2.2

1K 78 26
                                    

İki hafta.

Onu o gün Erden Bey'in odasında gördükten sonra son görüşüm o olmuştu. Konuşmadık bile. Tek muhattabı Erden Bey olmuştu ve özür dileyip daha sonra gelebileceğini söyleyerek odadan ayrılmıştı. O günün ardından iki hafta geçmişti.

Mauro ve ben çekimleri tekrarlamıştık. Bu kez daha rahat olduğum ve Barış olmadığı için daha sorunsuz geçmişti. Bugün ise yeni sezon formasının ön satışa çıkmasının kutlama yemeği olacaktı. Tüm takım dahil ben ve Duru da bu yemeğe davetliydik. Erden Bey gelmemiz konusunda fazla ısrarcı olmuştu. Yemek öncesi basına ekip fotoğrafı vereceğimizden bahsettiği için orada olmamızı istemişti.

İki gündür kafamı toplamama yardımcı olmak için bende kalan Duru'ya baktım. Twitter'ı açıp ekranı bana çevirdi. GS Store'un internet sayfasında yayınlanan fotoğrafları insanlar hesaplarında paylaşıp formayla ilgili yorumlarını paylaşmıştı. Çayımı masaya bırakıp Duru'nun uzattığı telefonu elime aldım. Yavaşça kaydırıp yorumları okudum.

Geneli formanın tasarımının güzelliğinden bahsediyordu. Birkaçı da beni merak edip hesabımı bile bulmuştu çoktan. Mauro ve Wanda boşanma aşamasında olduğundan beni Mauro'ya yakıştıranlar bile olmuştu.

"Sosyal medyanın bu yanı cidden çok korkunç." Telefonu Duru'ya geri uzattım.

"Sana 'yeni yengemiz, Icardi'nin yeni motivasyonu belli oldu' diyenler bile olmuş." Gülerek uzattığım telefonunu geri aldı.

"Yengeleri olmak isterdim ama bu şekilde değil." diye mırıldandım çayımı yudumlarken.

"Barış, olacakları önceden kestirdiği için hafıza kartını etkisiz hale getirmiş işte. İleri görüşlü çocuk. Takdir ettim." Güldü.

"Ya ya. Ne iyi adam!" Gözlerimi devirdim.

Çayımı bitirdiğimde masadan kalktım. Okula gidecektik bugün. Sonra eve gelip hazırlanacaktık. Duru da kahvaltısını bitirdiği için birlikte masayı toplamaya başladık.

Mutfakta da işlerimiz bittiğinde elimdeki bezi katlayıp lavabonun önüne koydum.

"Ben odama geçiyorum hazırlanmaya. Yarım saate çıkalım."

Beni başıyla onayladığında odama geçtim.

***

Okul, final haftasında olduğu için kampüs kalabalıktı. Duru'yla içeri girdiğimizde yollarımızı ayırmıştık. Sınavım ödev olduğu için yalnızca ödev teslimine gelmiştim. Bu dersin hocası biraz aksi olduğu için elden teslim isteyip hepimizi okula kadar gelme mecburiyetinde bırakmıştı. Hocanın odasının önüne gelip kapıyı tıklattım. 'Gel' komutuyla içeri girip ödevimi teslim edip imzamı attıktan sonra çıkmıştım.

Duru'nun sınavda olduğunu biliyordum. Beklememem gerektiğini söylediği için kampüsten dışarı adımlamıştım. Hava güzel olduğu için yürümeyi tercih ettim. Kulaklıklarımı takıp favori playlistimden bir şarkıya tıklayıp dinlemeye başladım.

Evimin olduğu sokağa girdiğimde arkamdan bir arabanın yavaşça bana doğru yanaştığını hissedince kulaklığımın tekini çıkarıp arkamı döndüm. Benim durmamla araba da aynı şekilde durduğunda kaşlarımı çattım. Camları filmli olduğu için kim olduğunu göremiyordum.

Sağ ön taraftaki cam yavaşça inmeye başladığında yan yana iki takım elbiseli adam gördüm. Yüzleri morarmış vaziyetteydiler. İşte tam o an anladım.

Kerem ve Duru'nun randevularında bana sarkan adamın yanındaki elemanlardı bunlar.

"Ahmet abinin sana selamı var yenge."

7 dakika | barış alper yılmazHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin