20. Bölüm

45 3 2
                                        

Birbirimize olan hislerimizi itiraf ettiğimiz günün üzerinden on gün geçmişti. Bu on gün boyunca iş yerinde çok büyük bir değişiklik yoktu. İşten çıktıktan sonra İse birlikte yürüyüş yapar, sonra bir yerlerde oturup bir sohbet ederdik. Ardından onu eve bırakıp kendi evime dönerdim. Minseok ilişkimizi bildiğine dair hiçbir şey belli etmemişti. Hatta Kyungsoo'nun ona hiçbir sey söylememiş olabileceğini bile düşündüm. Taa ki bir akşam Kyungsoo'yu bırakırken Baekhyun ile karşılaşana kadar. Baekhyun beni görür görmez sarılıp bizi tebrik etmişti.

"Sonunda birbirinize açılabildiniz." Demişti üstüne üstlük. Kyungsoo onun kolunu dürterek susturdu.

"Tamam be," diye çıkıştı Baekhyun. "Sanki kimden neyi saklıyorsanız."

"Kimseden bir şey sakladığımız yok, kimsenin gözüne dokmaya çalıştığımız da."

"Üzgünüm Kyungsoo, Jongin'in ilişkinizden haberi olmadığını bilmiyordum. Seni rahatsız etmedim ya Jongin?"

Kıkırdadım. Kyungsoo sinirden kızarmadan başlamıştı.

"Ne halin varsa gör Baekhyun!" Diyip içeri girdi.

"Ona bakma," dedi Baekhyun. "İlk gün nasıl heyecanla anlatmıştı olanları bir bilsen." Diye fısıldadı. Bunu duymak beni mutlu etmişti. Bazen Kyungsoo'nun ilişkimiz konusunda benim kadar heyecanlı olmamasından korkuyordum. Hyesu duygularını asla saklayan biri olmamıştı. Son zamanlarımızda bile benden uzaklaştığını asla hissetmemiştim. Buna rağmen gitmişti işte. Kyungsoo'nun beni yeterince sevmeme ihtimali korkutuyordu beni.

"Teşekkür ederim Baekhyun. Bana nasıl moral verdiğini bilemezsin."

"Az çok tahmin ediyorum. Siz aşıklar, keşke bunun utanılacak bir şey olmadığını bilseniz. Kalbi bu kadar nefretle dolu insan varken, utanması gereken kesinlikle siz değilsiniz. Hmm," isaret parmağını çenesine götürüp okşadı. "belki bununla ilgili bir şarkı yazmalıyım."

"Dinlemek isterdim." Ona yaklaşıp sarıldım. "İyi geceler Baekhyun."

"İyi geceler Jongin" Dedi geri çekilirken. O günden sonra biraz daha rahatlamıştım Kyungsoo'nun yanında. Rahatça yaklaşıp sarılıyor, öpüyordum. Tabi yine işten sonra. İş yerinde profesyonellikten geri kalmıyorduk.

Kyungsoo ile olanları ablama da anlatmıştım. Çok sevinmiş hatta çığlık atıp durmuştu. Onun bu hali beni güldürmüştü. Annem ve babamın henüz haberi yoktu. Nasıl tepki vereceklerini bilmiyordum ve şimdilik bu riski almak istemiyordum. Hayatımda her şey güzel giderken bunu bozacak bir şeyin yaşanmasından korkuyordum.

Onuncu günün sonunda yine Kyungsoo'yu eve bırakmaya gelmiştim. Evin ışıkları yapmadığı için biraz endişelendim.

"Minseok ve Baekhyun yok mu?" Diye sordum.

"Baekhyun'un sahnesi var bu akşam, Minseok da onu izlemeye gitmiş olmalı." Diye yanıtladı.

"Yalnız iyi olacak mısın?" Diye sordum. "Seni bırakmak hic içimden gelmiyor."

"İçeri gelmek ister misin?" Diye sordu. Açıkçası bu teklifi beklemiyordum. Ben iyi olacağım, sen gidebilirsin. Benim için endişelenmene gerek yok... beklediğim cevap tam olarak böyle bir şeydi.

"Evet, tabi." Diyebildim sadece. Bir şey beklediğimden değil ama yine de onunla evde yalnız kalma fikri beni heyecanlandırıyordu.

Cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı açtı ve geçmem için geri çekildi. Ceketini çıkardıktan sonra benimkini de alıp ikisini de astı. Ayakkabımı çıkarıp kenara koydum ve önceden bildiğim salona doğru yürüdüm. Yanıma oturmadan önce aç olup olmadığımı sordu. Açsam böle artık değildim. Onunla aynı evde olmanın verdiği gerginlik iştahımı kesmişti.

"O halde içecek bir şeyler getireyim." Dedi. "Bir şey ister misin?"

"Şarap var mı?" Diye sordum.

"Evet olacaktı." İçeri girip daha önceden açılmış olan bir şişe şarap ile yanında iki kadeh getirdi. Birini doldurup bana uzattı. Bir yudum aldım.

"Tadı güzelmiş." Jongin!

"Minseok getirmişti. Bilirsin, anlar böyle şeylerden."

"Minseok..." Dedim mırıldanarak. Kyungsoo ayaklarını koltuğa çekip bana döndü ve bir dirseğini koltuğa dayayıp başını yasladı.

"Ne olmuş Minseok'a?" Diye sordu.

"Sadece merak ettim, neden ilişkimizi bilmiyormuş gibi davranıyor? Yani onu rahatsız eden bir şey yok, değil mi?"

"Hayır, tabi ki yok. Bilmiyormuş gibi davranmıyor sadece... Baekhyun kadar açıkça dile getirmiyor o kadar."

"Henüz her şey çok yeni biliyorum. Acele etmek istemiyorum. Şimdilik herkes bilmese de olur. Açıkçası ben de ailemin tepkisinden çekiniyorum. Yine de zamanı geldiğinde herkesin ilişkimizi bilmesini istiyorum. İnsanlar rahatsız olmasın diye gizli saklı köşelerde yaşamak istemiyorum." Kyungsoo gülümsedi. Kadehi masaya bırakıp elimi tuttu ve hafifçe okşadı.

" Güven bana Jongin, seni kimseden saklamayacağım ve bundan rahatsız olan varsa sorun değil. İnsanlar için yaşamaktan çok uzun zaman önce vazgeçtim. Ne düşündüğünü umursadığım tek kişi sensin."

Tanışmamızdan bu yana Kyungsoo ilk defa duygularını bu kadar açıkça dile getirmişti. Heyecandan nefes almayı bile unutmuştum. Göğsümde bir şeyin yayıldığını hissettim. Yoğun bir şeyin. Bunu nasıl tarif edebilirdim ki? Ağır bir şey ama sıcacık. Yavaş yavaş karnıma doğru indi bu his. Karnımda kelebekler uçuşuyor dedikleri bu muydu?

Gözlerine baktım. Onun hislerini de okumak istedim o gözlerde. Sonra yüzünde dolaştı biraz bakışlarım. Dudaklarını görünce durdu. Ne kadar yakınlaşmışlardı bana. Fark etmemiştim. Yoksa ben mi yakınlaşmıştım onlara. Tenlerimiz birbirine değdiğinde gözlerimizi yumduk. Küçük öpücüklerle başladı her şey. Sonra biraz daha derinleşti. Nefes nefese kalana kadar tattım dudaklarını. Nefes almak için geri çekildiğinde boynuna indim, yine küçük öpücükler bıraktım süt beyazı tenine. Her bir beyine öpücük bıraktım. Birkaç düğmesini açıp omzuna yaydım. Kolyesinin soğuk demir ucu dudaklarıma değdiğinde titredim. Omzunu ortaya çıkarmak için zinciri kenara çektiğimde birden ayaklandı. Ne olduğunu anlamadan baktım gözlerine. Eli ile göğsünde yutkunarak baktı. Sonra koşarak içeri gitti.

Beautiful ManBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin