Jongin sevmişti, çok güzel bir kadını, çok güzel sevmişti. Onun tarafından terk edildiğinde bile onu unutmamaya söz vermişti. Ta ki onu tanıyana kadar, o güzel adamı...
Angst değil, gönül rahatlığıyla okuyun. Uzun zamandır yazdığım ilk hikaye olması...
İş bittikten sonra etrafı toplaması için Yerim'e yardım etmeye başladım.
"Ben çıkıyorum" Dedi Minseok. Sesi biraz rahatsız gibiydi.
"Kyungsoo'yu beklemeyecek misin? Diye sordu Yerim.
"Kyungsoo'nun işten sonra işleri var tatlım. İstersen birlikte çıkalım."
"Benim az bir işim daha var."
"Sorun değil," dedim "çıkabilirsin Yerim. Kalanı ben hallederim."
Yerim gülümseyip teşekkür etti ve gidip çantasıyla ceketini aldı. "Görüşürüz." Diyip birlikte ayrıldılar. Ben de kalanları hızlıca halletmeye çalıştım. Heyecandan elim ayağıma dolaşıyordu. Kyungsoo ile randevuya çıkacaktım. Kyungsoi işini benden önce bitirmiş olacak ki yanıma geldi.
"Yardım lazım mı?" Diye sordu.
"Hayır, hayır. Bitti bile." Son masayı da güzelce bir sildikten sonra bezi tezgaha bıraktım ve elimi yıkayıp, ceketimi aldım.
"Çıkabiliriz." Dedim gülümseyerek. Başıyla onaylayıp yürümeye başladı. Kafeyi kilitledikten sonra duraksadık.
"Eee, nereye gidiyoruz?" Diye sordu.
"Ben, düşünmedim aslında." Yalandı tanı ki. Bütün gün Kyungsoo ile çıkacağımız randevuyu düşünüp duymuştum ve aklımda bir sürü olası senaryo vardı. Ama hangisini seçeceğime karar verememiştim.
"Sorun degil, belki sadece yürüyebiliriz. Güzel bir mekana denk gelirsek bir şeyler yeriz."
"Olur, seninle her şey güzel olurdu zaten." Sesli mi söyledim. Harika şimdi yüzümün yandığını hissedebiliyordum. Yaklaşıp koluma girdi ve yürümeye başladı. Dün geceyi hatırlayıp gülümsedim.
Buradan biraz uzak mesafede bor göl vardı. Biraz yürümemiz gerekecekti ama yine de birlikte vakit geçireceğimiz için sorun değildi. Yol boyunca sessizdik. Birkaç kez göz göze gelip gülümsedik. İlk kimin pes edeceğini merak ettim. Yarım saatlik yolun ardından pes eden ben olmuştum.
"Gideceğimiz yeri beğeneceksin." Dedim emin bir şekilde. "Küçükken ailemle hep buraya piknik yapmaya gelirdik. Çok rahat ve güzel bir yer."
"Keşke yiyecek bir şeyler hazırlasaydım." Dedi dudaklarını sarkıtarak. Ne, öp beni mi? Hayır Jongin, şimdi değil toparlan.
"Çok gelişigüzel oldu sanırım. Bir dahakine birlikte bir şeyler hazırlarız."
"Sen mi? Sen yemek yapamazsın ki?" Dedi gülerek. Şaşkınlıkla ona baktım. Göz göze geldiğimizde gülmeyi bıraktı. "Ben insanları iyi gözlemlerim. "
"Beni iyi gözlemlediğinden şüphem yok, bazen benim hakkımda her şeyi bildiğini düşünüyorum. Aklımdan geçenleri bile."
"Sen açık bir kitap gibisin Jongin. Seni anlamak hiç zor degil, zaten hiçbir şeyi saklamıyorsun da."
"Sana olan hislerimi de görüyor musun o halde?" Diye sordum. Gülümsemesi genişledi. Başını aşağı yukarı salladı hafifçe.
"İlk andan beri."
"Rahatsız olmadın mı?" Dedim tereddütle. "Sana söylemek istedim ama seni rahatsız etmekten korktum."
"Hayır, Jongin sen rahatsız olacağım son kişi bile değilsin."
"Peki ya sen?" Diye sordum sabırsızlıkla. "Sen benim kadar anlaşılması kolay biri değilsin Kyungsoo. Ben... seni merak ediyorum. Seninle ilgili her şeyi, başta hislerini."
"Sana karşı olan hislerinden bahsediyorsan, " durdu ve sonunda karşımızda olan göle baktı uzun uzun. Ben de ona baktım ve bekledim. Cevabını bekledim. Sonra bana döndü ve gözlerimin icine baktı.
"Senden hoşlanıyorum Jongin ama gözlerine baktığımda hala bir başkasının yansımasını görüyorum. Beni o yansıma ile karıştırıyor olmandan korkuyorum çünkü o ben değilim."
"Kyungsoo, lütfen yapma. Beni geçmişime esir etme. " Yanına iyice yaklaşıp ellerini tuttum. "Gözlerimde kimin yansımasını gördüğünü bilmiyorum ama ben her yere baktığımda senin yansımanı görüyorum. Baktığım her yerde senden bir parça var, güzelliğin vurmuş dört bir yana. Bu yüzden tekrar güzel gelmeye başladı yaşamak. Ve ben yalnızca seninle yaşamak istiyorum Kyungsoo. Artık uzaktan izlemek istemiyorum seni. Sarılmak ve kokunu içime çekmek istiyorum. Çiçek bahçesi gibi kokuyorsun. Her bir yaprağını öpmek istiyorum. Ama en çok gülümsemeni seviyorum. Benim için gülümser misin?"
Gülümsedi. Yaklaşıp öptüm gülüşünden. İşte bu an için yaşamışım, diye düşündüm. Sonra o yaklaştı bana ve o öptü dudaklarimdan, tıpkı dün geceki gibi. Ama bu sefer ikimizde geri çekilmedik. Gece sahile vuran dalgalar şahit oldu aşkımıza.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.