19. Bölüm

258 24 2
                                    

"Lanet olsun Cassius. Daha ne kadar onu gölgede tutmayı düşünüyorsun?" Her kelime kulaklarımda çınlarken rüyada olmadığımı anlamam zor olmamıştı. Adelina'ın sesi histerik krizinin ortasında olduğunu gösteriyordu. Ve hedefi de belliydi. Yanımda bir itişme olduğunda gözümü henüz açamamıştım. "O bu dünyaya yabancı ve sen onu kendinden uzaklaştırmak için gün geçtikçe daha da çaba harcıyorsun."

Derin, boğazdan gelen hırıltı titrememe neden olurken iblisin uğursuz sesi paniklememe neden oldu. "Öyle bir şey yok. Sadece bana kendi isteği ile gelmesini istiyorum." Adelina'nın dudaklarından çıkacak olan cevabı duyamadan alnımda hissettiğim nasırlı eller saçlarımı geriye attı. "Gözünü aç. Uyanık olduğunu biliyorum." dedi. Lanet olsun. Bir tilkiden daha keskin olan kulakları nefes alışverişim sayesinde uyanık olduğumu anlamıştı. Keskin vaire kokan nefesini yüzüme üfledi. Parmaklarımla kavradığım çarşafın verdiği cesaretle gözlerimi araladım.

Tam karşımda duran yüzü geriye çekilmek istememe neden olmuştu. Fakat gel gör ki yastığa gömülebildiğim kadar gömülmüştüm zaten, geriye kaykılmam artık mümkün değildi. Kaşlarımı çatıp uzağımda olmayan üzerime eğilmiş olan yüze baktım. Gözlerinin altında oluşan torbalara, gergin olduğunu belli eden iki kaşının arasındaki ince çizgide takıldı gözlerim. Gözlerim o güzel tonla buluştuğunda ise içimde olan titremeye engel olamadım. Belki de bir daha onu bu kadar yakından görme imkânım olmayacaktı. Yüzüne doya doya bakmak istesem de utancımın yanaklarımı kızarttığından emindim. Fakat şikâyet etmeye niyetim yoktu. Pürüzsüz olan tenindeki kavisli kaşı havalandı, gözlerine bakmam için öne doğru bir hareket yaptı başıyla. Ne yapacağımı şaşırmış, gözümü açar açmaz gördüğüm bu manzarayla dumura uğramıştım. Bir nefeslik uzağımda olan dudaklarını yaladığında kaçmak istercesine başımı çevirdim. Biraz ötede bizi izleyen cadıyla kesişti gözlerim.

Oda kaşları çatık bizi izliyordu. "Adelina!" Onu görmemin verdiği sevinçle çıkan sesim tizdi. Kendine has tavırları olan cadıyı özlemiştim. Bu diyara alışma sürecimde en büyük yardımcılardan biriydi. Üstelik benden sakladıklarının diğerlerinin yarısı kadar bile etmediğine neredeyse emindim. Sohbet etmek için birinin olması da bu büyük sevincimin nedenlerinin arasındaydı.

Dikelmeye çalıştığımda kolumdan tutarak yardım eden iri ellerden uzaklaşıp üzerimdeki yorganı kenarı iterek ayaklarımı yataktan sallandırdım. Boyumun noksanlığı yüzünden zemine ulaşamayan ayaklarım havada sallandığında karşımda dikilen cadı elini alnıma koyup fısıldadığı vakit geri çekilme ihtiyacıyla dolmuştum. Derim karıncalanıp, kaşındığında üfleyerek bitirdi yaptığı büyüyü. Kaşlarımı kaldırıp uzaklaşan bedenine baktım. "Sadece kendini daha iyi hissetmen için yaptığım bir şeydi."

Kendimi tutamayıp alnımı kaşıdım. "Küçük feyimiz de uyandığına göre hadi şu işi halledelim." ellerini birbirine sürterek yaptığı harekete baktım. Hangi 'işten' bahsettiğinden emin değildim fakat önümdeki cadının ne zaman iyi konulardan bahsettiğini görmüştüm ki.

Derince ofladım. Bu gezinin doğa turu olmadığının farkındaydım ama... Aklıma gelenle hızla yerimden fırlayıp banyoya koşturdum. Boynumda bulunan sargıyı gördüğümde yüzümü sıvazladım. Banyodan çıkıp beni bekleyen ikilinin yanına girdim. "Sargının altına bakma zahmetine dahi girmiyorum. Yara izi kalacak mı?"

"Hayır. Tedavi ettim. Yine de her gün merhem sürmeyi unutmamalısın." kafasıyla masanın üstündekini işaret ederek. "Kendini nasıl hissediyorsun?" gri gözler beni tartarcasına bakıyordu. Aramızda ki mesafeyi azaltmak istercesine bana doğru adımlayıp tam karşımda durdu. Gözlerimi gözlerine çıkartıp bir süre sessizce baktım. Gözlerim ellerine ulaştığında dudağımın kenarını ısırmadan duramadım. Bu eller birinin vücudunu delmişti. Tamam, o eller ile bu ellerin aynı olmadığını biliyordum. Sonuçta pençeye evrildiğinde bunu yapmıştı.

SAMHAİNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin