12 - Karşılaşma

11 0 0
                                    

Keyifli okumalar

*

Pelin'den

Dilan'la konuşmamızdan bir gün sonra tabi ki dayanamayıp onu aramaya koyuldum. Telefonlarını bir süre sonra açmayınca mesaj yağmuruna tuttum onu ve en sonunda "ya konum atarsın ya da kendimi öldürürüm" şeklinde gayet güzel bir üslupla onu ikna ettim. Konumu attığı gibi yola çıktım. Biraz kuytu bir yere denk geliyordu ve bu beni biraz ürpertiyordu fakat konu kendimden çok koruduğum ve kız kardeşim gibi gördüğüm Dilan olduğu için endişelerimi bir kenara attım. Çünkü onun kılına zarar gelse ortalığı yıkacağımı kendisi de bilir.

Cuma akşamı arabama binip son gazla konuma giderken yağmur yağmaya başladı. Elbette sonbahar ayının güzellikleriydi bunlar fakat bu orman yolunda, arabamda önümü bile göremeyecek kadar sert yağan bir yağmuru kabullenemezdim. Son gaz gidiyordum fakat içimden bir ses tehlikeli olduğunu da sesleniyordu bu yüzden temkinli şekilde yavaş sürmeye başladım. Sileceklerimden biri bozulunca ağzımdan minik bir küfür kaçtı. Minik olmayabilir evet baya küfrettim.

"Niye çalışmıyor bu of!"

Navigasyon yanıltıcı olduğu için ona pek bakmıyordum ve dümdüz kendim ilerliyordum. O an telefonum çaldı ve açtım.

"Alo?"

"Alo merhaba Pelin abla, Dilan ablaya söyler misin ben dükkana daha fazla bakamayacağım işim çıktı! Özürlerimi iletirsin öptüm!"

"Su-"

Ve yüzüme kapattı. Evet dükkan da elden gittiğine göre sinirlerim daha da yükselebilirdi bu gayet normal.

"Of su of!"

İşte tam o an hiç istemeyeceğim şey başıma geldi. Arabanın benzini bitti.

"Yo yo yo yo! Hayır ya! Allah kahretsin..."

Arabayı sağa çekip durdum ve telefonu açmak isterken şarjının bittiğini fark ettim.
Gerçekten harika bir gün öyle değil mi?

Son çare diyerek arabadan çıktım ve o yağmurda gelen geçen arabalara el kol yapmaya başladım. Hepsi yanımdan hızla geçiyor ve bakmaya tenezzül bile etmiyordu fakat bir tanesi durana kadar... Araba durdu ve içinden biri çıktı. Hayır bu kişi olamaz.
Gördüğüm kişiyle ağzım açık kalmıştı. Karşımdakinin ise benden ziyade bu durumdan keyif alır gibi bir yüzü vardı. Gülerek yanıma kadar geldiğinde kollarımı birbirine dolamış yüzüne sinir bozucu şekilde baktım.

"Tanrım gerçek olamaz..." dedi.

"Bence de gerçek olmamalı!"

Küçük bir kahkaha attı ve biraz daha yaklaştı. Yüzüne daha dik ve sinirle baktım.

"Kaderim benim bu, bu benim kaderim" dedi ve yine güldü.

Koluna vurdum bir tane. "Hay kaderine senin de be! Neden karşıma çıkıyorsun hep bıktım senden"

"Anlaşılan o ki yardıma ihtiyacın var ve yardım edecek tek kişi de benim ne yazık ki bu yüzden bana kötü davranmanı önermem küçük hanım"

Sırılsıklam olmamız yetmiyormuş gibi yağmur şiddetini her saniye arttırıyordu.
Ellerimi saçlarıma geçirdim ve başımı tuttum.

"Sana işimin düşmesi şu dünyada isteyeceğim en son şey bile değildi fakat sana ihtiyacım var lanet olsun ki"

"Hadi nazlanma neyi var arabanın"

"Benzini bitti"

Dalga geçer gibi suratıma bakıp gülmeye devam etti. Bu durumdan ne kadar keyif aldığını az çok anlamıştım. Küçük bir çocuk gibi sevindi resmen ona ihtiyacım olduğunu görünce.

HeykeltıraşHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin