Bölüm 13

2K 128 113
                                        

...

Bana zencefilli tarçınlı bir çay demlemiş, el yapımı olduğunu varsaydığım kurabiyelerden bir tabak hazırlamış ve şimdi de yukarı katta bir şeyler yapıyordu. Akşam yemeği yemediğim için biraz acıkmıştım fakat şimdilik bunlar beni tutardı. (Sevgili okurum, çok merak ettiğin sorunun cevabı işte burada, al. 🫴🏻)

Kendimi nedensizce bu adama karşı çok mahcup hissediyordum. Bir insan, neden evine aniden gelen birine bu kadar iyi davranırdı ki? Empati yapıyordum fakat hala cevabı bulamıyordum. Muhtemelen bazı insanlar gerçekten de zarif düşüncelere sahipler. Kirli düşünenler bizleriz.

( Buradan okurlarıma kendi hayat felsefemden bir not bırakmak istiyorum;
Canlarım, ciğerlerim..
Onların düşünce yapısını değiştirene kadar insanlara iyi davranmaktan vazgeçmeyin. Eğer gün gelir de vazgeçerseniz, o cahillerin tarafına geçmiş oluruz. Siz kendiniz olun, olmadığınız biri değil. Eğer seninle dalga geçtiyse, seni üzdüyse, bırak cehaletinde çürüsün. Akıllı kızlarım benim.(Varsa erkek okuyucularım sizler de) Klasik kitaplardan vazgeçmeyin. En büyük hayat rehberi klasik kitaplardır. ("Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir." )Kendinize cici bakın, bu da benden bir tavsiye. )

Bir süre sonra elinde birkaç parça giysiyle merdivende belirmişti. Ne kadar düşünceli, centilmen bir adamdı.. Böyle adamların nesli arttırılsın anneler, mağara adamlarının değil!

Bir süre sonra yanıma gelip elindeki kıyafetleri bana göstererek elime tutuşturuverdi.

" Bunlar kız kardeşimin buraya geldiğinde bıraktığı yedek kıyafetleri. Hemen hemen aynı boy ve kilodasınız. Bence bunlar sana tam uyar. "

Yüzüm kızarmıştı. İyilik yapılınca ne yapacağımı bilmiyordum. Öyle kalıyordum işte. Battaniyeyi yavaşça üstümden attım ve yavaşça ayağa kalktım.

" Size nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Gerçekten çok sağolun. "

Daha sonra giyinmek için bir yer aramaya başladım. O ise hemen bunu farkedip cevap vermişti.

" İstersen yukarı katta kız kardeşimin odasında kalabilirsin. Gel sana göstereyim. "

O önden, ben ise arkadan yürüyerek onu takip ediyordum. Yukarı kata çıktığında ilk görünen kapıya yönelip açtı ve kapıda bekledi. Ve bir eliyle de içeri davet eder gibi eliyle buyur etti.

" Kendini evinde gibi hisset. Buradaki her şeyi kullanabilirsin. Kardeşim yedekçidir, hiçbiri kullanılmamış. Banyo da temiz. Giyindikten sonra istersen aşağıya gel, buraya gelirken sıkılmamak için bavuluma birkaç kutu oyunu atmıştım. İstersen beraber oynayabiliriz. "

Daha az önce ölüm tehdidi alan ben, şimdi oyun teklifi alıyordum. Kahpesin be dünya, sağın solun belli olmuyor.

Yüzümde bir gülümseme ile nazik teklifine cevap verdim.

" Tabi, yani tabiki, neden olmasın. Hemen geliyorum. Bu arada, tekrardan teşekkürler. "

Afallamıştım yine, bana iyilik yapılmaya gelmezdi.

Hemen içeri girip kapıyı kapattım ve kapının üzerindeki kilidi görür görmez kilitledim. Erkek milleti sonuçta, ne yapacağı belli olmaz.

Eski kıyafetlerimi bir hışımla çıkartıp kendimi banyoya attım. Güzel kokmak, temiz hissetmek size de psikolojik olarak iyi gelmiyor mu? Bana çok iyi geliyor.

...

Güzelce temizlendikten sonra yarım saat süren banyo sefamı bir kenara bırakıp yeni getirdiği kıyafetleri giyindim. Götüm donduğu için bir dakikadan az bir sürede giyinmiştim o ayrı bir mesele. Her şey tamam, saçlarımızı havluya da sardık mı, ta daaa. Hazırıızzz.

Kapının kilidini tekrardan açıp yavaşça aşağı kata indim. Aşağıdan tereyağlı patlamış mısır kokusu geliyordu. Bir de yoğun bir kahve...

Heyecanla merdivenleri adımladım ve kokunun kaynağı olan mutfağa yöneldim. Tam kapıdan içeri girecekken her zaman, küçüklüğümden beri olan şey yine olmuştu. Sanırım pencereden bir şey geçmişti. Fakat hiçbir zaman gerçekten de bir şey geçmemişti. Aldırış etmeden mutfağa girdim ve henüz mısırları patlatan adama baktım. Resmen güven aşılıyordu insana, inşallah bu güvenimi boşa çıkarmazdı.

Beni henüz fark etmemiş olacak ki, tuz almak için kafasını çevirdiğinde orada dikilen beni yeni fark etmişti. Yüzündeki nötr ifade yerine hafif bir tebessüm gelmişti.

" Sıhhatler olsun, (ben saatler olsun sanıyordum daha geçen güne kadar 😑😑) kıyafetler tam üstüne oturmuş. "

" Evet teşekkür ederim. Çok rahat, tam bedenime göre. "

Demek ki kardeşiyle aynı beden giyiniyoruz, şansa bak. Nedensizce kardeşini merak etmiştim.

Daha sonra mısırları hafif tencerenin içinde sallayarak konuşmasına kaldığı yerden devam etmişti.

" Mısır seviyorsundur umarım, bayağı bir yaptım. "

Hafif kıkırdayarak bu sıcak ortama ayak uydurmaya çalıştım.

" Bu koku sevmeyene bile yedirir merak etme. "

O da yüzündeki hafif tebessümle son kez mısırları sallayıp, ocağın altını kapattı ve tencereyi iki kocaman kaseye boşalttı. İki mısır kasesini de alıp yanıma geldi ve birini elime tutuşturup salona gitti. Ben ise peşinden kuyruk gibi gitmiştim. Salona girdiğimde masanın her iki tarafında birer koca kahve fincanı, ortasında ise kapağında kocaman kanlı el izi olan bir kutu oyunu vardı. Şimdiden heyecanlanmıştım doğrusu, çok severdim böyle şeyleri.

O, uzun koltuğun bir köşesine geçip kurulurken, ben de aynı şekilde yapıp yanına oturdum. Ve sonunda çok merak ettiğim o kutuyu açmıştı.

Mmmm en sevdiğim, en sevdiğim!!

Cinayet oyunuuu!!!!

Yalnız, öyle bir bölüm ki, devamını bırak okumayı, yazmaya bile sabırsızlanıyorum.

Merak ettiğim bir şey var...

Erkek okurlar 👉🏻
Kız okurlar 👉🏻

Yorumlarınızı bekliyor olacağımm.

Ayrıca kitap için genel yorumları daaaa!!👉🏻👉🏻

Kitabımı okuyan, yorum yapan, oy veren herkese, cânı gönülden teşekkür ediyorum iyi ki varsınız 🫶🏻🫶🏻💐

Sonraki bölümde görüşmek üzere babaahhgyy <33

15 SANİYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin