüntüye dönmüştü tekrar. Kamera kayıtlarını en ince ayrıntısına kadar izliyordu bir şeyler bulmak için ama dediği gibi dondurulmuştu müdür tarafından, haliyle de bir şey gözükmüyordu.
"Tüm pansiyonlar, oteller görüntülere ulaştı değil mi?" demesiyle Seungmin başını salladı. "Evet Savcı'm, hepsi adamın görünümünü biliyor. İhbar edecekler, en izbe yerlerdeki pansiyonlara bile haber ettik."
"Güzel." deyip bu gecelik iş kalmadığı için ayağa kalktı. "Telefonum açık, bir şey olursa ararsınız."
Onaylamalar ile bulunduğu yerden ayrılmış, kendi odasına girmişti. İçeri adım atmasıyla beraber oradaki kişilere baktı, bir koltukta Jisung tek başına uyuklarken, diğer koltukta Hyunjin oturuyor, dizinde de Soo He uyuyordu.
Savcı, bileğindeki saate baktı. "Gece yarısı olmuş, uzun sürdü biraz. Uyumamışsın."
"Uyku tutmadı," diye konuştu Hyunjin. "Seni bekledim."
Jeongin ona doğru ilerleyip Soo He'yi Hyunjin'in dizinden kaldırıp dikkatlice kucağına almış, uyuklayan Jisung'u uyandırıp beraber çıkmışlardı. Hepsi Savcı'nın arabasına bindiğinde Jeongin sessizce konuştu.
"Bizim eve sürüyorum."
"Aslında biliyor musun?" Hyunjin ona baktı. "Seninle uyumaya ihtiyacım var."
Mental olarak gerçekten yorgun hissediyordu, Jeongin bunu bildiği için eve sürmüş, Soo He'yi yatırdıktan sonra konuşmuştu. "Duş almak ister misin, gerçi pansuman var."
"İlk yardım malzemeleri varsa tekrar yapabilirim."
Jeongin kendisi başta olmak üzere evdekiler için sürekli bulunduruyordu, kafasını salladığı zaman Hyunjin onun odasındaki banyoyu girmiş, Savcı da arkasından iç çekip üstündeki sweati çıkarıp gövdesini çıplak bırakmıştı.
Hyunjin aynanın karşısına geçerek ilk önce dikkatlice yüzündeki bantları ve pamuğu söküp bıraktı, bakışları bileğine gitmiş, adamı boğup bayılttığı an gözlerinin önüne gelirken derin bir nefes vermişti.
"Ne olacak bu halimiz?" diye söylenip üstündeki kıyafetleri çıkardı, kendi kıyafetleri ıslandığı için emniyette verilen birkaç kıyafeti geçirmişti üzerine ayrıca gerçekten pis hissediyordu, Jeongin ile böyle uyumak istemezdi.
Güzel bir duş alıp çıktığında Jeongin gözlerini onun yapılı bedeninde gezdirip yatağı işaret etti. "Kıyafetler bıraktım, onları giy, ayrıca ben gelene kadar şunları ye Hyunjin, saatlerdir ağzına bir şey sürmüyorsun."
Hyunjin sessizce başını salladı, kendi arkasından duşa giren adama bakıp yatağın üzerindeki kıyafetleri giymiş, kenarına oturup Jeongin'in kendisi için hazırladığı şeyleri yemişti. Çok geçmeden Jeongin de üstünü giyinip çıkmış, elinde bir kutu ile doktorun yanına gelmişti.
"Bana tarif et, ben yapayım."
Bantları kaldırdığında nasıl bir yara olduğunu gören Hyunjin'in tarif ettiği malzemeleri kullanıp dikkatlice onun sonundaki yarayı kapattı Jeongin. En son pamuklu bantı yapıştırıp elini çekmiş, bilekleri tahriş olduğu için krem sürmüştü.
