31

145 20 58
                                        


Sunghoon'un hapse girişinden bu yana 1 ay geçmiş, Heeseung da işi bırakmıştı. Diğerleriyle ara sıra görüşüp bunu Sunghoon'un yaptığına inanmadıklarını söyleyerek ona olan güvenlerini anlatıyorlardı.

Diğer yandan gemi seferleri halen devam ediyordu ve Jaeyun'un şehre kısa süreliğine döneceği haberi gelmişti. Heeseung bunun için büyük bir heyecanla evi temizliyor, bahçeye yeni çiçekler ekiyordu. Jaeyun geldiğinde her şeyin eskisi gibi, hatta daha da iyi şekilde olmasını istiyordu.

Onu öyle çok özlemişti ki her gün belki de o gün bugündür diyerek yolları gözlüyordu. Jaeyun'un da onu deli gibi özlediğini biliyordu, buna hiç şüphesi yoktu. Ayrı kaldıkları süre boyunca Jaeyun'un ona daha çok aşık olduğuna emindi, bunu hissedebiliyordu.

Ara sıra Jay ve Jungwon'un yerine gidiyor, onlarla vakit geçiriyordu. Çift olarak işlettikleri yerde gerçekten beklenenden daha fazla ilgi görüyorlardı. Yoğun oldukları zamanlarda onlara yardım ediyordu.

Jay ve Jungwon da Jaeyun'la Niki'nin dönüşünü iple çekiyordu. Geldiklerinde tekrar buluşup vakit geçirmeyi planlıyorlardı. Sunghoon'un eksikliğinden nasıl bahsedeceklerini bilmeseler de bir şekilde idare edebilmeyi umuyorlardı.

Sunoo her fırsatta Niki'ye olan özlemini dile getiriyor, aynı Heeseung gibi yol gözlüyordu. Sürekli Niki'nin gemi seferlerine katılmasına engel olması gerektiğini söylüyor ve pişmanlığından bahsediyordu. Heeseung onun Niki'ye yanık olduğuna emindi. Buraya döndüğünde aralarında bir şeyler olmasını umuyordu.

Telefon ekranına düşen bildirimle ayağa fırlamış ve dükkandan koşarak çıkmıştı. O gelmişti. Buradaydı.

Jaeyun dönmüştü. Biricik sevgilisi sonunda tekrar şehre dönmüştü. Hızla limana doğru koşarken sokaktaki insanlar ona deliymişcesine bakıyordu. Heeseung koşmaya giderken yanına doğru bir araba yaklaşmış ve pencere açılmıştı. İçerideki Jay'di.

"Lan salak! Dursana! Neden bize de haber vermiyorsun? Niki mesaj atmasa öğrenemeyecektik. Bin şu arabaya da gidelim. Koşmak senin neyine?"

Heeseung yediği azar ve koşmanın yorgunluğuyla arabaya binmiş, arka koltuğa süt dökmüş kedi gibi oturmuştu.

"Keşke Jaeyun iki gün daha geç gelseydi. Saçlarımı boyayacaktım."

"E gümüş saçların da boya değil mi zaten? Dibin bile gelmemiş ben bir şey göremedim." Jungwon' ön koltuktaki aynadan bakarak konuşmuştu.

"Doğru ya. Boyaydı gümüş saçlar da." Heeseung önüne sarkan tutamlara bakarak konuşmuştu. İnsan olmadığı gerçeğini onlara söyleyemediği için kabullenip susuyordu.

Nihayet limana geldiklerinde Heeseung kapıyı açıp koşarak geminin oraya gitmişti. Yana döne Jaeyun'u arıyordu. Uzun siyah saçları arkadan görür görmez ilerledi ve sıkıca sarıldı.

"Jaeyun'um!"

Jaeyun da karşılık olarak gülümsedi ve sıkıca sarıldı.

"Ne kadar çabuk geldin? Gemiden ineli 10 dakika bile olmadı."

"Geldiğini duyar duymaz uçtum."

"Gerçekten uçtu." Jay de arkadan gelmişti. "Arabayla zor yetiştik. Hoş geldiniz beyler." Ardından Niki'ye sarılmıştı. Jaeyun'la el sıkışarak Niki'ye dönmüştü.

"Senin yollarını gözleyen birisi var. Geldiğini söylemedik. Sürpriz yapmak ister misin?"

Niki kimden bahsettiklerini az çok anlar gibi kafa sallamıştı. Yine de emin olamıyordu.

"Kim yollarımı gözleyen?"

"Sunoo'dur belkii." Jaeyun konuşmaya misafir oluvermişti.

"İmkansı-"

"Jaeyun neden bozuyorsun ya!" Jay kızdığında Jaeyun da şaşkınlıkla bakıyordu.
"Sunoo mu harbiden?"

"Evet o."

"E hayırlı olsun o zaman." Jaeyun Niki'yi dürterken konuşmuştu.

"Bu nasıl olabilir?"

"Hislerini fark etmiştir belki. Fırsatı değerlendir derim." Heeseung göz kırpmıştı.

"Evet fırsat değerlendiren birinden tavsiyeler alıyorsun Niki." Jaeyun sevgilisinin kollarında konuştuğunda Niki de gülümsemişti.

"Deneyelim."

"Arabaya binin de gidelim." Jay konuştuğunda hepsi onu onaylamıştı.

Şehir merkezine tekrar döndüklerinde Niki ve Jaeyun Jungwon'la hasret gidermiş ardından dükkanı kapatarak sırayla Sunoo'nun çalıştığı yere girmeye başlamıştı.

İlk giren kişi Jay'di.

"Selam." Sunoo onu görür görmez gülümsemiş ve karşılamıştı.

"İşten ne zaman çıkacaksın? Bu akşamı hepimiz beraber geçirelim diyoruz."

"Hala 2 saatim var ama patronla konuşup erken çıkmaya çalışırım. Jungwon yok mu?"

"Geliyor birazdan."

Jungwon isminin söylendiğini duymuş gibi dükkana girdiğinde Jay de bir köşeye oturmuştu. Sunoo onu da karşılayıp oturduktan sonra sormuştu.

"Sıra sıra mı geliyorsunuz? Heeseung hyung da gelsin bari."

"Gelir şimdi." Jungwon sırıtıyordu.

Kapı açıldığında Heeseung kolunda sevgilisiyle beraber içeri girdi. Sunoo ağzı açık bir şekilde bakarak ayaklandı.

"Jaeyun? Sen mi geldin? Bu demek oluyor ki..." Koşarak Jaeyun'a sarıldı ama gözü kapıdaydı.

"Niki gelmedi. Orada kalacakmış."

"Ne?"

"Gelmek istemediğini söyledi. Burayı pek özlememiş."

"Beni de mi özlememiş?" Sunoo hayal kırıklığıyla bakıyordu.

"Bilmiyorum. Gelirse kendin sorarsın."

Sunoo hızla kapıya doğru koşmuş ve açar açmaz Niki'nin göğsüne yapışmıştı. Müşteri sanarak özür dileyecekken kafasını kaldırır kaldırmaz Niki olduğunu görmüştü.

"Sürpriz."

Sunoo ona sıkıca sarılmışken bir yandan da kızıyordu.

"Böyle sürpriz mi olur? Neredeyse ağlayacaktım. Çok kötüsünüz! Bana bu şakayı yapma fikri kimindi? Onu öldüreceğim!"

"Heeseung hyungun."

"Öldür öldürebilirsen." Heeseung gülerek konuşmuştu.

"Korkunç. Heeseung hyung git."

Hepsini gülme tuttuğunda Sunoo hala Niki'ye sıkıca sarılıyordu.

"Gelmedin diye çok korkmuştum. Jaeyun'un burayı özlemedi demesi biraz ikna ediciydi."

"Haklıydı. Burayı özlemedim."

"Neden geldin ki o zaman?"

"Çünkü seni özledim."

"Lütfen önümüzde aşk yaşamayın, kusarım şuraya valla." Jaeyun konuştuğunda Sunoo eline geçen kozla sırıtmıştı.

"Siz önümüzde seviştiniz biz bir şey dedik mi?" demesiyle birlikte Jaeyun hariç herkes gülüyordu. Heeseung gülerken Jaeyun'dan birkaç yumruk yemişti.

"Utanmadan gülüyorsun bir de. Senin yüzünden bu durumdayız."






































_________________________________________

kizlar slm bu fici bekleyen var mi hala☹️

siren, heejakeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin