79.Bölüm

5 6 0
                                        

Selin, pansiyondan çıkıp sahil boyunca yürüyüşe koyuldu. Güneşin batışı, denizin üzerinde büyüleyici bir görüntü oluşturmuştu. Ancak Selin, arkasından gelen adım seslerini fark etti. Duraksadı ve hızla arkasına döndü, ama kimseyi göremedi. Kalbi hızla çarpıyordu.

Sahil kenarındaki eski bir iskeleye yöneldi. Dalgaların hafifçe çarptığı tahta iskelede oturup düşüncelere daldı. Tam o sırada, arkasından bir gölge belirdi. Bu, Selin’in geçmişinden gelen bir hayalet gibi görünüyordu: Salim.
“Beni burada bile buldun, değil mi?” dedi Selin, gözlerinde korku ve öfke dolu bir ifadeyle.
Salim, sakin bir ses tonuyla konuştu:
“Benden kaçabileceğini mi sandın? Senin yüzünden her şeyimi kaybettim. Şimdi sıra sende.”

Selin panikleyerek ayağa kalktı. “Seninle bir ilgim yok! Beni rahat bırak!” diye bağırdı. Ancak Salim, öfkesiyle Selin’e doğru bir adım daha attı. Aralarındaki mesafe hızla kapanıyordu.
Selin, iskeleden geri adım attığında dengesini kaybetti. Ayağı takıldı ve hızla soğuk denizin karanlık sularına düştü. Salim bir an duraksadı, sonra denize bakarak gülümsedi. Ancak Selin’in suyun altından çıkmadığını fark ettiğinde ifadesi değişti. Bir anlık öfkesinin, geri dönülemez bir trajediye sebep olduğunu anlamıştı.
Selin’in cansız bedeni ertesi sabah sahile vurdu. Pansiyon sahibi polisi aradı ve Selin’in kimliği hızla tespit edildi. Nehir ve diğerleri haberi aldığında şok içinde kaldılar.

Nehir, Selin’in geçmişte yaşadığı tüm zorlukları düşündü ve gözyaşları içinde, “Onu koruyamadık,” dedi.

Salim ise kasabadan kaçmış, ortadan kaybolmuştu. Ancak gözü dönmüş bir katilin özgürce dolaşması, herkesin üzerinde bir karanlık bıraktı.
Nehir, yeni bir iş toplantısına hazırlanırken telefonuna bir bildirim geldi. Sahil kasabasındaki polislerden birinin adını gördü ve içi garip bir şekilde sıkıştı. Telefonu açtığında, memurun ciddi bir sesle konuştuğunu fark etti:
“Selin ile ilgili sizinle konuşmamız gerekiyor. Kendisi dün gece... sahilde bulundu.”

Nehir’in yüzü bir anda soldu. "Ne demek sahilde bulundu? Selin... Selin iyi mi?" diye sordu, sesi titreyerek. Polis memuru kısa bir sessizlikten sonra devam etti:
"Maalesef, Selin Hanım vefat etti. Durumu bir kaza olarak değerlendiriyoruz."

Nehir, telefonu düşürdü. Gözyaşları yanaklarından süzülürken, başına gelen bu şoku kabullenmeye çalışıyordu. Hemen toparlanıp sahil kasabasına gitmeye karar verdi.

---

Salim’in Sessiz Planı

Bu sırada, Salim kasabanın dar sokaklarında dolaşıyordu. İnsanların kendisine şüpheli bakışlarını fark etti, ama kendinden emin bir tavır sergiliyordu. Selin’in ölümü herkesin dilindeydi, ama kimse Salim’in olayla ilgisi olduğunu bilmiyordu. Salim, planını büyük bir soğukkanlılıkla uyguluyordu.

Polisler, Selin’in ölümüyle ilgili kimseyi suçlamazken, Salim fırsatı değerlendirip Selin’in tanıdıklarıyla temas kurmaya başladı. İlk hedefi, Nehir oldu. Nehir kasabaya geldiğinde, Salim onu bir kafede karşıladı.

“Selin’in ölümünden sonra buraya geldiğini tahmin etmiştim,” dedi Salim, yapmacık bir üzüntüyle.
Nehir, ona sert bir bakış attı. “Onunla ilgili ne biliyorsun, Salim? Selin’in ölümüne dair bir şey mi saklıyorsun?”

Salim, sakin bir ifadeyle konuşmaya devam etti:
“Selin bana hiçbir şey söylemedi. Sadece onun huzursuz olduğunu fark ettim. Ama sen beni suçlamadan önce, Selin’in çevresindeki diğer insanlara bakmayı dene.”
Selin’in annesi Ayfer, kızının ölüm haberini aldığında kasabaya geldi. Ayfer, kızıyla en son kavga ettiğinde Selin’in kendisine kırgın olduğunu biliyordu ve şimdi onun ölümüyle suçluluk duygusu içinde boğuluyordu.

Nehir ve Ayfer, Selin’in kaldığı pansiyonda bir araya geldiler. İkisi de birbirine hem destek olmaya hem de şüpheyle yaklaşmaya çalışıyordu. Ayfer, Selin’in valizinden çıkan bir günlük buldu. Günlüğün içinde Selin’in huzursuz olduğuna dair yazılar vardı.

“Biri beni izliyor gibi hissediyorum,” yazıyordu Selin.
Nehir, bu satırları okurken titredi. “Bu sadece bir kaza olamaz,” diye mırıldandı.
Salim, bir sonraki adımında Tuğkan ile bir araya geldi. Tuğkan, Selin’in ölümüne dair bazı sorular sormaya başlamıştı. Salim’in huzursuzluğunu fark etmişti, ama doğrudan üstüne gitmek yerine dolaylı yollarla bilgi almaya çalıştı.

“Selin’in ölümü hakkında ne düşünüyorsun, Salim?” diye sordu Tuğkan, ona dikkatle bakarak.
Salim, soğukkanlılığını bozmadı. “Bir kazaydı. Daha fazlasını düşünmek doğru olmaz.”

Ancak Tuğkan, Salim’in gözlerinden bir şeyler sakladığını anladı. Kendi kendine, “Bunun peşini bırakmayacağım,” diye düşündü.

GiritBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin