Bölüm 18

1.8K 96 36
                                        

Bakışlarından kararlılık akıyordu fakat cehenneminde tek tabanca gezeceğinden haberi yoktu.

" Aynı durakta inmiyoruz kardeş, sen yoluna, ben yoluma. "

Şu anki çok bilmiş tavırları kadar huzursuz hissettiren tek bir şey vardı, o da bakışlarıydı. Bildiği bir şeyler vardı. Ve benim aleyhime kullanacağı da kesindi.

" Neden vurulduğunda ona yardım etmedin? Halbuki tam da pastanın üstüne düşmüştü. "

Neyden bahsediyordu bu dememe gerek kalmadan hafızam bana bazı rafa kaldırılmış anılarımı tekrar gözlerimin önüne getirdi.

~5 Yıl Önce~

Elis, bugün 12 yaşına giriyordu ve neredeyse tüm hazırlıklar bitmişti. Babası her zamanki gibi işteydi fakat en yakın arkadaşı Hazel, ona tamamiyle yetiyordu.

Okulun bittiğini haber veren zil ile birlikte, içlerindeki coşkulu heyecanla servise bindiler. Aralarındaki sabırsızlıkla konuşulan konu, Elis' in alacağı hediyelerden başka bir şey değildi.

Bugün için Hazel de Elis'le inmişti çünkü bu özel günde ikisi de akşamı bekleyemezdi.

İkisi de koşarak Elis'in odasına çıktılar ve o günün prensesleri olmak üzere kıyafet seçtiler.

O sırada yine tanımadığı insanlar, Elis'in pembe kremalı koca pastasını yeni teslim almış, bahçedeki masayı süslüyorlardı.

Aslında uzaktan bakınca her şey güzel görünüyordı fakat, Elis'in kendine tarif edemediği bir burukluk bir nebze de olsa kendini hissettiriyordu. Nedeni elbisesi yakışmadığı için mi, yoksa pastası yeterince şeker hamuru ile kaplanmadığı için miydi?

Hayır, kırgınlığı babasınaydı. Onun yerine Hazel' in babası, ona elbisesinin içerisinde bir prenses gibi durduğunu söylüyor, onu iltifatlarıyla mutlu ediyor ve saçlarının deniz kızı saçlarına benzediğini söylüyordu. Tabi bir de kendi kızına da söylemeyi ihmal etmiyordu. İkisine de yeterince sevgisi vardı.

Saat akşam 7' ye yaklaştığında, geleli henüz yirmi dakika olan Elis'in babası, küçük kızını yanına oturtmuş, daha doğrusu küçük kızı kendisi oturmuş, onu pek tınlamayan babasına heyecanla gelecek olan arkadaşlarından bahsediyordu.

Ta ki babasına bir telefon gelene kadar bu böyle devam etti, daha sonra telefonu açan babası, bahçeye çıkıp görüşmesine devam etti. Tabi, kapıyı da arkasından kapatmayı ihmal etmedi. Elis, pek dert etmeden dışarıda babasının saçlarını örmesi için kucağına oturmuş Hazel'i görür görmez yanına koştu. Ve yarım kalan sohbetini arkadaşına ve arkadaşının babasına devam ettirdi.

...

Misafirler yavaş yavaş gelmeye başladığında, Elis'in gözleri kalabalık arasından birini arıyordu. Her kapı zili çaldığında heyecanla kapı kolunu kavrar, fakat açtığındaysa duyguları tamamen tersine dönerdi. Aradığı kişi henüz gelmemişti. Fakat hâlâ da umutları vardı. Gerçi, neye göre umut bekliyordu ki? Daha önceki doğum günlerinde gelmeyen, neden şimdi gelsin ki? Fakat yine de her şeyin bir ilk vardır diyerekten, o günde ta ki pastasını kesene kadar onu bekledi. Pastasının başına oturmuş, etraftaki kalabalığı örten karanlığın arasında bir dilek tutuyordu.

"Pppfffffff!"

Ve işte dileğini tutmuştu. Alkışlar eşliğinde açılan ışıkla karşısında duran kişiye baktı. Sanırım dileğinin bu kadar hızlı gerçekleşeceğini ummuyordu. Fakat artık her şey onun için önemsizdi.

Sonunda annesi küçükken ona verdiği sözü tutup gelmişti ve şu an elindeki küçük hediye paketiyle gülümseyerek ona bakıyordu.

Ta ki gülümsemesini solduracak o ses duyulana kadar...

Patlayan silah sesiyle, henüz kavuşalı bir dakika bile olmamış olan Elis'in annesi, mumları umutla söndürülen pastanın üstüne yığılmıştı.

Henüz gerçekliğe dönememiş Elis, annesinin arkasında duran kişiye baktığında, bir silah sesi daha duyulmuştu. Ve bu sefer vurulan kişi, babası tarafından annesinin katili olmuştu.

Ne tepki vereceğini bilmiyordu, fakat bildiği bir şey vardı; bir sonraki doğum gününde dileyeceği bir dileği kalmamıştı.

Ağlayamayacak kadar şaşkın, konuşamayacak kadar nutku tutulmuştu. Annesi kızının dileğini gerçekleştirmişti, fakat asla böyle bir şey dilememişti.

Daha sonrası nedense hafızasında yoktu, annesine yardım etmeye çalıştığını hatırlamıyordu, annesinin iyileştiğini hatırlamıyordu. Sanki kafasına bir darbe yemiş de her şeyi unutmuştu. Ya da hiçbiri yaşanmamıştı.

Ve şimdi de katil, ona hatırlamadığı anısının devamını getirmişti. Ve nereden bildiği de, meçhuldü...

Kitap yeni başşşladı, sonraki bölümlerde görüşmek üzere bay bayyy 💋💋💋

15 SANİYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin