Bölüm 27

165 16 9
                                        

Koca adam ellerimin arasından kayıp yere yığılıverdi. Tepki veremiyordum, göz kapaklarıma sıçramış kanlardan karşımda duran kişiyi tam seçemiyordum, fakat yine o maskeyi takmıştı, bu sefer kan damlaları da vardı.

Elindeki silahı hala indirmemişti. Gözlerimden yaşlar bir anda süzülüverdi, fakat ağlamıyordum.

Bir el daha ateş etti, dizlerimin üzerine yığıldım. Bunu yapmış olamazdı, hayır, daha yeni kavuşmuştum, tekrar olamazdı!

Arkama bakamadım bile. Yalnızca yere çömelmiş, her şeyin bitmesini diliyordum.

Hızla ayağa kalkıp karşımdaki "gerçek" katilin yakasına yapıştım.

"Öldür artık kurtulayım Allah'ın cezası!"

Hıçkırıklarımın arasından yine o'nun sesini duydum. Kendine konuşuyor gibiydi.

"O gece öldürmeliydim,"

Elimden sımsıkı tutup evden dışarı çıkardı. Artık eminim ki, bu gece ölecektim. Fırtına öncesi sessizlik vardı onda. Aklım allak bullak, artık ölümü dileyecek reddeye gelmiştim. Seslice ağlıyor, artık bitsin istiyordum.

Yine aynı senaryo, aynı kişi. Bu sefer nereye sürüklüyordu acaba? Artık mecalim kalmamıştı, artık gerçekten mecalim kalmamıştı.

"Nereye gidiyoruz yine? Neden o kadar hatalarıma rağmen beni vurmuyorsun? Yaralarını delik deşik ettim, neden acı çekmene rağmen o silahı çekip vurmuyorsun? O adamı sen sandığım iki günde, bir an değişmişsin sandım biliyor musun? Hatta hoşlanmıştım da! Fakat görüyorum ki, yalnızca yanılmışım, sen şerefsiz haysiyetsiz bir katilden başkası değilsin!"

Bir anda duruvermiştik. Elimi bırakmış, artık sadece tam karşımda bana bakıyordu. Elindeki silahın tetiğini çekti ve ellerime tutuşturdu.

"Gözünde bir katilden başka bir şey değilsem, elinde bir şansın varken, çek vur. Ama şunu bilmeni isterim ki, Elis, gerçek dünyadan o kadar kopmuşsun ki, gözünün önündeki şeyleri bile göremiyorsun. Az önce vurduklarım benim öz kardeşim ve annemdi, ve sırf arkamdan iş çevirdiler diye, senin yüzünden, gözlerinin yaşına bakmadan ikisini de yere serdim. Geçen gece kanlar içinde olma sebebim de sendin Elis, o it herif seni bulmaya çalışıyordu. Seni öldürmek için, kendince haklı sebepleri vardı da. Tek pişmanlığım onun bir şekil gitmesine izin vermekti. Bunu yapma sebebimi neden görmek istemiyorsun, Elis? Neden salağa yatıyorsun?"

Bu duyduğum itiraf karşısında donakalmıştım. Ben, çok utanıyordum. Beni bunca zaman korumaya çalışmış birini gözardı edip, gerçek potansiyel katilim olabilecek insanlara gözüm kapalı güvendim. Peki o annem sandığım kadın, yine beni öldürmek için miydi bu sevgi gösterisi?

"Ben,"

Kafamı çevirip kan damlaları sıçramış maskesine baktım,

"Bilmiyordum."

Yüzüm yire yere düşmüş, kendimden utanıyordum. Burada ölmeyi hakeden biri varsa, o da bendim.

Elime aldığım tetiği çekilmiş silah bir anda elimde patlayıverdi. Verdiği acıya bakılırsa, omzumun oralara isabet ettirebilmiştim anca.

Elimdeki silah elimden düşüverdi, fakat nedense ben düşmedim. Halbuki düşmem gerekiyordu. Sanırım yine her zamanki gibi kucaklamıştı beni. Onun sesi kulaklarımda çınlıyordu, bu sefer gerçekten de delirmiş gibiydi, oh olsundu. Artık her şey daha da belirsiz geliyordu. Sesler kesiliyor, gözlerim kararıyordu. Acı bile artık hissettirmiyordu kendini. Vücudum ellerinin arasında kendini teslim etmiş, yalnızca bekliyordu.

Yani kısacası ben, ölüyordum.

1 yıl ne demek arkadaşlar şaka mıdır?? Bir yıl sonra bölüm geldi hayırlı olsun herkese 👏🏻👏🏻👏🏻

Uzun zaman sonra, ne düşünüyorsunuz?

Hadi bakalıııım 😝😝😝😝😝

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: a day ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

15 SANİYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin