Sam Anderson, mahkeme salonunda otururken kapalı oturumda gerçekleşiyordu dava fakat buna rağmen mahkeme salonu oldukça kalabalık, onun yakalanmasında görev alan tüm polisler izlemek için buradaydı. Hepsi ciddi yüz ifadeleri ile koltuklara oturmuş, davayı seyrederlerken Savcı olarak Jeongin bu sırada hakime kanıtları sunuyordu.
En ön sırada oturanlardan biri Hyunjin, hemen yanında ise Minho vardı. Hyunjin elini kalbine koymuş, sabretmeye çalışırken derin derin nefesler alıyordu. Olaylar, kanıtlar o kadar çoktu ki dava oldukça uzun sürmüştü. Karar zamanı sonunda geldiğinde hepsi ayağa kalktı.
Hakim, Sam Anderson'ı ağırlaştırılmış müebbet hapsine tabi tuttuğunda Hyunjin derin bir nefes verdi. "Bitti," diye konuştu hafifçe gülümserken. "Bitti."
Görevlilerin götürdüğü ikizi ile göz göze geldiklerinde ikisi de duraksamıştı, mahkeme salonunun ortasında birbirlerine bakarlarken Hyunjin ona baktı zaferle. "Senin babanın aksine," dedi gülümseyerek. "Annem artık rahat uyuyacak Chul."
Hemen arkadaki Savcı ile göz göze geldiğinde bir adım geri çekildi görevlilere yer verip, Sam yanından götürülürken "Jeongin.." dedi Hyunjin gülümseyerek. Hızla kollarını boynuna sardı. "Annemi kurtardın Jeongin! Jeongin, çok teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim."
Elindeki çiçeklerle sımsıkı bir şekilde sevgilisine sarıldığında Jeongin kollarını beline sardı. "İyisin."
Hyunjin geri çekildi. "Çok iyiyim."
Minho elini saçlarına attı. "Akşama toplu bir yemek mi yesek, acıktım da ben."
Bir anda kurduğu bu cümle tüm ciddi ortamı dağıttığında Jeongin, Hyunjin'e bakmış Hyunjin kafa sallamıştı. "Öyle yapalım," dedi. "Soo He, siz, biz. Hep beraber yiyelim. Ama önce..."
Sevgilisine baktı, elindeki çiçekleri gösterdi. "Annemin mezarına gidebilir miyiz?"
Jeongin kafa salladı, elindeki dosyayı gösterdi. "Şunu teslim edip geliyorum, dışarıda bekle."
O, yanlarından ayrıldığında Hyunjin arkadaşları ile dışarı çıkmış, baharın geldiğini belli eden açık havaya bakmıştı. Dondurucu bir soğuk olsa da hava sonunda aydınlıktı. Ellerini kabanının cebine koyup derin bir nefes çekti içine.
"Sonunda." diye mırıldandı. Artık saklaması gereken bir geçmişi yoktu, annesinin katili cezasını çekecekti, hayatı artık daha güzel devam ediyordu. Kendi kendine adliyenin önünde dururken bir ses duydu.
"Tebrik ederim." dedi Minho. "Bu iğrenç olayı bile böyle sağlıklı bir şekilde atlattın. Ayrıca bir dahi ile arkadaş olduğum için çok mutluyum."
Felix arkadan elini kaldırdı. "Doktor Hwang! Kurtuldunuz, tebrikler! Bu zekanızla emniyette çalışmaya ne dersiniz?"
Chan, elindeki dosya ile onun kafasına vurdu. "He, sen yetmiyordun bir de başkası gelsin."
"Ya, komiserim ya!"
Hepsi sırayla onu tebrik edip moral sarılması verirken Hyunjin iç çekti, ilk defa yalnız değildi. Bir şeyle ilk defa tek başına savaşmıyordu, bu tüm günlerin ardından kocaman gülümsemesine sebep olurken "Oo," diyen Changbin ile hepsinin bakışı adliye kapısına dönmüş, üstünde cübbesi ile Jeongin yanlarına ilerlemeye başlamıştı. "Savcı'mız geliyor."
Jeongin davayı kapatmanın mutluluğu ile gülümserken üstündeki cübbeyi yarı yolda çıkarıp kolunun üstüne attı, soğuklukla titremiş, arkadaşlarının yanına varıp sevgilisinin karşısına geçmişti. Ona göz kırpıp diğerlerine döndü.
"Teslim ettim dosyayı, bitti."
"Bir rahatladım, bir rahatladım var ya," dedi Chan. "Yatmaya gidiyorum, uyuyacağım. Bay!"
