"Diyorum ki bugün kafeyi biraz erken kapatalım."
"Neden?" Diye sordu Minseok. "Hala çok fazla müşteri var."
"Evet bunlar kalktıktan sonra kapatırız, yenilerini almayız. Neredeyse bir ay oluyor ama hiç birlikte kafe dışında bir şey yapamdık, kafe alışverişini saymazsak. Birlikte bir şeyler yapabiliriz."
"Güzel olur," dedi Kyungsoo. " bowling falan oynayabiliriz belki."
"Çok isterdim ama ben gelemem." Diye yanıtladı Yerim.
"Neden? Bir sorun mu var, başka bir planın yok herhalde?" Dedim gülerek.
"Yok." Dedi Yerim. "Sadece..."
Bakışlarından sorunun ne olduğunu anlamıştım. Reddetmek için daha fazla neden aramasını istemedim.
"Herkes geliyor," Dedim. " ayrıca maaşlarınız henüz yapmadığı için her şey müesseseden. Hadi patlatalım kasayı."
Kasayı açıp içinden bir miktar para çıkartıp cebime koydum. Son müşteriler de kalktıktan sonra dışarı çıktık.
"Baekhyun'u da çağırmak nasıl olur?" Diye sordu Minseok. "Tek hissetmesini istemiyorum. "
Kyungsoo soran gözlerle bana baktı.
"Kesinlikle çağırmalıyız," Dedim. "Ama tek sayı oluyoruz. Bowling oynamak için birine daha ihtiyacımız var. Ablamı çağırsam sizin için sorun olur mu?"
"Ne gibi bir sorun olabilir ki?" Dedi Minseok. "Çok memnun oluruz."
Kyungsoo da heyecanlanmış görünüyordu. Ne kadar kalabalık o kadar iyi diye düşündüm. AVMye vardığımızda ablam çoktan oradaydı. Kısa süre sonra Baekhyun da bize katıldı. Her takımda 2 erkek 1 kız olmasına karar verdik. Minseok ve Baekhyun Yerim'i de alarak bir takım kurdular. Biz de Kyungsoo ve ablamla bir takım olduk.
Oyun oynarken ablamın Kyungsoo'ya attığı birkaç bakışı yakalayınca biraz rahatsızlık duydum. Söylemek bile istemiyorum ancak bunun olma olasılığı bile beni korkutuyordu. Oyuna yeterince odaklanamadığım için sanırım takıma puan kaybettirdim ve kazanan diğer takım oldu. Ablam çok sinirlenmişti. Yenilmeyi hiçbir zaman hazmedemezdi zaten. Bense onun bu halini izlemeye bayılırdım. Kyungsoo ise gülüyordu. Eğlenmişti ve bu ona yetmişti. Daha sonra bir yerde oturup hamburger ısmarladık. Otururken diğerleri ablama yaptığı iş hakkında sorular soruyordu. Yerim çok etkilenmiş görünüyordu. Dinlerken neredeyse göz kırpmayı bile unutmuştu. Koreli bir kadının, Amerika'daki bir üniversite de uzayla ilgili çalışmalar yapan bir fizikçi olması... Evet söylerken ben de etkilendim. Ablam ile yine gurur duyduktan sonra yemeğimi bitirdim. Az önceki korkularımın ne denli bencilce olduğunu düşündüm. Ablam bizi özlediği için evine dönmüştü, onunla geçirdiğim her anın tadını çıkarmalıydım. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi.
AVM'den çıktıktan sonra yürümeye karar verdik.
"Senin evin neredeydi Yerim?" Diye sordu Minseok.
"Sorun değil, ben tek başıma gidebilirim." Diye cevapladı Yerim ama Minseok ısrar etti.
"Gidebileceğine eminiz ama bugün hep birlikteyiz. Bize tarif et."
"Pekala."
Yarım saat sohbet ederek yürüdükten sonra bizim mahalleye varmıştık. Bizim kafenin oradan geçtikten sonra biraz daha ilerledik. Burası ara sokakta bir yerdi. Eski ve bakımsız bazı evler vardı. Bir evin önünde durduk.
"Evin burası mı?" Diye sordum.
"Aslında arkadaşımın evi, ben iş bulup ev tutana kadar onunla kalıyorum."
"Ah anladım. Ya ailen?"
Yerim sırayla yüzümüze baktı. Sonra gözlerini yere çevirip başını sağa sola salladı.
"Yok, hiç olmadı."
Yerim'in henüz söylemediği bazı problemleri olduğunu anlamıştım ama ne olduğu hakkında bir fikrim yoktu. Bunu duymak beni kötü hissettirmişti. Onu yanıma çekip sarıldım. Ona artık bir ailesi olduğunu hissettirmek istedim. Aynı şey değildi evet ama yine de istedim.
"Artık biz varız," Dedim. O da sarılarak karşılık verdi. Geri çekildiğinde gözlerinde birkaç parıltı vardı. Gülümsedi ve hepimizle vedalaşıp içeri girdi.
"Burası hiç tekin bir yere benzemiyor." Dedi Baekhyun iç çekerek. "Umarım hemen kalacak daha uygun bir yer bulur."
"Etrafa bir bakmalıyız." Dedi Kyungsoo. "Çok genç, ailesi yoksa muhtemelen yurttan yeni ayrılmıştır. Bu tarz şeylerden anladığını sanmam."
"Haklısın bir bakınalım."
Daha sonra Kyungsoo, Minseok ve Baekhyun'u da bırakıp ablamla eve döndük. Güzel bir gündü ama daha bitmemişti. Bu sefer ablamın elinden ben tutup yukarı, terasa çıkardım. Uzandık ve yıldızları izledik. Yine onlardan bahsetti bana. Ve ben yine anlamakta zorlandım anlattığı bazı şeyleri. Ama bu sefer büyümüştük. Tek fark bu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beautiful Man
RomanceJongin sevmişti, çok güzel bir kadını, çok güzel sevmişti. Onun tarafından terk edildiğinde bile onu unutmamaya söz vermişti. Ta ki onu tanıyana kadar, o güzel adamı... Angst değil, gönül rahatlığıyla okuyun. Uzun zamandır yazdığım ilk hikaye olması...
