Part 16

654 47 6
                                        

Taylor, Styles konaklığının salonundaydı. President Styles önemli bir telefon konuşması yüzünden bir süre beklemesini istemiş ve burada tek bırakmıştı. Onu beklerken etrafına bakındı. İlk defa Styles Konaklığı gibi büyük bir yerde bulunuyordu. Bu evde sadece 2 aile üyesinin yaşadığına inanamıyordu birde bir çok hizmetçide burada yaşıyor olmalıydı. Yerinde durdu ve pencereden aşağıya baktı. Buraya geldiği zaman evinin dış görünüşü hariç ilk farkettiği şey, bahçeydi. Cheshire evlerinde en sevdiği şeylerden biri bahçede uğraşmaktı. Çiçekleri ve bitkileri severdi. Heyecanlı bir şekilde bahçeye inmeye karar verdi. 

Harry konaklığa gelmişti, dedesinin onu neden aradığını merak etmişti. Dedesine daha bu sabah Allison ile sahip olduğu evlerinden birinde yaşayacağını söylemişti. 

Eve girdikten sonra hizmetçilerden dedesinin nerede olduğunu sordu. Dedesinin onu kütüphanede beklediğini söylediler. Oraya gitti ve kapıyı açtığı zaman gördüğü ilk şey, dedesinin mutlu yüzüydü. Koltuktan kalkarak Harry'ye yaklaştı ve ona sıkıca sarıldı. 

President Styles: Harry, Tebrikler! Bu yaşlı adamı dünyanın en mutlu insanı yaptın! 

Harry dedesinin mutluluğunun evliliği yüzünden olduğunu biliyordu. Evliği sahtelediği için aynı anda mutlu ve suçlu hissediyordu. 

Harry: Biliyorsun, seni mutlu etmek için istediğin her şeyi yapabilirim. 

Gülümsemeyle cevap verdi. 

President Styles: Biliyorum, ondan mutluyum. Teşekkür ederim. 

Dolu gözlerle söyledi. 

President Styles: Bu dramı bitirelim, yemek bekliyor. Aşçımıza en sevdiğin yemeklerden hazırlattırdım. Eşin bizi beklemekten yorulmuştur. 

Harry "Eş" cümlesiMutni duyunca şoka uğradı. 

Harry: Dede? Ne demek istiyorsun. Eşim mi? Burada olduğunu söyleme. 

President Styles: Tabikide burada. Bu andan itibaren bu ev onun evide sayılır. 

Harry dilini yutmuş gibiydi. Kızgındı ve bu lanet olası kadının burada ne işi olduğunu merak ediyordu. Sonra dedesinin hizmetçilere Allison'ı çağırmasını istediğini duydu. Hizmetçi, şu anda bahçede bulunduğun söyledi. Harry nerede olduğunu duyduktan sonra dedesine kendisi çağıracağını söyledi. 

Taylor heyecan ve hayranlıkla tüm çiçeklere bakıyordu. Gördüğü farklı çiçeklerin isimlerini düşünmeye çalışıyordu. Papatyalara eğilerek koklamaya başladı. Bundan mutlulukla zevk alıyordu ama sonra kızgın bir ses duydu. 

Harry: BURADA NE İŞİN VAR?...! (What the fuck are you doing here- orjinalı .ss) 

Çok seslice söylemişti. 

Taylor şaşkınlıktan yere düşüyordu. "Şeytanla konuşmak" diye düşündü. "Burada ne yapıyor, ah doğru, onun eviydi." diye düşündü. Kendi saçma sorusuna cevap vermişti. Ayağa kalkarak onun sinirden fışkıran gözlerine baktı. 

Taylor: Hiç mi terbiyen yok? Niye benimle konuşurken sürekli bağırıyorsun?

Harry: Sana bu evde ne işin olduğunu sordum!

Taylor: Neden dedene söylemiyorsun? Beni buraya o getirdi. 

Harry'nin yüzü hala duygusuzdu. 

Harry: Sana verdiğim yeri kabul etmeme sebebini şimdi anlıyorum. Bu gibi büyük bir ev istiyordun, haklımıyım? 

Taylor onun iğrenç ağzından duyduklarına inanamıyordu. Kendini sakinleştirmeye çalıştı. Onunla nasıl mücadele edeceğini bilmiyordu, ama kesinlikle kendini aşağılamaya izin vermeyecekti. 

Wildfire (Turkish Translation)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin