39-Dünyadan Atlas'a

10 1 0
                                        

Yalın-Hele bir başla

Şehinşah-Dünyadan Atlas'a

❀❀❀


Ben battaniyeme sarılmış öylece uzanırken Atlas kapıyı çaldı.

"Sezin kapıyı açar mısın?"

O görmese de başımı hayır anlamında salladım.

"Seni kırdım. Özür dilerim. Gerçekten."

"İstemiyorum." Dedim sessizce.

Kapıyı bir kez daha tıklattı. 

"Lütfen..." Dedi. "Beni yanlış anladın."

Başımı battaniyeye gömdüm, nefesimi tutarak zaman kazanmaya çalıştım.

"Belki de… artık bana ihtiyacın yok," diye fısıldadım, ama kendi sesim bile yabancı geliyordu kulağıma.

Kapı tekrar hafifçe tıklatıldı. "Sezin… sana bunu hissettirmek istemedim. Seni kaybetmekten korkuyorum," dedi.

Başımı yine hayır anlamında salladım.

"Bana zaman ver lütfen." Diye seslendim. "Lütfen."

Atlas'ın sırtının kapıya çarpışını duydum.

"Burada bekleyeceğim."

Kapının ardından  kalem kağıt sesleri gelmeye başladı. Atlas yine yazar kimliğiyle bir şeyler yazıyordu.

Kalemin kâğıda sürtünmesi odanın içindeki sessizliği ince ince çiziyordu.
Her hareketinde duraksıyor, sonra yeniden yazıyordu. Sanki doğru kelimeyi bulmaya çalışıyormuş gibi.
Battaniyenin içinden başımı kaldırmadım ama kulaklarım kapıdaydı.

Bir süre sonra kalemin sesi kesildi.
Kapının altından ince bir kâğıt parçası içeri kaydı.

Kımıldamadım.

Sanki o kâğıda dokunursam Atlas’la aramdaki mesafe gerçekten kısalacakmış gibi geliyordu.

Şu an istemiyordum..

Kapının ardından Atlas’ın sesi geldi.
"Okumak zorunda değilsin," dedi sakin bir tonla.

"Ben sadece… söyleyemediklerimi yazıyorum."

Yutkundum.

Yavaşça battaniyeyi omuzlarımdan indirdim ve yataktan kalktım. Ayaklarım halıya değdiğinde oda birden çok sessiz geldi.

Kapıya doğru yürüdüm.
Kâğıt parçası hâlâ yerdeydi.
Eğilip aldım.

Atlas’ın yazısıydı. Dağınık, şu...Yazarlara özel yarı italik, yarı normal yazıdandı.

"Bazen insan birini kırdığını anladığında ne söylemesi gerektiğini bilmiyor.
Ama şunu biliyorum; seni kaybetmekten korktuğum kadar hiçbir şeyden korkmadım."

Kalbim istemsizce hızlandı.
Kapıya baktım.
Kapının diğer tarafında hâlâ orada olduğunu biliyordum.
Elimi kapı koluna götürdüm.
Parmaklarım soğuk metale değdi.

Bir saniye…

iki saniye…

Kapıyı açmadım.
Elimi yavaşça geri çektim.
Kapının ardından Atlas’ın nefes alışını duydum.

Sanki benim kapıya yaklaştığımı anlamış gibiydi ama hiçbir şey söylemedi.

Sadece orada bekledi.

OYUNCUBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin