70

5 8 0
                                        

Nehir, oteldeki olaydan sonra eve döndüğünde hala sinirden titriyordu. Duyduğu ihanetin ağırlığı altında ezilmişti ama asıl mücadele henüz başlamamıştı. Birkaç saat sonra Tuğkan da eve geldi. Kapıyı çarparak içeri girdi ve Nehir’i oturma odasında buldu.

- Tuğkan: "Nehir, ne yaptığını sanıyorsun? Otelde rezalet çıkardın! İnsan içine çıkacak yüz bırakmadın."
- Nehir: "Rezalet mi? Asıl rezalet sensin! Karını aldatıyorsun ve beni suçluyorsun öyle mi? Bir de utanmadan o kadının yanında beni aşağılıyorsun. Sana güvenmekle hayatımın en büyük hatasını yaptım!"

Tuğkan, öfkeyle odanın ortasına doğru yürüdü. Nehir ise yerinden kalkıp ona doğru bağırmaya başladı.

- Nehir: "Sen kimsin de beni bu hale düşürüyorsun? Ben seninle her şeye göğüs gerdim. Ama sen, sen beni SIFIRLA değiştirdin!"
- Tuğkan: "Kes artık, Nehir! Bana ders vermeyi bırak. Bütün bunları senin kontrol deliliğin yüzünden yaşadık. Hayatı bana zindan eden sendin!"

Bu sözlerden sonra Nehir iyice delirdi. Yakınındaki bir çerçeveyi alıp yere fırlattı. Çerçeve kırılırken cam parçaları her yere saçıldı.

- Nehir: "Zindan mı? SANA ZİNDAN MI OLDU BU EV? Peki ya ben? Senin için mücadele eden, her şeye katlanan ben ne oldum, Tuğkan?!"

Tuğkan, sesini yükseltmeye devam etti:

- Tuğkan: "Artık yeter! Bu evde huzur kalmadı. Ben buradan gidiyorum ve Seren’i de alıp götüreceğim!"
- Nehir: "Ne? Çocuğumu sana asla vermem! O benim kızım, anladın mı? Senin gibi bir adamın yanında büyümesine izin vermem!"

Tuğkan, Seren’in odasına gitmek için hamle yapınca Nehir arkasından koşup onun koluna yapıştı. İkisi arasında itiş kakış başladı.

- Nehir: "Bırak kızımı! Ona dokunamazsın!"
- Tuğkan: "Senin gibi bir kadının yanında asla huzur bulamaz! Seren’i mahvedeceksin!"

Nehir, Tuğkan’ı iterek uzaklaştırdı. Tuğkan ise dengesini kaybedip bir sandalyeye çarptı. Yerdeki cam parçalarından biri elini kesmişti, ama umursamadı. Seren’in ağlama sesi gelince ikisi de bir an durakladı.

- Nehir: "Bak ne hale geldik, Tuğkan. Bu çocuğa zarar vermene izin vermem."
- Tuğkan: "Zarar mı? Seni mahkemeye vereceğim, Nehir. Seren’in velayetini alacağım. Bu iş burada bitmedi!"
Tuğkan ertesi gün avukatını arayarak velayet davası açmaya karar verdi. Nehir ise hemen kendi avukatıyla görüşüp karşı bir dava hazırladı. Seren’in iyiliği için her şeyi yapmaya hazırdı.

Mahkemede taraflar birbirlerini suçlamaya devam etti. Tuğkan, Nehir’in dengesiz ve agresif olduğunu, Seren’e uygun bir ortam sağlayamadığını iddia etti. Nehir ise Tuğkan’ın aldatmalarını ve çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyebilecek bir ortam sağladığını öne sürdü.

Hakim, Seren’in psikolojik durumunun incelenmesi ve tarafların yaşam koşullarının değerlendirilmesi için bir sosyal hizmet uzmanı atanmasına karar verdi. Bu süreç boyunca ikisi de Seren’i görebilecekti, ancak belirli bir düzen çerçevesinde.
Bir gün Seren, bu kargaşanın ortasında kendini odasına kilitledi. Anne ve babasının sürekli kavga etmesinden bıkmıştı. Nehir kapıyı çalıp kızını sakinleştirmeye çalıştı.

- Nehir: "Bebeğim, lütfen kapıyı aç. Seni üzmek istemiyorum."

Seren kapıyı açtı ve ağlayarak annesine sarıldı.

- Seren: "Anne, artık kavga etmeyin. Lütfen. Ben sizi seviyorum ama bu şekilde yaşamak istemiyorum."

Bu sözler, Nehir’in kalbinde bir yara açtı. Aynı zamanda Tuğkan da olayı duyup içeri geldi. Seren, babasına dönerek aynı şeyi söyledi.
Nehir, artık her şeyin farkındaydı. Tuğkan’ın ve Selin’in arasında bir ilişki olduğunu öğrenmişti ve her şeyin arkasındaki büyük planı çözmeye başlamıştı. Fakat Nehir, bir şeyi fark etti; her şeyin sadece Tuğkan’ın ihanetiyle sınırlı olmadığını, başka birinin de bu işin içinde olduğunu anlamaya çalışıyordu. İçinde bir şeyler onu daha fazlasını öğrenmeye zorluyordu.

Bir akşam, Nehir’in telefonuna gelen bir mesaj her şeyi değiştirdi. Gönderen kişi, tanımadığı bir numaraydı.

Mesaj: "Selin ve Tuğkan sadece işbirliği yapmıyorlar, bir adım daha ileri gidiyorlar. Bu sefer işi bir üst seviyeye taşıdılar. Bilmediğin bir şeyler var. Bu oyunun içinde sadece seni değil, Seren’i de hedef aldılar."

Nehir mesajı okuduğunda donakaldı. Bu kimdi? Kim onu bu kadar tehdit ediyordu? Ve neden? Ama bir şey kesinlikle belliydi; Tuğkan ve Selin arasındaki ilişki yalnızca kişisel değil, ticari bir ilişkiydi. Hemen harekete geçmeye karar verdi.

Bir hafta sonra, Nehir'in aklındaki soruları yanıtlayacak bir fırsat doğdu. Tuğkan’ın evinde bir davet vardı. Nehir, davete katılmaktan başka bir seçeneği olmadığını düşündü. Bu, ne olursa olsun gerçeği öğrenebileceği bir fırsattı.
Davet akşamı, Nehir hazırlıklarını tamamladı ve Tuğkan’ın evine doğru yola çıktı. Davetteki atmosfer gergindi, herkes bir şeyler saklıyor gibiydi. Nehir, derin bir nefes alarak eve adım attı ve salona doğru ilerledi. O sırada, bir çift göz onu izliyordu. Nehir, içeri girdiğinde Selin ve Tuğkan’ın yanında, tanımadığı bir kadın olduğunu fark etti. Kadın, oldukça zarif ve çekiciydi; Nehir’in dikkatini çekti.

Kadın, Tuğkan’a doğru gülümsedi. Ama Nehir, sadece onu izlerken, aralarındaki ilişkiyi hemen çözebildi. Bu kadın, Tuğkan’ın sevgilisi olmalıydı.

Kadın, Nehir’i görünce derin bir nefes aldı ve zarif bir şekilde selam verdi.

- Kadın: "Merhaba, Nehir. Ben Elif. Tanıştığımıza memnun oldum."

Nehir, kadının elini sıkarken, içindeki tüm sinyalleri dikkate alarak dikkatle gözlemlerini yaptı. Elif’in gözlerindeki belirgin bir gizem, bir sır vardı. Nehir, hiçbir şey belli etmeden soğukkanlılıkla karşılık verdi.

- Nehir: "Ben de tanıştığımıza memnun oldum, Elif."

Elif, Nehir’e karşı nazik ve dostça davranıyordu, ama Nehir bir şeylerin yanlış olduğunun farkındaydı. Herkesin maske takması gibi, Elif de bir maske takıyordu.

Ve sonra, gece boyunca her şey açığa çıkmaya başladı. Nehir, Selin ve Tuğkan’ın gizli konuşmalarını izlerken, Tuğkan’ın bir yere gitmesi gerektiğini fark etti. O sırada, Nehir’in gözleri bir kez daha Elif’e takıldı. Elif, diğer odalara yönelmeden önce bir an duraksadı ve Nehir’e doğru yaklaştı.

- Elif: "Nehir, seninle bir şey konuşmak istiyorum. Gece yarısı seni dışarıda bekleyeceğim."

Bu cümle, Nehir’in kafasında bir dizi soru işareti oluşturdu. Elif, ona ne anlatacaktı? Nehir, bu teklife evet demekten başka bir şey yapamazdı. Biraz tedirgin olsa da, Elif’in söylediklerine dikkat etmeliydi.
Gece yarısı, Nehir belirlenen buluşma noktasına gitti. Elif, oradaydı ve Nehir’i bekliyordu. Onlar bir süre sessizce durdular, Elif derin bir nefes aldı ve sonunda konuşmaya başladı.

- Elif: "Nehir, biliyorum ki Tuğkan’ın seni çok yaraladığını düşündüğünü sanıyorsun. Ama asıl mesele, benim bu işin içinde olmam. Ben de senin gibi bir zamanlar onunla ilişki içindeydim."

Nehir, şaşkınlıkla ona baktı. Tuğkan’ın sevgilisi, aslında ondan çok daha fazlasını biliyor ve ona karşı başka bir his besliyordu. Elif, derin bir iç çekti.

- Elif: "Ama o kadar da saf değil, Tuğkan. O, her şeyin başında beni bile kandırdı. Selin ve Tuğkan, işbirliği yapıyorlar. Ama ne kadar güçlü olduklarını sanıyorsan, her şeyin çöküşü yakın."

Nehir, Elif’in söylediklerini anlayamadı. Her şey daha karmaşık hale geliyordu. Selin, Tuğkan’ın sevgilisi ve Sumru arasında bir bağ mı vardı? O sırada Elif, bir an için Nehir’in gözlerine baktı ve ekledi.

- Elif: "Ben de onları durdurmaya çalışıyorum, Nehir. Ama bir şeyler yapmak için yardımına ihtiyacım var. Onlar sadece seni değil, Seren’i de kullanacaklar."

Nehir’in zihni bir anda netleşti. Şimdi, Elif’ten öğrendikleriyle her şeyi değiştirebilirdi. Tuğkan’ın ve Selin’in işbirliği, artık sadece kişisel bir ihanet değil, çok daha büyük bir tehlikeye dönüşüyordu. Nehir, Elif’in yardımıyla Tuğkan ve Selin’in tuzağını bozmalıydı. Ama bu, uzun ve tehlikeli bir yolculuk olacaktı.

- Nehir: "O zaman, birlikte onları durduracağız. Seren için ve kendi hayatım için..."

GiritBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin