2.0

1K 63 34
                                    

Devam etmemle Barış'ın bacak kaslarının gerildiğini hissetmek zor değildi. Bakışlarını bana yöneltti. Arzu ve kızgınlık karışımı bir duyguyla doğrudan gözlerimin içine bakıyordu. Bakışmamız sürdükçe aklına dünki sözlerim gelmiş olmalıydı ki arzu yerini öfke dolu bakışlara bırakmıştı. Sandalyesini duygusuz bir tavırla geriye çektiğinde boşluğa düşmüştüm. Beni bozmak istemişti ve başarılı da olmuştu. Yine de bozulma belirtisi göstermemeye özen gösterip toparlandım. Bacak bacak üstüne atıp kadehi başıma diktim. Duru'nun kolumu dürtmesiyle ona doğru döndüm.

"Yavaşla Mavi. Çarpar." Omuz silktim.

Yemeklerimiz bittiğinde tatlılara geçmiştik. İştahım iyice kaçtığı için çatalımla oynamak dışında bir şey yapmıyordum. Masadaki sohbete Duru'nun buluşmasını bozmamak için ara ara katılıp zoraki konuşuyordum.

"Ben bir lavaboya gideyim."

"Geleyim mi ben de?" Duru'ya 'gerek yok' dercesine bakıp ebisemin eteğini düzelttim. Çantamı da alarak lavaboya doğru yürüdüm.

İçeri girdiğimde aynada kendime baktım. Ateşimin çıktığını hissederek birkaç kez boynumu suyla ıslattım. Kâğıt havluyla kurulandıktan sonra makyajımı da tazeleyerek lavabodan çıktım.

Otuzlarında olduğunu tahmin ettiğim bir adam tarafından önümün kesilmesiyle duraksamak zorunda kalmıştım. Adama anlamayan gözlerle baktığımda bana doğru yaklaştı. Refleksle birkaç adım geriledim.

"Sen o kadınsın. Mavi..." Konuşmaya başladığında alkollü olduğunu anlamıştım. Nefesindeki aşırı alkol kokusu midemi bulandırdığında yüzümü buruşturdum.

"Tanıyamadım beyefendi?"

"Red Rujj'da şarkıcısın sen. Evet evet... Mavi Duman."

"Öyleyim?" Tek kaşımı kaldırıp adama baktığımda bakışlarım tedirginlikle bizim masaya kaymıştı. Barış sandalyesinin kolunu kavrayıp sıkarken benim olduğum tarafa da buz gibi bir bakışla bakıyordu. Çenesi kasılmıştı.

"Seni hep dinlemeye geliyorum Mavi. Kabul edersen evimde de çıkmanı istiyorum. Bana özel sahne almanı." Adam sözlerine devam ederken şaşkınlıkla ve korkuyla yüzüne baktım.

"Hayır. Lütfen rahat bırakın beni." Adam kolumu kavradığı gibi sertçe kendimi kurtarmaya çalıştım. Ancak öyle sert kavramıştı ki hareket ettirmeyi geçtim o kısma kan akışı durmuş olabilirdi.

"Neden gelmiyorsun herkesin içinde cilveli cilveli dans edip şarkı söylüyorsun bana özel neden yapmayasın?"

"Benim şarkımı dinlemeye ne dersin?" Barış'ın adamın arkasında belirip kolumu ondan kurtarıp bükerek adamın sırtına yaslaması bir oldu. Arkasından adamın kulağına resmen tıslayarak konuşurken bile adamın kolunu bırakmıyordu.

"Nakarata giriyorum. Hoşuna gidecek mi bakalım." Tek hamlede koca cüsseli adamı kendisine çevirip yakalarına yapıştığında kafayı koymuştu bile. Her şey çok hızlı olurken yere yığılan adamın ayaklarımın dibine yığılmasıyla ağzımdan kaçan küçük çığlığa engel olamadım.

Barış, kontrolden çıkmış gibi bir eliyle adamın yakasını tutarken diğeriyle yumruklarını adamın yüzüne sıralıyordu. Adam yüzü kanlar içinde yerde yatarken Barış kıpırdamasına bile izin vermiyordu.

Kerem koşarak bize doğru geldiğinde büyük ihtimal adamın birlikte yemek yediği iki arkadaşı da Barış'a doğru geliyordu. Biri Barış'ın omzundan tutmaya yeltenmişken Kerem iki eliyle adamın ceketinden tutarak duvara doğru savurdu adamı. Tek başına kalan adam Barış'ın üzerine doğru yürüdüğünde vücudum adrenalinle doldu. Barış'ı korumak için refleksle adamın mirasına tekmeyi vurduğumda adam kasık bölgesini tutarak acıyla bağırdı. Barış yaşadığı transtan çıkmış yerde baygın yatan, bana asılan adamı sertçe bırakmıştı. Hırsını alamadığından diğer adamı da insan içine çıkamayacak hale getirene kadar dövdüğünde kolundan tuttum.

7 dakika | barış alper yılmazHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin