Gözlerimi açamayacak kadar rahattım. Uyanmak üzereydim fakat bir türlü uyanasım gelmiyordu. Yüzüstü bir şekilde yastığımla bütünleşmiş, resmen günlerdir çekemediğim uykuyu çekiyordum.
Kafamı hafif kaldırdığımda henüz gözlerimi açmamış olmama rağmen tanıdık bir koku beni ele geçirmişti. O parfüm kokusu...
Hızla kafamı kaldırıp yumuşak yastığım sandığım yere baktım. Tam karşımda Karan'nın göğsüyle bakışıyordum. Hiddetle kendimi kendi tarafıma atıverdim. Sözde araya yastık koymuştum, uyurken yaklaşmasın diye. Ben o yastığı ezip geçmişim bile.
Yanımda ani hareketimden dolayı uyanan Karan, gözlerini tam açamamış olmakla beraber bana doğru bir bakış attı.
" Bak, uyurken ne yaptığımı bilmiyorum. Senin tarafına nasıl geldiğimi de bilmiyorum. Rahatsız ettim mi seni? "
Bir süre gözlerini gözlerime dikti. Sanki sorumu ciddiye almamış gibi bir hâli vardı.
" Sana da günaydın, Elis. "
Cümlesini bitirince kafasını tekrardan yastığa gömdü. Fakat benim çoktan uykum kaçmıştı bile.
Ayağa kalkıp terliklerimi giyindim ve annemin olduğu odaya doğru adımladım. Kapıya ulaştığımda bir iki defa tıklatıp içeri girdim.
İçeri girdiğimde yatak çoktan toplanmış, ortalıkta kimsecikler yoktu. Nerede olabilir diye düşünürken burnuma gelen kokularla cevabımı almıştım. Kapıyı tekrardan kapatıp mutfağa doğru yol aldım.
Elindeki yumurta tavasını, mutlu bir şekilde karıştırışını bir süre izledim. Bu sahneyi en son annem ortalıktan kaybolmadan bir gün önce yaşamıştım. Okula gitmeden yemem için bana yumurta pişiriyordu.
Tekrardan bulunduğum âna geri dönüp, yüzüme ufak bir gülücük kondurup yanına gittim.
" Günaydın anne. "
Geldiğimi görünce gülümsemesi daha da belirgin olmuştu.
" Günaydın annem. Daha az önce çok derin uyuyor gibiydin. Kokulara mı uyandın yoksa? "
Ufak bir kahkaha atıp kafasını sallayarak yumurtaya tuzunu ekledi. Sanırım bugün kahvaltıya domates yerine beni koyacaktık. Çünkü beni uyurken gördüyse, AMAN ALLAHIM!
Cevabımı gayet normal bir ses tonu ile vermeye çalıştım. Yalnızca çalıştım.
" Evet, acıkmışım biraz aslında. "
Daha sonra birden arkamdan gelen kalın ses ile irkildim.
" Günaydın. "
Annem kafamın tepesinden bakarak cevap verdi.
" Günaydın günaydın. Eee rahat uyudunuz mu bakalım? "
Bir anlığına fokurdayan çaydanlıktan çıkan buhar gibi buharlaşmak istemiştim. Hem önden hem arkadan baskı altındaydım resmen. Acilen kaçmam gerekiyordu. Ve yine arkamdan bir ses daha gelmişti.
" Ben gayet rahat uyudum. Ya sen, Elis? "
Bedenimi ağır çekimdeymişçesine arkaya doğru çevirdim. Sesi yüksek falan değildi, dibimde olduğu için fazla geliyordu.
" Eh, biraz. "
Hızlı adımlarla annemin yanına gidip tezgahtaki herhangi bir domatesi kapıp suyu açtım.
" Ee anne, başka ne kaldı? "
Elindeki yumurtayı tabağa dökerken cevap verdi.
" Bir şey kalmadı kızım, geçin siz sofraya. "
Elimdeki domatesi bırakıp hızla mutfaktan da çıkışı olan, yeni fark ettiğim kapıdan bahçeye çıktım. Umarım arkamdan gelmezdi.
...
Bir kaç dakika sonra annem elindeki tepsiyle masaya geldi fakat Karan hâlâ ortalıkta yoktu.
Annem de sofraya oturduktan sonra ilk lafı o açtı.
" Nasıl olmuş yumurta, beğendin mi? "
Ağzım dolu bir şekilde onlaylarcasına kafamı salladım.
" Eline sağlık, çok güzel olmuş. "
Gülümsemesini biç bozmadan konuşmaya devam etti.
" Afiyet olsun kızım, bu arada sormayı unuttum, laf arasında kaynadı. Kızım sizin aranızda bir şeyler mi var? "
Yuttuğum lokma resmen bir anda taşa dönüşmüş gibi boğazımda kalmıştı. Öksürmeye başladığımda annem hemen su dolu bardağı aceleyle bana uzattı.
" Al iç al. "
Uzattığı bardağı kapıp kafama diktim. Lakur lukur suyu içerken gözlerime kapıda durmuş beni izleyen Karan çarptı. Suyu daha hızlı içip boş bardağı masaya bıraktım.
Utanç, resmen zirvelere ulaşmıştı. Daha yeni kavuştuğum anneme, dakikasında rezil olmuştum. Tabi bir de Karan'a da.
Herkes şu an benim konuşmamı bekliyordu, ben ise ilham perimin gelmesini.
Uzuuun bir aradan sonra sonunda bölümlerrr geliyor artık.
Bu arada yorumlarınız sayesinde kitabı devam ettiriyorum, yoksa çoktan bırakmıştım vallaha😰😰
Nasıl buldunuz bu bölümü, neler düşünüyorsunuz??
24. Bölümde, görüşmek üzere o zaman 😉🫶🏻🌼
