Ikra H : S-sen ne dersin be oğlum? Bunu niye yaparlar?
Hâlâ sindiremiyordu ama düşman acımazdı ki, hem karşı taraf teröristti, onlar hiç acımazdı. Asker - doktor - öğretmen vb... kişileri hiç sevmezlerdi. Acımazlardı, aksine acı çekiyorlarsa bundan zevk alırlardı. Ancak gülerlerdi. Işkence ederler, canlarına kıyarlardı. Ellerinde binlerce masumun, askerlerin kanları olurdu. Masum değillerdi, onlar şeytan gibilerdi. Cellatlardı, iğrenç kişilikli insanlardı. Onlarda vicdan denilen şey yoktu, arsızlardı.
Aren kahvesinden yudum alarak kuruyan boğazını ıslamıştı. Konuşmak zor geliyordu çünkü Ikra hanım'ın yaşlı gözleri kalbini acıtıyordu. Az ileride kapının gerisinde fark ettiği bedenler konuşmasına hiç yardımcı olmuyordu. Konuşmak zor geliyordu, abilerini son anda fark etmişti. Ikra hanımsa oğlunun masada duran elini kavrayıp gözlerine baka baka konuşmuştu. Gözünden akan her damla yaşsa Aren'in kalbini ok misali delip geçiyordu.
Ikra H : Ne yaptılar sana, çok yandı mı canın? Şuan ağrın sızın var mı aslanım?
Aren : Geçer elbet...
Ikra H : Aren'im, canını sevdiğim.
Diyip oğlunun elinin üstünde ki yaraları tek tek öptü, gözünden akan yaşsa Aren'in elini ıslamıştı. Ama geri durmadı, nedense elini çekmedi. Konuşmak dahi zor geliyordu, boğazında sanki yumru varda gitmek bilmez gibiydi. Yutkunamıyordu.
Ikra H : Ben sana a-annelik yapamadım, affet beni!
2 saat sonra
Barut ailesi evine gitmişti, Aren öz annesiyle konuştuktan sonra salona geçmişti. Biraz durgundu. Demirkan ailesi kendi arasında konuşurken o dinleyici olmayı tercih etmişti. O anda birden bire dibinde biten kızıyla tebessüm ederek onu yavaşça kucağına alıp geri oturdu. Bunu fark edenler kocaman gülümserken Ceylan babasının gögsüne başını yaslayarak gözlerini kapatmıştı, onun sağ olduğuna hâlâ inanmakta güçlük çekiyordu ve onu çok özlemişti. Burnuna dolan hoş kokusuyla gözleri dolmuştu, babasını çok özlemişti.
Aren yavaş yavaş saçlarını severken hissettiği acıyı yok sayıyordu. Belli edip aileyi korkutamazdı, diyemezdi ama tüm bedeni yara içindeydi ve canı yanıyordu. Dudağında ki kabuk bağlayan yarası artık eskisi gibi acımıyordu. Geçmeye başlamıştı ama diğer yaralar kolay kolay geçmeyecekti, hele de ruhunda ki yaralar hiç kolay geçmeyecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kum Tanesi
أدب نسائيEski adıyla Ruh-u Revan ! - Aşk karın doyurmuyor kızım, resmen seninki alttan inip eşşeğe binmek oldu. Koskoca Malikhaneyi bırak, gel burda iki göz evde yaşa! & - Anne delirtme beni, ben evimden de ailemden de memnunum. Uzatma! ●●●● Saçma sapan yor...