Keyifli Okumalar
Dilan'dan
Günler sonra gerçekten büyük bir delille karşı karşıyaydık ve hedefimize yaklaştığımızı tüm içtenliğimle inanmaya başlamıştım. Bu ipucu, bu inanç bize ilaç gibi gelmişti. Sedat'ın anlattığına göre üç gizli bölge ve onların şifreleri vardı. Bu şifrelerin normal şifreler olmadığını bize anlatan Sedat'a başta inanmamıştım yani klasik şifreler olduğuna inanıyordum. Fakat sonra içerideki adamlarının bunu çoktan düşünüp hareket edebileceğini fark ettim. Eğer normal şifrelerden oluşuyor olsaydı bunu bizzat takip edecek ekip çoktan tutulmuş ve şifreler çözülmüş olurdu. Bu yüzden Sedat'ın bana olan ihtiyacı kulağa mantıklı geliyordu. Bu yüzden buradaydım, bu yüzden devam ediyordum, bu yüzden anneme kavuşma inancım kuvvetlenmişti. Bilmiyorum belki de yanılıyorumdur... Ama denemeye değer değil mi?
Otel odasında dördümüz gecenin bir vakti oturmuş bu konu hakkında konuşmaya devam ediyorduk. Yer yer gerginlikle yer yer heyecanla konuşmayı sürdürüyorduk. Garip ve hiç tahmin etmeyeceğim bir şekilde güzel bir ekip olmuştuk. Heyecanlıydık, umudumuz gittikçe artıyordu ve hedefimizi iyi biliyorduk. Yani en azından ben öyle hissediyordum.
"Melek kelimesinin üstünde durmamız gerekiyor. Birinci bölgenin şifresinin bu olduğunu düşünüyorsak daha donanımlı ihtimallerle de gitmemiz gerekiyor yani nasıl desem melek kelimesinin zıt anlamı gibi anlatabildim mi?"
Hepimiz Bora'yı pür dikkat dinlerken bu dediğini saçma bulan Okan, oturduğu yerden kalkarak hemen söze girdi.
"Ben bu kadar ayrıntıyla uğraşmamızın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. 'Melek' kelimesini bulmamız zaten başlı başına büyük bir olay neden diğerlerine odaklanmak varken bunun üstünde duruyoruz hala?"
Okan'ı dinlerken hangisinin haklı olduğunu kafamda tartmaya başladım ve Okan'ın dediğinin daha mantıklı olduğuna karar verdim. Melek kelimesinden emindik, hepimiz emindik bu yüzden diğerlerinin peşine düşmemiz Okan'ın da dediği gibi daha gerekliydi.
"Evet dediğin olabilir ve haklısın zaman kaybetmememiz lazım fakat dediklerim aklınızda bulunsun sonra baskın günü ortada kalmayalım"
Baskın günü... Şifre aramaktan asıl günü unutmuştum. O gün her şeyin değişeceğini biliyordum, iyi mi kötü mü bilemem ama hiçbir şeyin aynı kalmayacağı kesindi. Belki anneme kavuşacaktım, belki ölümle burun buruna gelecektim... Kim bilir.
Söze girmek için zaman kollayan Pelin zamanını bulmuş gibi yerinde kıvranarak konuşmaya başladı.
"Arkadaşlar günlerdir bir şeyler arıyoruz, şifre kovalıyoruz iyi güzel hoş ama... Baskın günü hakkında doğru düzgün hiç konuşmadık farkındaysanız. Sizce de zamanı gelmedi mi?"
Dediği şeyle hepimiz birbirimize baktık. Haklıydı, o geldikten sonra bugünü hiç planlamadık hatta o yokken bile düzgün bir plan yapmamıştık.
"Tamam konuşma vakti geldi ama bu saatte değil, şimdi herkes yatsın, bu konuyu ve diğer şifreler için ne yapacağımızı yarın sabah temiz kafayla konuşuruz olur mu?"
Hepimiz ayaklanıp Bora'yı onayladık ve onlar da teker teker Pelin'in odasından çıktı. En son ben kaldım ve Pelin'e dönerek iyi geceler dileyip gülümsedim daha sonra ben de kendi odama geçtim. Duş alıp bakımımı yaptım, tabi yanımda getirdiğim bir kaç malzemeyle o da.
Üzerimi değiştirip yatağıma attım kendimi. Güzel bir uyku çekmek bugün için hakkımdı. Çok yorulduğum için anında uyuyakaldım.Sabah erken saatte kalkıp hazırlandım ve Pelin'in odasına girdim o da benim gibi hazırlanıyordu. Ayna karşısına geçmiş makyajını tamamlıyordu. O kadar güzel bir kızdı ki ona kimseyi yakıştıramıyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Heykeltıraş
Teen Fiction☆ Heykeltıraş olan Dilan, annesinin öldüğünü sanıyorken bir gün onun yaşadığını öğrenir ve onu kurtarmak için kendisinden yardım isteyen zengin bir adamın teklifini kabul ederken ona bu süreçte eşlik edecek olan Bora'ya hisler beslemeye başlar. ☆