Bölüm 24

857 59 22
                                        

Konuşmak istesem de kelimeler ağzımdan çıkamıyordu. Ortada bir şey yoktu ki, niye bu kadar panik yapıyordum?

" Hayır anne, dün gece odada tek yatamadım ve Karan Abi'min yanına gittim. Bunda yanlış anlaşılacak ne var ki?"

Gözlerimi ultra mega yavaş bir şekilde, büyük bir gururla Karan 'Abime' çevirdim. Her ne tesadüf ise, o da bana bakıyordu. Fakat bu sefer bakışlarındaki sırıtış, yerini durgun, sert bir ifadeye bırakmıştı.

Ardından yine aynı şekilde gözlerimi anneme yönelttim. O ise, tabaktaki zeytini çatalına geçiremediği için, sinirle çatalı tabağa saplıyordu. Ona baktığımı farkettiğinde ise, yüzüne hemen bir gülücük kondurdu.

" Abi kardeş anlaşmanız ne güzel.. Aferin size, böyle birbirinize sahip çıkın. "

Diyecek laf bulamıyordum. Tek diyebildiğim şey, 'tamam anne' olmuştu.

Kahvaltı boyunca kimseden bir ses çıkmamıştı. Ta ki, yanımıza davetsiz bir misafir gelene kadar...

" Merhabaa! "

Bu da nereden çıkmıştı lan! Kafasına yediği kapı yetmemiş gibi, bir de utanmadan yanımıza gelebiliyordu.

Normalde kalkıp giderdim fakat kafasını bu sefer belki kafasını masaya sokmak nasip olur diye yerimden kalkmadım.

Yüzünü daha önce görmesem de, dudağındaki yaradan tanımıştım onu. Bu Emilia idi. Ve şu an keşke maskeli kalsaydı diyordum kendi kendime. O şişmiş dudaklarıyla kendini güzel sanıyordu garibanım. O sırada annem yine yüzündeki gülümsemesiyle karşılık vermişti.

" Gel otur bir şeyler ye. "

Emilia yüzündeki pişkin ifadesini bozmadan, ellerini oturmuş olan Karan'ın iki omzuna koyup konuşmasını devam ettirdi.

" Çok sağol teyze ama daha Karan'la yapacak çok işimiz var. Belki daha sonra. "

Ne işin varmış senin bakalım senin ördek kıçı? Hele ki Karan'a bu yakınlığı nedir? O an o ellerini tutup odun parçasıyla ezmek istedim. Fakat ben gayet sakin bir kızdım. Bu kıskançlık değildi, cıvık insanları sevmememle alakalı bir şeydi.

Annemi de nereden tanıdığını, ne ara her şeyin bu kadar normale döndüğünü anlayamamıştım. Umarım yakında her şey bir anda tepetaklak olmazdı.

Karan, Emilia'nın konuşması üzerine, oturduğu yerden ayaklandı. Farketmeden ters ters ona bakıyordum ve sanırım o da bunu farketmişti. Gözlerimi hemen kaçırıp önüme çevirdim.

" Elis, eğer istersen sen de gelebilirsin. "

Onu kıskandığımı falan sanıyordu, bu yüzden bunu teklif etmişti. Bu yüzden de gitmeyecektim.

" Yok, siz ikiniz önceden anlaşmışsınız sanırım. Ben şey etmiyim, bir de anneme yardım etmem lazım. "

Susmuştu, fakat gözleriyle gözlerime çok şey anlatıyor gibiydi. Ayağa kalkıp elime iki tabak alıp, onları ardımda bırakarak mutfağa gittim. Tabakları tezgaha henüz bırakmadan ayak seslerinin uzaklaştığını duydum. Şaka gibiydi. Kırılmıştım. İnsan bir ısrar eder. Kızım sonuçta. Naz da yaparım göbek de atarım. Gerçekten şaka gibiydi.

...

Annemle uzunca sohbet ve kahve faslının ardından, saat çoktan 5 olmuştu. Odama çekilip kendimi sonunda yatağa atmıştım. Şimdi yine beynim düşüncelerle boğulacaktı. Buna izin vermeyip yataktan doğrulup etrafıma bakındım. Ne yapsam diye düşünürken aklıma güzel bir yürüyüş fikri gelmişti.

Orman yürüyüşü, hele ki yalnız, sessiz, huzur, ağaçlar, rüzgar...

Bir an içimi sıcacık eden düşüncelerle hemen dolabıma yöneldim. Zaten pek bir seçenek de yoktu. Elime gri eşofman altımla beyaz yarım kolumu alıp kıyafetlerimi değiştirdim. Saçlarımı da yine her zamanki gibi kendi halinde bıraktım.

İşte hazırdım!

Ayakkabılarımı giyindikten sonra kanepede uyumaya çalışan anneme bir göz attım.

" Anne, ben biraz yürüyüş yapacağım, yarım saate gelirim. "

Annemden bir ses yoktu. Sanırım uykuya çoktan dalmıştı. Ben de onu uyandırmadan kapıyı yavaşça kapatıp yürüyüşüme başladım.

Orman yoluna girdiğimde, gökyüzüne uzanan ağaçlara şöyle bir baktım. Aslında kaçırılmadan buraya gelseymişim, her şey daha güzel olabilirmiş. Hava henüz aydınlıktı. Aklımdaki çoğu şey, yerini temiz oksijene ve yeşil doğaya bırakmıştı bile. Huzura ermek bu olsa gerekti.

Yaklaşık yarım saat ormanda dolanmıştım ve hava yeni kararmaya başladığında dönüş saatimin çoktan geldiğini anladım.

Yüzümü geri dönüş yoluma çevirdiğimde aniden buz kesilmiştim. Yüzümdeki huzur ve mutluluk yerini ucu bucağı olmayan bir korkuya bırakmıştı. Ben nasıl fark edememiştim. Bir defa bile dönüp arkama bakmamıştım. Nasıl bir salaktım ben? Kalbim atmaktan ağrımaya başlamıştı. Bayılmanın eşiğindeydim. Gözyaşlarım görüşümü her ne kadar bulanıklaştırırsa bulanıklaştırsın, gördüklerimi bir gram hafifletmiyordu. Çok, ama çok korkuyordum.

Lan kendi kurgumdan ürktüm, bu nasıl bir şey 😰😰

25. Bölüm her an gelebilirrrrr, takipte kalın, sağlıcakla kalınnn🤍🪻

15 SANİYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin