1.3

1.3K 71 26
                                    

"Kız zaten çok yetenekli ve ona söylediklerimde sahiciydim ama merak etmeyin Barış Bey. Bu işi sizin ayarladığınızdan kimsenin haberi olmayacak."

Duyduklarımı sindirmem zaman alacaktı. Barış mı demişti o? Sesin neden tanıdık geldiğini şimdi daha iyi anlıyordum ve hayal kırıklığına uğradığım bir gerçekti. Barış'ın ne dediğini duymak adına kapıya biraz daha yaklaştım.

"Umarım dediğiniz gibi olur."

Ayak seslerini duymamla telaşla geriye doğru adımladım. Adım sesleri kapıya yaklaştıkça gözüm yan taraftaki kuru depo yazılı kapıya çarptığında ayağımdaki topuklularla koşar adım küçücük odaya girdim. Karanlıkta kaldığım için yerdeki kutulardan birine takılıp sendeleyip düştüğümde ağzımdan çıkan inlemeye engel olamamıştım. İrkilerek tek elimle ağzımı kapattım. Adım sesleri benim olduğum tarafa doğru yaklaştı.

Çok geçmeden kapı aralandığında Barış'ı gördüm. Çatık kaşlarının altındaki ela gözlerini bana dikmişti. Kapıyı kapatıp bana doğru yaklaştı. Bir şey söylemeden elini uzattığında tutmakta başta tereddüt ettiğim elini kavradım. Beni kaldırmak için yukarı doğru çektiğinde gücünü ayarlayamamış olmalı ki bedenlerimiz birbirine çarptı. Göğsüm ona bu kadar yakın olmanın heyecanı ve yakalanmanın verdiği korkuyla hızla inip kalkarken başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım.

"Sana kapıların dinlenmemesi gerektiğini öğretmediler mi küçük hanım?" Yüzündeki zafer gülüşü beni köşeye sıkıştırmış olmasının bir simgesiydi.

Kaşlarımı çattım. Kendi yanlışını böyle örtebileceğini mi sanıyordu o?

"Sensin küçük!" Omuzlarından ittirerek kendimden uzaklaştırdım. Boşluğuna geldiği belliydi ki işe yaramıştı bu hamlem.

İşaret parmağımı ona tehditkâr bir halde sallarken benim de ne yaptığım hakkında bir fikrim yoktu.

"Sen kendini ne zannediyorsun da böyle bir şeyi yapmayı hak görüyorsun kendine?!" Sesim beklediğimden de yüksek çıkmıştı o da bunun farkına varınca tek eli dudaklarımın üzerine kapanmıştı.

"Sence bunu konuşmanın sırası ve yeri mi?" Eli dudaklarımın üstündeyken konuşamadığımı yeni anlamıştı galiba ve devam etti.

"Bizi bu küçücük yerde baş başa görseler ne düşünecekler sence?" Sinsi bir gülümseme yayıldı dudaklarına.

Yaptığı imaya karşılık bakışlarım yumuşamıştı. Sakinleştiğimi anlayınca elini dudaklarımdan çekti. Aramızdaki gerilime çakmak çaksak alev alabilirdik şu an.

Kendimi büyüsüne kaptırmamak adına geriye doğru adımladım. O da benimle eş zamanlı olarak adımını bana doğru attı.

"Dejavu." diye mırıldandı beni bedeniyle duvar arasına sıkıştırdığında. 

"Hatırlaman güzel. Nasıl bittiğini de unutmamışsındır." Yalandan bir gülümseme sundum.

"O halde neden kurtulmak adına bir hamle yapmıyorsun?" Kulağıma doğru fısıldarcasına kurduğu cümleyle nefesini tenimde hissetmem vücudumun karıncalanmasına yetiyordu.

"Ne kadar ileri gideceğini görmek istiyorum belki?" Kendimden emin duruşumu bozmamaya özen göstererek meydan okurcasına baktım gözlerinin içine.

"Tahmin bile edemezsin Mavi." Kendisini bana doğru bastırıp dudaklarını benimkilere yaklaştırdı. Aramızdan bir tüy bile geçirmeyecek kadar yakındı bana.

İstemsizce gözlerimi kapatıp dudaklarına uzanma gafletinde bulundum. Ancak isteğimi son anda işaret parmağını dudaklarıma bastırarak geri çevirmişti.

7 dakika | barış alper yılmazHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin