24. Bölüm

858 78 2
                                        


Vote ve yorumu unutmayın... İyi Okumalar...  :) :) :) ;)

Zeynep'ten...

Korku tünelinden çocukluktan beri korkarım. Arda, ben, Ecem gelmiştik bir keresinde. Arda hiç bir şeyden korkmuyordu. Ecem dönme dolaptan korkuyordu çünkü; yükseklik korkusu var. Ben de korku tünelinden korkuyorum. Arda ikimizle de dalga geçiyordu. Ben ona hiç bir şeyden korkmadığı için aşık oldum belki de. Keşke Arda burada olsa. Her korku tüneline bindiğimizde -Ecem'in zoruyla- bana Arda sarılırdı. İnsanlar her zaman yanında onu koruyan birilerinin olmasını ister. Ben de Arda'nın yanımda olmasını istiyordum. Ama Burcu vardı. Ona aşık olmasa da sevdiğini en azından hoşlandığını biliyordum. Sevgililerdi zaten. Beni kardeşi olarak görüyordu deyip nu klişe duruma nokta koyuyorum ve Arda demiyorum, artık. Gelelim Ecem Hanım'a. Arda ona kaç kere demesine rağmen -yine Arda dedim çaktırmayın.- hala Savaş'la görüşüyor. Savaş iyi çocuk ama içimdeki bir his güvenli değil diyor. Ama Ecem işte. En yakın arkadaşım ne yaparsa arkasında olduğum deli. Elimi biri tuttu. Yanımda sadece Furkan olduğuna göre Arda ya da Francisco değil. Ecem'le ikimiz Francisco Lachowski hastasıyız da. Tedavi bulunamadı. Tıp çaresiz. Başımı Furkan'a çevirdim. "Korkma. Ben varım." dedi. Bir elimize bir de Furkan'a bakıyordum. Arda bana sarıldığında bile bu kadar heyecanlanmamıştım. Kendimi şu an Bihter gibi hissetmem hiç te normal değil. Bu durumda Behlül de Furkan oluyor. Adnan ve Arda acayip benziyorlar zaten. Ama tek fark biz Arda'yla sevgili değiliz ama Bihter'le Adnan evliler. Adnan'a da yazık ama. Of saçmalamayı kesip elimi çekmem lazım. Normalde yapmam gereken bu.  Ama çekemiyorum. Peki şu an kalbimde orangutanların, öküzlerin, ineklerin, şempanzelerin, gorillerin, fillerin horon tepmesi normal mi? Normal olan insanlar; kelebekler falan uçuyor, karıncalar yürüyor derken benim dediklerim biraz anormal kaçıyor. Kendimi çok tuhaf hissediyorum. Ve bundan aşırı rahatsızım. Elimi çektim.

10 dakika sonra...

Sonunda korku tüneli saçmalığı bitti. Zaten benim ne akla hizmet burada olduğumu bilmiyordum. Edebiyat dersi varken... Savaş'la Ecem bizi bekliyorlardı. Bunlar da süper ikili gibi oldular. Savaş her ne kadar tüm kızların -bizim okuldaki kızlar dahil ben hariç - prensi olsa da Ecem'i bir üzsün kaslı maslı demem dalarım bu sefer. Ecem'le kardeş gibiyiz sonuçta onun için kaslı ve kızların hasta olduğu bir çocuğu bile döverdim. Bütün kızların bana saldırmasını bile göze alıyorum yani. Ecem'in annesiyle babası İzmir'de benim ailem arada gelseler de yurt dışında oldukları için birbirimize bu kadar kenetlendik herhalde. Ecem'le ketçap mayonez, müzik ve kitap, salatalıkla domates, çikolatayla kahve -canım çikolata çekti bu arada- patates kızartmasıyla hamburger gibiyiz. Korku tüneli kafa yapıyor arkadaşlar binmeyin. Yoksa benim gibi bir iki tahtanız eksilir. Savaş'la Ecem'in yanına geldiğimizde ilk dikkatimi çeken Ecem'in elindeki kırmızı kalp şeklindeki balon ve Ecem'in mutluluğu. Lan ben bu balonu niye daha önce görmedim? 'çünkü aklın Arda da.' diyen iç sesimi susturdum. Sırıtıp Ecem'e "Ne iş?" bakışı attım. "Hadi gidelim artık?" dedi Ecem. "Bence de gidelim." dedim. Savaş'la Furkan bizi eve bırakıp gittiler. Bizimle birlikte pijama partisi yapıp dizi izleyecek halleri yoktu ya. Gerçi benim de bunları yapmaya halim yok. Hemen yatıp uyuyacağım. Ama düşündüm de Savaş'la Furkan'ı pijama partisi yaparken. Özellikle bizim Ecem'le düzenli olarak yaptığımız çikolata partisinde... Düşündüğüm an kahkahalarla gülmeye başladım. Ecem bana her an Bakırköy'ü arayacak gibi bakıyordu. Onun bakışını görünce daha çok gülmeye başladım. Sinirlerim bozuldu herhalde. Ya da diğer ihtimal: Delirdim. net.

Ecem'den...

Zeynep'ten korkmaya başlamıştım valla. Sizin de arkadaşınız durup dururken böyle gülse korkmaz mıydınız? Bir de anırır gibi gülüyordu. Bunu ona söylesem cenaze işlemlerim yapılır ve boğaza bakan bir mezara gömülürdüm Zeynep tarafından. "İyi geceler." deyip koşarak odama çıktım. Hala kahkahalarının sesi geliyordu. Tövbe tövbe. Kulaklığımı alıp telefondan One Direction açıp kendimi yatağa attım ve kollarımı başımın altına koyup tavanla bakışmaya başladık. Selam tavan. Ne zamandır görüşemiyorduk. Ben Zeynep'e deli diyorum da ben de ayrı deliyim. Ama ben en azından tavanla kankalık yapıyorum. Onun gibi gülmüyorum durup dururken. Hiç uykum da yok. Çikolata falan mı saysam ki. Normal olmadığımı kanıtlamış bulunmaktayım. Herkes koyun kuzu sayar ben çikolata sayıyorum çünkü çok seviyorum. Ne yapayım? Ayrıca çikolatayı sevmeyen insan var mı? Çikolata dedim de yine geldi aklıma Savaş'ın gözleri... Nutellayla aynı renk gibi yani benziyor. Of canım Nutella çekti. Hemen kulaklığı çıkarıp odamdaki nutella dolabımdan bir tane nutellayla kaşık aldım. Gizli dolap içi sadece nutella dolu. Zeynep bilmiyor. Bilirse dolabıma saldırı düzenler. Nutellamı yiyip hemen yattım. Uykum da yavaş yavaş geldi zaten.

Her Şey SenleBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin