Jongin sevmişti, çok güzel bir kadını, çok güzel sevmişti. Onun tarafından terk edildiğinde bile onu unutmamaya söz vermişti. Ta ki onu tanıyana kadar, o güzel adamı...
Angst değil, gönül rahatlığıyla okuyun. Uzun zamandır yazdığım ilk hikaye olması...
Cumartesi günü Sehun kafeye ziyarete gelmişti. Minseok ve Kyungsoo ile de konuşabilmek için yanımıza bir sandalye çekti. Bana iş yerinden, derslerden ve bizimkilerin ne kadar iyi gittiğinden bahsetti. Minseok'un doğal bir gücü olduğunu ve Kyungsoo'nun teknikleri herkesten kolay öğrendiğini anlattı. Baekhyun onlara kıyasla biraz daha çıtkırıldımdı ama yine de dersleri hiç aksatmadan gelmiş ve kendini geliştirmişti. Ben de işlerin iyi gittiğinden ve tahminimden hızlı ilerlediğimizden bahsetmiştim. Daha sonra konu konuyu açmıştı ve liseden konuşmaya başlamıştık.
"Siz de mi benim lisemde okudunuz?" Diye sordu Yerim. "Müdür o zamanda Bayan Kim miydi?"
"Hayır, Bayan Kim o zaman Kimya dersimize girerdi. Tatlı bir kadındı ama nasıl bir öğretmendi bilemiyorum. Dersinin çoğunda uyurdum." Dedi Sehun gülerek.
"Sadece derste mi, Sehun sen sınavlarda da uyurdun."
"Bitirince çıkamamıza izin verilmiyordu. Yazacak şeyim tükendikten sonra uyumam da ne var ki?"
Lise de Hyesu ile onun bu hallerini izleyip gülerdik. Sonra Hyesu çıkardığı notları kopyalayıp ona verirdi ve Sehun her seferinde dersi rahatça geçerdi. Bunu neden yaptığını sorduğumda Sehun'un sınıfta kalmasını istemediğini söylerdi. Biraz kıskanırdım ama onun sadece arkadaşını düşündüğünü bilirdim. O her zaman çok yardımsever ve sevgi doluydu. Ama kalbi yalnızca bana aitti ve sonsuza kadar öyle olacaktı. Bu fikir ile rahatlatırdım kendimi. Çok şanslı olduğumu düşünürdüm.
"Bir de Chanyeol vardı," Chanyeol, Sehun'un en yakın arkadaşıydı. Sürekli birlikte takılırlardı. İkisi de spor kulübündeydi, okulda sevilirlerdi. "ne oldu ona?"
"O da üniversite için şehir dışına çıktı ama Chanyeol'u bilirsin, gördüğü her etkinliğe katılıp okulu uzatmayı başardı yine. " Güldüm. Bu tam Chanyeol'den bekleyeceğim şeydi. Her anının tadını çıkarıyordu. "Ama bu sene bitirecek sanırım."
"Onu özledim." dedim.
"Ben de öyle. Junmyeon'u da aynı şekilde."
"Junmyeon?" Diye sordum. Onu hatırlamakta biraz zorlanmıştım.
"Junmyeon. Öğrenci başkanı olan hani. Biz başladığımızda üçüncü sınıftaydı. Okulu bize o tanımıştı."
"Ah evet şimdi hatırladım." Dedim bazı anıları anımsayarak. "Okul birincisi olmuştu değil mi?"
"Evet, Oxford'dan tam burs kazanmıştı. Bir ara ailesini ziyarete geldiğinde karşılanmıştık. Yüksek lisans yapmayı düşünüyordu, sanırım hala orada."
Junmyeon'u hayal meyal hatırlamıştım. Çok güzel bir yüzü ve bir o kadar güzel kalbi olan bir çocuktu. Ailesi şehrin ileri gelenlerindendi. Notları çok iyiydi ve okul öğrenci birliği başkanıydı. Öğrenciler için sürekli farklı aktviteler hazırlar, ne işimiz düşse yardıma koşardı. Bir de yardımcısı Minho vardı. Her şeyi birlikte hallederlerdi.
"Minho ne yapıyor biliyor musun?" Diye sordum.
"Mezun olduktan sonra hiç konuşmadık ama Junmyeon onun amatör bir ligde oynadığını söylemişti."
"Gerçekten mi?"
"Evet, hatırlıyorsan spor kulübünün başkanıydı. Yetenekli bir çocuktu ama yine de bunu gerçekten basaracağından emin değildim. Biliyorsun, bu birçok kisinin hayalidir, herkes gerçekleştiremez."
"Çok sevindim. Vay canına, bizim okulun öğrencileri hiç fena iş çıkarmamış ha?"
"Evet öyle." Sehun bir şey düşünürmüş gibi duraksadı. Sonra bir an gözünde parıltı ile bana döndü. " Bak ne diyeceğim, neden bir lise mezuniyet buluşması yapmıyoruz?"
"Harika fikir" Dedi Yerim. "Burada yapabiliriz, okulun eski öğrencisinin kafesinde. Çok havalı olurdu."
"Evet, Bayan Kim eski öğrencilere ulaşmamıza yardımcı olabilir." Dedi Sehun heyecanla.
"Pekala, yapalım o zaman."
"Harika, ben gidip Bayan Kim ile konuşurum, iletişim bilgilerini alırım. Ortak bir davetiye yazıp hepsine atarız."
"Kyungsoo, buluşma için özel bir menü hazırlayabilir misin?" Diye sordum. Kyungsoo pek heyecanlı görünmüyordu diğerlerinin aksine, onun üzerine çok mu fazla yük bindiriyorum diye düşündüm."
"Tabi sorun değil. Özel olarak istediğiniz bir şey var mı?"
"Hayır, hayır. Sen nasıl uygun görürsen. Eğer zorlanacaksan dışarıdan yardım alabiliriz. Kaç kişi olur bilmiyorum ama muhtemelen kalabalık olacak."
"Sorun değil, Minseok ve Yerim yardımcı olur. Baekhyun'u da çağırırım. "
"Komutları dinlediği sürece sorun olmaz." Kyungsoo'da gülerek karşılık verdi.
"Baekhyun bunları duymasın," dedi Sehun.
"Aman Baekhyun'un koruyucu meleği." Minseok şakayla karışık söylediğinde bir ihtimal olabilir mi diye düşündüm. Ama Sehun'un gülüşünü de gördüğümde bunun arkadaşça bir şaka olduğuna karar verdim.
"Baekhyun da burada olsaydı keşke," dedim hüzünle. Herkes burada olunca onun eksikliğini hissetmiştim.
"Gelirken onu da aradım ama akşamki performansına hazırlanıyormuş. "
"Aksam biz de izlemeye gidelim o halde." Dedim.
"Tamam o halde çıkışta hep birlikte gideriz. Nerede çıkacağını biliyor musunuz?"
"Hayır ama not aldığı bir defteri olduğunu biliyorum." Dedi Minseok.
"Tamam o halde, ben bir Baekhyun'u ziyaret edeyim. " Dedi Sehun. " Sürpriz yaparız."
Şuraya Chanyeol ve Junmyeon (Suho) oğullarımı bırakıyorum o zaman
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.