Barış'ın beklenmedik bir şekilde içkisini püskürtmesiyle Dursun Bey yalandan Barış'ın sırtına vurduğunda bile Barış gözlerini benden alamamıştı.
"Yavaş oğlum yavaş!" Dursun Bey, Barış'ı pışpışlarken Mauro şaşkınlıkla onları izliyordu. Benimse bu durumun hoşuma gittiği aşikârdı. Zira otuz iki dış sırıtmamdan da belli olmalıydı.
Barış toparlanır toparlanmaz itiraz edercesine Erden Bey'e döndü.
"Abi tanınmayan yüzleri koymak sence de yanlış bir tercih değil mi?"
"Oğlum takımda kadın futbolcumuz var da ben mi bilmiyorum."
"Hoca-" Dursun Bey itiraz istemiyormuşçasına Barış'ın sözünü kesti.
"Ne derdin var oğlum senin bu hanım kızla?" Yapabildiğim en masum gülüşle Barış'ın gözlerinin içine baktığımda o bundan pek de etkilenmiş görünmüyordu.
"Ya ya pek hanım hanımcık!" Alayla konuştuğunda gözlerimi devirdim.
"Biz kararımızı verdik. Mavi de kabul etti. Icardi ve Mavi reklam yüzümüz olacak. Konu kapandı."
***
"Mavi kıpırdama artık!" Duru sabrının tükendiğinin alameti olan ses tonuyla makyajımı yapmaya çalışıyordu.
"Duru bir yandan sen makyaj yapıyorsun bir yandan saçım yapılıyor. Bunaldım ama!" Gerçekten de darlanmıştım. İnsanların bana bu kadar yakın oluşu nefessiz kalmama sebep oluyordu.
"Sabret bitmek üzere." Duru son dokunuşları yapıp geri çekildiğinde aynada kendime baktım. Bu kıza güvenmekte gerçekten haklıydım. Tek kelimeyle makyajım kusursuzdu. Saçım da bitmek üzereydi. Sportif havaya aykırı olmamak için fönlü bi at kuyruğu modeli seçmiştik.
Şampiyonluk kutlamasının üstünden iki hafta geçmişti. Barış'ın dediği gibi karşısına gerçek anlamda bir daha çıkmamıştım. Pratik olarak çıkmamıştım yani. Kader, ağlarını bizim için örmekten geri durmuyordu. Birbirimizden ne kadar uzaklaşmaya çalışırsak bir o kadar çekiliyorduk. Ne mesajdaki Mavi rahatsız etmişti onu bu süreçte ne de bir eğlence mekanında tanıdığı şarkıcı Mavi.
Tamamen hazır olduğumda yeni sezon formalarından birini getirdiler üzerimi değiştirmem için. Perdenin arkasına geçip formayı da giydikten sonra hazırdım.
Çekimlerin yapılacağı kısma geçtiğimde Mauro'nun çoktan hazır olduğunu gördüm. Onun tekli çekimleri bitmiş olmalıydı. Benim de tekli çekimlerim yapılacak ardından beraber kamera karşısına geçip birlikte poz verecektik.
Mauro'yla ellerimizi çarpıştırıp selamlaştıktan sonra kamera karşısındaki yerimi aldım. İlk pozumu verdikten ve ardı ardına çekim alındıktan sonra gözüm kollarını kavuşturmuş bir şekilde dikkatle beni izleyen ela gözlere kaydı.
Dikkatimi dağıtması an meselesiydi ve büyük bir ciddiyetle beni izliyordu. İki hafta sonunda onu ilk kez gören kalbim heyecanla yerinden çıkacak gibi atmaya başlayınca elimi kolumu nereye koyacağımı bilemez hale gelmiştim ve bu sadece birkaç saniye içinde olmuştu. Onun üzerimdeki bu etkisi korkunç bir hâl almaya başlıyordu. Hiçbir şey yapmasa bile varlığı bu hale gelmeme yeterliydi.
Kameraman bendeki tersliği fark ettiğinde Mauro'ya başıyla işaret verip yanıma gelmesini sağladı.
"Sakin ol." dedi çat pat Türkçesiyle. Başımı salladım hızlıca.
"Önce birlikte pozlarınızı alalım sen de biraz gevşemiş olursun Mavi."
Kameramanın sözleriyle güçlükle gülümseyip bakışlarımı olabildiğince Barış'tan uzak tutmaya karar verdim. Hem onun burada ne işi vardı ki? Burada olması şart mıydı?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
7 dakika | barış alper yılmaz
Fanfiction4.7.24 "Hiç rol yapamıyorsun Mavi. Aptal mı var senin karşında?" Yüzüme düşen saç tutamımı tek eliyle omzumun arkasına aldı. Bunu yaparken o kadar yavaş davranmıştı ki bana bir asır gibi gelmişti. Ona bu kadar yakınken titrememek imkansızdı. "Anlay...