66.Bölüm

9 2 0
                                        

Bizi orada mutlu bir son
Bizi Orada mutlu bir son bekliyordu bu kadar zaman sonra bu kadar olaylardan sonra artık gerçekten de sana gelmedik mi artık hepimiz mutlu bir sonu hak etmiyor muyuz

İstanbul'un ışıkları, Boğaz'da yavaşça süzülen teknelerin üzerinde parıldıyordu. Nehir, arabanın camından dışarı bakarken şehirdeki hayatın ne kadar hızlı aktığını düşündü. Yıllar geçtikçe, hem şehir hem de kendisi değişmişti. Ama bazı şeyler hiç değişmiyordu; arkadaşlıkları gibi.

Nehir, bir avukat olarak yoğun bir kariyere sahipti ama bu gece iş düşünmeyecekti. Bu gece, uzun zamandır bir araya gelmediği arkadaşlarıyla buluşacaktı. Talat'ın düzenlediği büyük buluşma partisi, herkesin heyecanla beklediği bir etkinlik olmuştu.

Nehir, tarihi bir köşkte düzenlenen partiye vardığında Girişte, onu karşılayan ilk kişi Sumru oldu. Sumru'nun enerjik gülümsemesi, Nehir'in tüm stresini bir anda almıştı.

"Ne kadar da uzun zaman oldu, Nehir!" dedi Sumru, ona sıkıca sarılırken.

"Gerçekten de öyle," diye yanıtladı Nehir. "Seni görmek harika."

Köşkün içinde ilerlerken, diğer arkadaşlarını da görmeye başladı. Seher, şık bir elbise içinde zarafetle dolaşıyor, herkesle sohbet ediyordu. Salim, köşede birkaç kişiyle ciddi bir konuşmaya dalmıştı. Ve orada, salonun ortasında, Talat duruyordu.


Nehir ve Talat'ın gözleri karşılaştığında, zaman adeta durdu. Yıllar önce yollarını ayırdıklarında, her ikisi de birbirlerini unutamamışlardı. Ancak ikisi de duygularını gizlemiş, yollarına devam etmişti.

"Nehir," dedi Talat, hafif bir gülümsemeyle. "Gelip geleceğinden emin değildim."

Parti devam ederken, arkadaşlar eski günlerden, anılardan bahsettiler. Kahkahalar havada uçuşuyor, geçmişin tatlı anıları yeniden canlanıyordu. Ancak herkesin yüzünde bir gülümseme olsa da, bazı duygular ve sırlar derinlerde saklanıyordu. Nehir'in Talat'a olan bakışlarını görmek, içinde bir şeylerin kırılmasına neden oluyordu.

Seher ve Hamza ise köşede, fısıltılarla konuşuyorlardı. Aralarındaki gizli ilişki, partinin neşesi içinde bile gizlenmeye devam ediyordu. Hamza'nın yüzündeki karanlık ifadeler, iş dünyasındaki tehlikeli sırların bir yansımasıydı. 

Parti tüm neşesiyle devam ederken, kapı bir anda sertçe çalındı. Salondaki müzik sustu ve herkes kapıya yöneldi. Sumru, kapıyı açtığında iki polis memurunun ciddi ifadeleriyle karşılaştı.

"Salim Yılmaz burada mı?" diye sordu memurlardan biri, sert bir ses tonuyla.

Salim, şaşkınlıkla kalabalığı yararak öne çıktı. "Evet, ben Salim Yılmaz. Neler oluyor?"

"Salim Yılmaz, Şevval Kaya'nın öldürülmesiyle ilgili olarak sizi sorguya almak zorundayız," dedi memur. Salondaki herkes şok içinde kalmıştı.

"Ne? Bu bir yanlışlık olmalı!" dedi Salim, gözleri büyüyerek.


Nehir, Talat, Sumru, Seher ve Hamza birbirlerine bakarken, polisler Salim'i alıp götürdü. Nehir, Salim'in masum olduğunu düşünerek hemen harekete geçti.

"Bu kesinlikle bir yanlış anlaşılma," dedi Nehir, arkadaşlarına dönerek. "Salim böyle bir şey yapmaz. Onun suçsuz olduğunu kanıtlamamız lazım."


Nehir'in bayılmasıyla ortalık bir anda karıştı. Sumru, telefonunu çıkararak ambulansı ararken Talat, Nehir'in nabzını kontrol ediyordu. Bu sırada polis memurları da olayı şaşkınlıkla izliyordu.

GiritBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin