Hava kararmıştı. Ama hala Savaş'lar dönmedi. Acaba başlarına bir şey mi geldi? İçimi bir korku kaplamıştı. Kulaklığımı çıkarıp Zeynep'in yanına doğru yürümeye başladım. Kızlarla masayı hazırlıyorlardı. "Zeynep ben biraz dolaşacağım." dedim. "Nereye akşam akşam şimdi kaybolursun ormanda otur işte şurada." dedi. "Ya ne olacak? Çok uzağa gitmem." dedim. "Dikkat et." dedi Zeynep. "Tamam." dedim ve yürümeye başladım. Baya bir yürümüştüm. Çadırların olduğu yer görünmüyordu. Ay burada ayı falan olmasın. Yok be saçmalama Ecem. Ne ayısı? Arkadan sesler geliyordu. Geri mi dönsem? Ama nerden döneceğim? Delireceğim kayboldum galiba. "Zeynep" diye bağırdım. Ama cevap yoktu. O kadar uzaklaşmasaydım keşke. Çalılıkların arkasından sesler geliyordu ama ben korkudan gidip ne var diye bakamıyordum bile. "Kimse var mı?" dedim. Cevap gelmedi. Ah çok salağım. Keşke Zeynep'i dinleseydim. Birden bir şey üstüme düştü. Çığlık attım. Gözlerimi kapattığım için şu an üstüme neyin düştüğünü bile bilmiyordum. Allah'ım lütfen ayı olmasın. Gerçi ayı olsa daha ağır olurdu. Yavaş yavaş gözlerimi açtım. Bu Savaş'tı. Göz göze gelince bir süre öylece kaldık. Hemen Savaş'ı itip kalktım. Yine sırıtıyordu. Bıktım bu öküzün sırıtmalarından. Hele o dalga geçermiş gibi gülmesi öldürecek beni bir gün. "Ne yapıyorsun sen?" dedim. "Asıl sen ne yapıyorsun gece gece burada?" dedi. "Siz gelmeyince merak ettim. Hem biraz dolaşayım hem de belki yardım ederim size diye geldim." dedim. "Sen beni merak mı ettin?" dedi. "Hayır. Farkındaysan siz dedim." "Biz de kaybolduk odun ararken, o yüzden geç kaldık." dedi. "Aa niye o kadar aradınız? Sen varsın ya. Senden başka odun göremiyorum." dedim. Güldü. "Doğru gözün benden başkasını görmediği için başka bir odun görememen çok normal." dedi. "Off Savaş. Sus Savaş." dedim. "Ne oldu? Cevap veremedin." dedi. "Kayboldum ve çok açım şu an seni boğarak öldürmemi istemiyorsan bana yardım eder misin?" dedim. "Of tamam gel başımın mavi gözlü belası." dedi. "Fener falan almadın mı? Önümü göremiyorum." dedim. "Yok ben almadım fener. Fener alacak inşallah maçı." dedi. "Allah senin cezanı versin Savaş. Fener diyorum hani yapay bir ışık kaynağı olan aydınlatan." dedim. "He sen o feneri diyorsun. Furkan almıştı. Ben almadım." dedi. "İyi halt ettin Savaş." dedim. "Eyvallah." dedi. "Ay bir de "Eyvallah" diyor delireceğim. Önümü göremiyorum düşeceğim diyorum." dedim. Koluma girdi. Biraz ilerledik. Ayağıma bir şey takıldı. Tam düşecektim Savaş belimden tuttu. Ama galiba bileğimi incittim. "İyi misin?" dedi Savaş. "Bileğim çok acıyor." dedim. "Yürüyebilecek misin?" dedi. "Yürürüm." dedim. Yürümeye başladığımda ağrı girince az daha düşüyordum. Ağaca tutunmasam yere yapışacaktım. "Gel buraya." deyip kucağına aldı, Savaş. "Ya bıraksana be." dedim bağırarak. "Bırakınca ne olacak? Yürüyebilecek misin?" diye o da bağırdı. "Bana bağırma!" dedim. "Sen de bağırma o zaman." dedi. Çocuk gibiydi. Of zaten bileğim çok kötü acıyordu. Sanki tır geçmişti ayağımdan. Bırak tırı tır hafif kalır sanki Nazlı ayağıma bastı. Allah korusun. Tövbe tövbe. Karanlıkta yürüyorduk. Savaş ıslık çalıyordu. "Gece gece ıslık çalma gerizekalı odun." dedim. "Hem kucağımda taşıyorum hem de yine odun oluyorum." dedi. "İsmini söylüyorum." dedim, onun gibi sırıtmaya çalışarak. Onun kadar güzel olmasa da... Ne diyorum be ben? Kafama güneş mi geçti, diyeceğim şu an gökyüzünde ay ve yıldızlar var sadece. Ay çok güzel bu gece. Düşüncelerimi okur gibi; "Ay ne güzel demi?" dedi kafasını kaldırarak. "Evet. Çok güzel. Onun sayesinde önümüzü görüyoruz. Birileri bu karanlıkta yanında fener taşımadığı için." dedim. "Ne güzel işte ay ışığında yürüyoruz. Daha doğrusu yürüyorum." dedi. Omzuna vurmaya başladım. "Bak vurma bırakırım düşersin." dedi. "Bırak." dedim. Ah ben şaka yapmıştım. Birden bıraktı öküz. Ama tam yere çakılırken tuttu. İnsafa geldi, herhalde. "Salak şaka yapmıştım." dedi. Kahkahalarla gülüyordu. "Tamam. Çok güzel gülüyorsun ama gülmeyi bırakıp yolu bulmaya çalışsan diyorum." dedim. "Demek çok güzel gülüyorum." dedi. "Yani ben aslında öyle demedim. Of egoist hayvan." dedim. "Teşekkür ederim bu güzel iltifatların için Ecem' cim." dedi. "Ne demek. Her zaman." dedim.
Bu geceyi sağ salim atlatalım başka bir şey istemiyorum.
