13.Bölüm

980 87 24
                                        

Nasıl ya Savaş Nazlı'yla oturuyordu. Nazlı resmen çocuğun kucağındaydı. "Şey Ecem sen..." Şu an hiç bir şey duymak istemiyorum. "Lütfen Zeynep konuşmayalım."dedim. "Ama canım..." Nevzat Hoca gelmişti. Nevzo; "Hadi Nazlı yerine. Sen de yerine Ecem'ciğim."dedi. Nazlı kalktı. Ben de arkalara doğru geçiyordum. Nevzat Hoca; "Nereye Ecem?"dedi. "Yerime hocam."dedim. "Sen Savaş'ın yanında oturuyorsun."dedi. "Nasıl ya?" dedim. Ben Savaş'ın yanına oturmak istemiyorum ki. "Bakmadın mı biletine Ecem'ciğim?" dedi Nevzat Hoca. Ben almamıştım ki bileti. Zeynep almıştı. Bana bugün verdi bileti hiç te bakmadım. Ah salak kafam. Zeynep'in yanına gidip "Kızım sen niye söylemiyorsun Savaş'la oturacağımı? Bilseydim gelmezdim."dedim. "Söylemeye çalıştım ama izin vermesin ki. Tabii Nazlı'yla Savaş'ı yan yana görünce kızgınlıktan ve kıskançlıktan konuşturmadın bile beni."dedi, fısıldayarak. Kafasına vurup hemen Savaş'ın yanına oturdum. Yine sırıtıyor bu ya. Çocuğun sırıtmadığı gün yok ki. Biliyoruz çok güzel gülüyorsun ama bunu yüzümüze vurmasan diyorum. Aslında diyemiyorum. Çünkü; egosu zaten tavanlarda daha da yükseklere çıkarmaya hiç gerek yok. "Niye gülüyorsun?"dedim. "Yok bir şey."dedi öküzün hası. "Nazlı ile çok mutlusunuz bakıyorum da."dedim. "Evet çok mutluyum."dedi.
Savaş'tan...
Ecem her zaman ki gibi Nazlı'yı kıskanmıştı. Ama belli etmemeye çalışıyordu. Hiç belli olmuyordu gerçekten (!) Hoşuma gitmiyor değil aslında beni kıskanması. Git gide bana aşık oluyordu. Ve ben intikamımı alacaktım. "Sen mutlu musun?" dedim. "Çok mutluyum valla. Anlatamam."dedi. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Niye kendimi tutuyorsam güleyim de insanlar gülüş görsün. Gülmeye başladı. "Ya sen manyak mısın? Ne gülüyorsun?" dedi. "Sen beni kıskanıyor musun? Bak 2. kez soruyorum."dedim. "Ben de 2. kez hayır diyorum. Anlama kıtlığın varsa tedavisi bende değil Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine git orada sana yardımcı olurlar."dedi. "Senin yaptığın gider benim hoşuma gider." dedim. "Çakma Turabi."dedi, sinirli sinirli. "Sinirlenince ayrı bir güzel oluyorsun güzelim."dedim. "Eyvallah."dedi. Güldüm. Ecem kulaklığıyla müzik dinliyordu. Ben uyumaya çalışıyordum. Ama arkamda horlayan Nevzat Hoca yüzünden uyuyamıyordum. Ecem kulaklıklarını çıkarınca "Bu ses ne ya ormana geldik mi? Ayı sesi gibi bir şey var."dedi. "Daha gelmedik. O ayı sesi gibi şey de Nevzat Hoca'nın horlamaları."dedi. Çantasından pamuk çıkardı. Kulağına tıkadıktan sonra bana da verdi. Ben de pamuğu takıp "Çantanda pamuğun ne işi var çok merak ediyorum."dedim, hafif bağırarak. "Sen horlarsın diye bir paket getirdim. Otobüstekilere de veririm diye. Bir tane de yedek getirdim. Nazlı'da horlarsa on tane pamuğu kulağıma tıkamak için.Ama Nevzat Hoca horlamaz zannediyordum."dedi. "Her insan yanılır."dedim gülerek. Sonra da gözlerimi kapattım.
Yarım saat sonra...
Gözlerimi açtığımda omzumda bir ağırlık ve ağrı vardı. Ecem'in başı omzuma düşmüş. Çok tatlı uyuyordu. Ben bu kızı kullanıp nasıl intikam alacağım. Yavaş yavaş gözlerini açmaya başladı. Gözlerini açtığında önce otobüse baktı sonra kafasını kaldırdı bana baktı ve omzunu birden çekti. Ben de "Omuz felci geçirmiş olabilirim."dedim. "Nazlı başını senin omzuna koysaydı felç geçirecek omzun bile olmazdı. Haline şükret bence. Onun gibi ayı değilim en azından."dedi. Kahkaha atıp; "Allah korusun."dedim. Acaba ben avcı falan mı olsam. Hemen avıma düştü bile, Ecem Hanım. Ama artık acımak yok. Rüyamda Burcu'yu görmüştüm. Aklıma Arda canisi gelince Ecem'e acımayı bırakıp intikama odaklanmak gerektiğini anladım. Böyle olması gerekiyordu. O benim kardeşimi kandırmıştı. Ve hiç acımamıştı. Ben de acımayacaktım. Yürü be Savaş. Helal sana be. Kendimi övmeye bayılıyorum.
Ecem'den...
Ya inanmıyorum ya Savaş'ın omzunda uyuyakalmışım. Gerizekalı Ecem. Aferin sana. Aslında bir yandan bakınca iyi de oldu. Boynu tutulmuş ego yığınının. Kamp alanına gelmiştik. Otobüsten Zeynep'le inerken Nazlı'da Furkan ve Savaş'ın peşinden gidiyordu. Yapışık işte ne olacak. Nevzat Hoca; " Evet arkadaşlar. Şimdi erkekler odun bulmaya gidiyorsunuz. Kızlar siz de yemek yapmaya... Ben çadırları kuracağım diğer hocalarla."dedi. Yemek mi? Ben ve yemek yapmak. Zeynep yapabiliyor. Hatta bana da öğretmişti ama sadece börek, baklava,kek,pasta falan yapmayı öğretti. Burada da onları yapamayacağıma göre ben de biraz müzik dinlerim. Bir ağacın altına oturup telefonumu ve kulaklığımı cebinden çıkardım. Ve kulaklığımı takıp "Murat Dalkılıç- Neyleyim İstanbul'u" şarkısını açtım. İşte huzur...

Her Şey SenleBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin