Öncelikle sizi bölümsüz bıraktığım için kusura bakmayın. Uzun süredir gerçekten meşguldüm ve müsait olduğum zamanlarda da bir türlü oturup bölüm yazamadım. Bu durumu telafi edebilmek için yaklaşık 1 saat sonra bir bölüm daha gelecek. Bundan sonraki birkaç bölüme sınır koymayacağım ve peş peşe günlerde atacağım.
İkinci olarak da, whatsapp kanalı açtığımı biliyorsunuzdur. Önceki bölümde bahsetmiştim. Aşağıdaki linki kopyalayıp google'a yapıştırırsanız giriş yapabilirsiniz. Onu da yapamazsanız @cikolatakozmosuofficiall instagram hesabından bana ulaşırsanız link atabilirim. Eğer katılırsanız bölümlerin gelme tarihi gibi bilgilere daha erken sahip olabilirsiniz. Bir de ara sıra anket yapıp kitap hakkında konuşmayı düşünüyorum. Bence gelirseniz eğlenebiliriz.
https://whatsapp.com/channel/0029Vav4wXU1NCrYXkznfD3u
Sınır koymasam bile bölüme oy verip yorum yaparsanız çok sevinirim.
...
Abimlerin olduğu alışveriş merkezinin otoparkına arabayı bırakarak yukarı çıktık.
Asrın keyifli keyifli ıslık çalarak asansöre bindiğinde ben de biraz korkarak peşinden bindim. Abime ne yalan söyleyeceğimi düşünüyordum.
Aklıma hiçbir şey gelmeyince dua etmekten başka şansım olmadığını anlayarak ellerimi açıp dua etmeye başladım.
Bu hâlimi gören Asrın kahkahasını tutamayınca ona kötü kötü baktım. Bu kadar rahat olmasının nedenini bir türlü anlamıyordum. Eğer abim anlarsa ikimizi de, hele ki Asrın'ı yaşatmazdı.
"Güleceğine sen de dua etsene biraz," dedim şakayla karışık bir şekilde kızarak.
"Tamam güzelim ben de dua edeyim," diyerek o da ellerini açtı.
Tamam, şimdi dışarıdan bir gözle bakında gerçekten de komik durduğumu fark ettim ama dua etmeye çok ihtiyacım vardı.
Ben şuan etmesem birkaç gün sonra tüm arkadaşlarım dua edecekti. Bunu göze alamadığım için de stres oluyordum.
En üst kata geldiğimizde asansörün kapısı açıldı ve Asrın'dan önce ben çıktım.
Tam asansörün dışına bir adım atmışken Asrın bileğimden tutarak beni hızla yeniden asansöre çekti.
"Son bir kere öpeyim bari," dedikten sonra dudaklarıma küçük bir buse kondurdu.
Abimin bizi görme ihtimalinin korkusuyla adam akıllı heyecanımı yaşayamadan asansörden çıktık.
Çevreye bakındığımda abimlerin yemek yediğini gördüm. Asrın'a da onları işaret ettiğimde birlikte yanlarına gittik.
Abim bizi fark edince Arya'yı dürttü. Bunun üzerine Arya bize bakıp göz kırptı. Ona gülümseyip masaya geçtik.
"Çok şükür gelebildiniz," dedi abim hayıflanarak.
"Sorma abi ya inanılmaz trafik vardı biz de öld," derken abim lafımı kesti.
"Tamam abiciğim tamam. Ben senin neler yaşadığını biliyorum. Yeniden kafamı şişiremene gerek yok. Bırak da rahat rahat yemeğimizi yiyelim."
Abime küsmüş gibi yaparak sessizce bir sandalye çekip oturdum. O anda karnımın gurultusu ne kadar acıktığımı yeniden hatırlatmış olmuştu bana.
Asrın ile vakit geçirirken diğer algılarım tamamen kapanıyordu. Ne onun yanında acıkıyordum ne üşüyordum ne de başka bir şey hissediyordum.
Hemen ben de kendime yemek söylerken Asrın'ın öylece durup beni izlediğini gördüğüm anda abimi göz ucuyla kontrol etme ihtiyacı hissettim. Onun tüm odağı Arya'daydı.
"Asrın, sen yemeyecek misin bir şey?" Kendimi tutamayıp sorduğum soruyla nefesimi tutup abimin tepkisini beklemeye koyuldum.
Asrın'a bilerek sadece ismiyle hitap etmiştim. Abim bir şey söyleyecek mi diye kontrol etmek amaçlı.
Abimin kaşları hafif çatılır gibi olsa da herhangi bir şey demedi. Bunu Asrın da fark etmişti ve bu, yüzünde ona çok yakışan sırıtmalarından birinin oluşmasına neden olmuştu.
Asrın da kendine yemek söylediğinde Aslan bize heyecanlı heyecanlı bir şeyler söylüyordu.
"Çarpışan arabalara bindik biz biliyor musunuz? Hatta benden biraz büyük bir abi Arya ablama çarptı diye Batu abim çocuğa bağırdı. Ondan sonra da o çocuğun ailesi de Batu abime bağırdı. En sonunda da Batu abim bir anda sinirlenerek arabasını ortada bırakıp o ailenin üzerine yürüdü ve güvenlikler geldi. Gerçekten çok havalı bir andı," diye büyük bir hayranla, tek çırpıda olayı anlattı Aslan.
Evet, abimin bu tür huyları vardı. Küçüklükten beri böyleydi. Hatta bir keresinde salıncağa binmek istediğim için parktaki çocukları zorla salıncaktan indirmişti. Üstüne de gözlerine kum fırlatmıştı çocukların. Bunungibi pek çok eşkıyalıkları vardı abimin.
Asrın, abimin bu küçük tartışmasına güldüğünde ben de ona eşlik ettim. Kendinden kaç yaş küçük çocuklara bulaşıp çocukla çocuk olduğuna inanamıyordum.
"Biraz daha gülmeye devam ederseniz o önünüzdeki yemekleri boğazınıza dizerim sizin," diye asabi bir şekilde konuştu abim. Zaten başka türlü konuşmasını da beklemiyordum.
"Ne biçim konuşuyorsun sen öyle ya?" Arya'nın kızgın sesiyle abim yeniden bize döndü.
"Kusuruma bakmayın siz. Normalde çok kibar birisi olduğumu biliyorsunuz."
"Evet abiciğim, hayatımda görüğüm en kibar erkek sensin." Abim böbürlenerek yemeğine devam ettiğinde onun bu hâline gülmeden edemedim.
Arya ona gerçekten iyi geliyordu. Abimle aramız her zaman iyiydi, yani bunu bana karşı olan davranışlarından çıkartmamıştım ama bakışları bile değişmişti. Daha bir parlıyordu gözleri.
Acaba ben de dışardan böyle gözüküyor muyum diye düşünmeden edemedim. Asrın'ın sevgisi bakışlarıma kadar değiştirebilmiş miydi acaba?
Ben yemeğimi yiyip bunları düşünürken Asrın hafifçe koluma bir temasta bulundu. Ona baktığımda gözünü 'Ne oldu?' dercesine kırptığında iyiyim anlamında başımı salladım.
"Enfâl abla bir de ne oldu biliyor musun? Bugün bir tane kız yanıma gelip çok yakışıklı olduğumu söyledi. Sonra da bana gülümsedi, el salladı ve hızlıca gitti. Ben de abim gibi kibar biri olduğum için teşekkür edecektim ama hemen gitti. Ben de peşinden koştum ama kayboldum."
Aslan'ın anlattıklarına gülmemek için kendimi sıkarken zar zor konuşmayı becerebilmiştim.
"Kızı buldun mu bari?"
"Buldum, teşekkür ettim ve onunda çok güzel olduğunu söyledim. Sonra yanındaki kuzeni de gidip babasına söylemekle tehdit edince ben de koşup geri geldim."
Son söylediği şeyle gülmememi durduramadım ve kahkaha attım. Abim, Asrın ve Arya da aynı anda güldüklerinde Aslan hepimize kötü kötü bakmaya başladı.
Kısa bir süre sonra toparlanıp alışveriş merkezinden ayrıldık. Buradan sonra direkt eve geçeceğimizden Asrın'ın arabasına binememiştim.
"Ne yaptınız bugün başka abi? Umarım millete daha fazla rahatsızlık vermemişsindir."
"Benim millete rahatsızlık verdiğim yok. Onlar bana rahatsızlık veriyorlar. Küçücük çocuğa saygıyı öğretmezsen tabii ki gider kendinden büyük ablasına çarpar. Ben çocuğu suçlamıyorum zaten. Ailesi böyle yetiştirmiş."
"Abi," dedim gülerek. Gerçekten çok sinirli duruyordu. "Çarpışan arabaların amacı o ya zaten. Herkes birbirine çarpıyor. Ve birbirlerine çarpan kişilerin akran olmaları gerektiğine dair bir kural yok."
"Sen azıcık susar mısın? Bir sen biliyorsun kuralları zaten. Biz de boş gezen insan değiliz herhalde," dedi abim. Bu haksız olduğunu kabullediğinin bir kanıtıydı. Konuyu değiştirmeye çalışmasından anlamıştım.
Daha fazla dalga geçmek isterdim ama biraz daha kaşınırsam beni arabadan atardı. Bu yüzden yolun geri kalananını susarak ve Asrın'ı düşünerek geçirdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shawty || Yarı Texting
Historia Corta~ABİMİN ARKADAŞI KURGUSUDUR~ 05**: Shawty, sen bambaşka bir mevzusun Siz: Şarkı sözü müydü bu? 05**: İstediğin şarkı sözü olsun 05**: Gülüşü güzeldi kokainden exten ve en afilli seksten 05**: Bana seni hatırlatıyor Siz: Orijinali "sesi güzeldi.." i...
