Bölüm 17

2K 123 107
                                        

Sanki cinayet işlemiştim ha!

Ne olmuş azıcık tırnaklarımı geçirdiysem, öldün mü? Allah'ın drama Queen'i bu da.

Yapacağı hamleyi sabırla bekliyordum. Çünkü benim de yapacak çok güzel bir hamlem vardı. Fakat nedense hep ters köşe yiyordum.

Tam da önceden uzandığım yere kendini bıraktı, koltukta bir güzel yayılıp bana baktı. Ardından nerden çıkardığını bilmediğim bıçağını çıkartıp 'yanına' koydu.

"Hadi, iyileştir. İyileşmezse aynılarını sende açacağım."

Bir anda rengim atmıştı. Ne güzel eğleniyorduk, niye şimdi bozuyorsun ki!

Artık gerçekten korkmaya başlamıştım çünkü bakışları hiç hayra alamet değildi. Gözlerini gözlerime sabitlemiş, bıçağından keskin bakışlarıyla kalbimi daraltıyordu.

Bu sefer gerçekten de öleceğimi hissediyordum.

Olayın ciddiyetinin farkına vararak şakayı bir kenara bırakıp ciddiyetime geri döndüm.

Başıyla masanın üzerindeki pansuman araç gereçlerini gösterdi.

" Hadi, başla. "

Başlarsam muhtemelen beni on defa bıçaklardı. Bu yüzden başlamamak için bir şeyler yapmam lazımdı.

" Yapamam. "

Salağa bakar gibi bana bakmaya başlayınca sinirlerimi bozmuştu.

" Neden? "

Çok meraksız bir şekilde sorduğu soruya ciddi bir şekilde karşılık verdim.

" Beni kan tutuyor. "

Söylediğim şeye bırak inanmayı, dalga bile geçti.

" Gerçekten mi? "

Kafamı yalanımı doğrularcasına salladım. O da inanmadığını doğrularcasına salladı.

" Eğer yaramı kazımamış olsaydın belki buna inanabilirdim, Elis. "

Ben de ona onun baktığı gibi bakıp, lafımı esirgemedim.

" İyileşmiş mi diye bakıyordum, sen bir anda şey yapınca, elim kaydı. "

Gerçekten, konuşan ben olmasam, ne diyor bu aq derdim ama, benim işte.

Yüzüme 'hadi, beni yorma' der gibi bakıyordu.

Tümm nefesimle bir off çekip, sonunda pes ettim. Masadaki pansuman araç gereçlerini alıp bıçağı koyduğu yere oturdum.

Acaba iki dakika al, bıçakla, kaç yapsam, yaşama ihtimalim olur muydu?

" Denemek serbest."

Denememe gerek kalmadan cevabımı almamla bunu düşünmeyi bir kenara kaldırdım. Şimdilik.

Elimdeki oksijenli suyu pansuman bezine döktüm ve ona doğru döndüm.

"E bi de ben çıkarayım kazağını! "

Gerçekten gına gelmişti. Gerçekten.

"Çok istiyorsan, "

Ardından kazağını çıkarıp tekrardan arkasına yaslandı.

Gözlerim ters bakmaktan şaşı kalacak diye korkuyordum artık.

Karnına baktığımda elimi soktuğum yarası gerçekten de çok kötü görünüyordu. Tam da yarasının altında şahesere benzeyen el izim vardı. El izimin altında da garip şekilli bir dövme.. Ve bu dövme biraz tanıdıktı ama nereden? Bunu daha sonra sormak üzere aklımın bir kenarına yazıp devam ettim.

Elimdeki bezle ilk önce yaranın etrafındaki kurumuş kanları sildim. Daha sonra kutudan çıkardığım pamuğa tentürdiyotu bocalayarak yarasına dokundurdum. Acıdan ölüyordu ama belli etmemek için kasım kasım kasılıyordu.

" Acını gizleyince havalı olmuyorsun. "

Bu lafımın üzerine bir şey demedi, yalnızca baktı. Ben de pek bir şey demek istemedim zaten.

Beni bir iş yaparken biri izlerse yapamam adlı çalışmaya hoşgeldiniz. Çünkü az önce tentürdiyotu yalnışlıkla pantolonuna dökmüştüm. Savunmam da şöyle olmuştu.

" Baka baka nazar değdirdin. Bakmasana! "

Sadece gülmüştü. Neyseki başka bir şey yapmamıştı. Şu an ölmeyi düşünmüyordum.

...

Sonunda pansumanı bitirdiğimde kendimi ameliyattan çıkmış gibi hissediyordum. Fakat bu ameliyatta hata yaparsam ölecek olan hasta değil, bendim. Bu yüzden bir tık gerilim doluydu ne yalan söyleyeyim..

Kazağını geri giyip sonunda ayağa kalktı.

" Artık pansumanlarımı sen yapacaksın, sakarlığın hariç fena değildi. "

Ne diyor lan bu, daha bıçaklanmayı mı düşünüyor da beni pansumancıbaşı yaptı?

" Hayırdır, bıçaklanmayı çok mu seviyorsun, eğer öyleyse ben yaparım. "

Koltuktaki bıçağını yavaşça eline alıp yanıma geldi. Bıçaklayacaktı sanırım beni. Bıçağı aniden bana doğrultunca tabi biraz korktum. Fakat söyledikleri aksini gösteriyordu.

" Yap o zaman. "

Bana uzattığı bıçağı kendi elime aldım. Ne yapıyordu bu yine? Beni test ediyorsa ben bıçaklardım yani, etmesindi.

" Eğer engel olmayacaksan, tabi. Neden olmasın? "

Hemen ardından konuştu.

" Eğer yaşamın bana bağlı değilse, evet. Neden olmasın? "

Evet, zaten bir şey anladığım yoktu, şimdi tamamen mala dönmüştüm.

" Nasıl yani, şimdi ben seni öldürürsem, ben de mi öleceğim? Ne alaka? "

Derin bir nefes alıp tam da dibime kadar geldi.

" Cehenneme sensiz gidemem Elis. "

Eveeeet yorumlarınızı alim bakimm (⁠ ⁠ꈍ⁠ᴗ⁠ꈍ⁠)

17. Bölüme kadar gelmişlere💐💐💐 tşkk hepinizee

Bir sonraki bölüm için neler seziyorsunuz, bekliyorsunuz??

18. bölümdeee görüşmek üzereeee 🫶🏻💛


15 SANİYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin