Ertesi gün
"Emma hadi gel geç kalıcaz"
"Tamam Gemma geliyorum"
Neye geç kalıyoruz ki. Alt tarafı Holmes Chapel'da biraz dolaşıcaz. Umarım benim için bir planları yoktur. Of kesin Harry de gelicek. Dün olanlardan sonra bana karşı tavrını merak etmiyor değilim. Aslına bakarsanız en çok korktuğum arkadaşlığımızın etkilenmesi. Evet, Harry'nin arkadaşlığı onunla aramda olan her türlü şeyden daha önemli benim için. Onu doğduğumdan beri tanıyorum. Kendimi bildim bileli o şapşal yeşil gözlü kıvırcık benimle beraber. Hayatına giren her kızı, kadını tanıdım. Onları ilk benimle tanıştırdı. Onaylayıp onaylamadığımı sordu. Caroline'la çıkarken "hey Harry sadece 13 yaşındayım. Gerçekten bana mı soruyosun?!" demiştim ve bana sinirlenmişti. Neden bilmiyorum. Ama zümrüt yeşili gözleri siyaha dönmüştü. Bu beni çok korkutuyordu. Ağlamaya başlamıştım nedensizce. Yanıma gelip sarıldığında her şeyin geçtiğini hissetmiştim. Hiçbir şey düşünmüyordum, huzurluydum. Sadece o ve ben vardık. Onu kaybetmek istemiyordum. O bütün hayatımdı. Onu herkesten kıskanıyordum. Kız arkadaşlarını benimle tanıştırdığında içten içe acı çekiyordum. O ise benim erkek arkadaşlarımla asla tanışmazdı. Neden bilmiyorum. Onlardan bahsetmeme bile izin vermezdi. Sadece bir keresinde "onu gerçekten seviyor musun" diye sormuştu. "Evet" demiştim "evet seviyorum". Sonra gözleri siyaha dönmüştü ve kalkıp gitmişti. Her zamanki Harry.
*Harry'nin ağzından*
Uyanalı baya oluyor. Gemma'yla konuşmalarını duyuyorum. Sesi, sesi beni geçmişe götürüyor. Eskiden yaptıklarımız geliyor aklıma. Her şeyi beraber yaptık biz. İlklerini benimle yaşadı. Hep, hep beraberdik. Bana "saçmalama Harry aranızda 4 yaş var. Onunla çıkamazsın" dediklerinde sinirli bir şekilde ordan ayrılıyordum her seferinde. Evet, ondan hoşlanıyorum hem de çok. Gülüşü, masumluğu beni o kadar etkiliyor ki ... Ona hayatı öğretmeyi seviyorum. Bisiklete binmeyi bilmiyor. Aslına bakarsanız ona kimse öğretmemiş. Babasıyla arası pek iyi değil. O benim her şeyim üzülmesine dayanamam. Bu yüzden ona yarın bisiklete binmeyi öğreticem. Aynı zamanda onun için harika planlarım var. Umarım sürprizimi beğenir. Annemle ve Gemma'yla konuştum. Bizi yalnız bırakıcaklar. Hem belki bu sayede ona dün yaptıklarım için kendimi affettirebilirim. Onu seviyorum. Ne yapabilirim ki? O sahip olduğum en güzel şey. Evet, kabul ediyorum ona deli gibi aşığım. Ama arkadaşlığı benim için her şeyden önemli. Sadece elimden geldiğince onu mutlu etmeye çalışıyorum. Ama onu deli gibi kıskanıyorum. Bugüne kadar hiçbir erkek arkadaşıyla tanışmadım. Evet bunu yaparken onu üzdüm. Ama ne zaman onlardan bahsetse ve bunu yaparken gözlerinin içi gülse benim gözlerim doluyordu ve acı çekiyordum. Belki onu kırdım. Ama, ama elimden başka bir şey gelmedi. Aşırı tepki verip onu kaybetmekten korktum.
Artık hazırlanmam gerek. Ona Holmes Chapel'ı gezdiricem. Sürprizlerim sadece yarından ibaret değil. Bugün belli bir saatten sonra Gemma'nın tesadüfi bir şekilde işi çıkıcak ve annem de olmadığı için biz yalnız kalıcaz. Ne kadar da garip değil mi ne tesadüf?!
*Emma'nın ağzından*
Kapım tıklatıldı. Gemma olduğunu düşünüp "gir" dedim. Ama yanılmıştım gelen Harry'ydi. Çekingen bir tavırla içeri girdi. Başını kaldırıp yüzüme bakmadan
"Şey, Emma bana kıyafet seçer misin" dedi.
Pişman olmuştu. Onun bu haline üzüldüm ve gülümseyerek yanına gidip elini tuttum. O şaşırmış bir şekilde bana bakarken ben onu odasına sürüklüyordum. Onu yatağa oturtturdum ve dolabının karşısına geçtim. Beş dakika sonra kıyafetlere karar vermiştim. Kıyafetleri yatağa, yanına bıraktım ve yanağından öpüp "çabuk ol kıvırcık" dedikten sonra odadan çıktım. Gülümsüyordu, görüyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Our Love Was Strong
FanfictionBirbirlerine çocukluklarından beri aşık iki genç.. Katıldığı bir yarışmadan sonra hayatı değişen ama duyguları değişmeyen dünyaca ünlü bir yıldız.. Karşılaştıkları engeller, itirafsızlıklar.. Küçük yakınlaşmalarla umut bulan iki kalp.. İşte Harry v...
