30. BÖLÜM
Ali, dernek binasının önünde beklerken, gelen Emel'i gördü.
Emel, yaklaştığında sarıldı ona, yanağından öptü.
" özledim seni "
" bende, çok beklettim mi?''
" ben seni her zaman beklerim yeter ki sen gel... De... Sen niye durgunsun, evde mi bir şey oldu"
" yok ya, malum işte annelik dürtüsü başka bir şey değil"
" bu mu canını sıktı"
" hayır dedim ya Ali"
" o zaman ne, belli ki canını sıkan bir şey var"
" sonra konuşsak"
" neden, bak merakta bırakma beni, dün akşam mı yoksa"
Emel tam söyleyecekti, sonra fikrini değiştirdi.
" dün akşam değil, dün akşam çok güzeldi, sonra konuşalım, söz söyleyeceğim"
Ali, gülümsedi.
" evlik teklifiyse ben evet diyorum"
" saçmalama ya, nerden çıktı bu evlilik muhabbeti anlamıyorum ki, hadi içeri girelim, Selim seni dört gözle bekliyordur"
Ali de güldü. Binadan içeri girdiler. Derneğin olduğu dairenin önünde durdular ve kapıyı çaldılar. Sekreter kız kapıyı açtı.
" Atilla Bey hoş geldiniz"
" hoş bulduk"
Diyerek içeri girdiler. Diğer odada birkaç kişi oturmuş, konuşuyordu.
" Selim bey içeride mi?''
" evet, ben haber vereyim"
" lütfen, Atilla beyin hafızasının yerine geldiğini söyleyin o anlar"
" tabi Atilla Bey, lütfen bekleyin"
Ali, içerideki adamlara bakarken, bir adamla göz göze geldi. O da Ali'ye bakıyordu. Ali, başını çevirdi ama tanıdık geliyordu. Emel'in kulağına eğilip
" şuradaki adam var ya, çaktırmadan bak, tanıdık geliyor"
Emel, gizlice baktı.
" evet, bir kere karşılaştık, daha doğrusu ben... Burada ama sen yoktun yanımda, sen nereden tanıyorsun"
Ali, bir daha gizlice ve dikkatli baktı ve tekrar Emel'in kulağına hafifçe eğildi.
" şimdi hatırladım, üniversiteye, Gülşen ile konuşmaya gittiğimde görmüştüm... Onun yanındaydı... Neydi adı ya... Her neyse... Demek o da dernek üyesi"
O sırada sekreter kız yanlarına geldi.
" Selim Bey bekliyor"
Ali ile Emel, Selim'in odasına girdiler.
" ya şu kıza kaç kere dedim, kim geliyorsa al içeri... Sanki devlet dairesi"
" yani benim de tuhafıma gitmedi değil"
" evet Emel hanım, daha evvel, bir holdingde çalışmış, oradan kalma alışkanlıkları var ve Atilla... Hafızanın yerine gelmesine çok sevindim"
Ali ile Emel oturdular. Selim de karşılarına
" Selim Hoca, seninle açık konuşmak istiyorum"
" elbette Atilla..."
" dün akşam Meral ile beraberdik, Emel de yanımızda"
" Meral mi, neden"
" bak bunu anlatmamış çakal, tabi işine gelmemiştir"
Diye fısıldadı Emel, Ali'ye.
" Mehmet ile ilgili bazı şeyleri soracaktım... Depremden sonra, neler olduğunu biliyor musun?''
" hafızanın yerine geldiğini söyledin Atilla, inan bunu bende merak ediyorum"
" o kısmı hatırlamıyorum, seninle temasa geçmiş olabilirim diye düşündüm"
" benimle mi, bu düşünceye nasıl vardın anlayamadım, ben hiç bir şey bilmiyorum"
Ali, sinirlenmeye başlamıştı.
" bak Selim, birbirimize açık olmakta fayda var..."
" ses tonunu beğenmedim Atilla, neden böyle konuşuyorsun"
" yapma Selim, artık yalanlar yok, beni bu işe soktun, Meral'in Mehmet'i öldürmesine alet ettin, şimdi de karşıma hiçbir şey bilmediğini mi söylüyorsun"
" Ali sakın ol "
Diye uyardı Emel.
" ne diye sakin olayım ya, iki sevgili kumpas kurmuşlar bana baksana"
Selim sinirle ayağa kalktı.
" senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Evlat çizgiyi aşmaya başladın"
Ali de ayağa kalktı.
" gerçeği söyleyeceksin Selim"
" sen... Sen ne bencil bir adamsın... Hiçbir şey hatırladığın yok senin... Gelmiş buraya o küçük aklınla sözde biliyor havalarına giriyorsun"
" Selim !"
" seni evlat bildim, sen ne dediysen yaptım... Bu mu bana layık gördüğün... Yazık... Bencil olduğun kadar da nankörmüşsün sen"
" Selim !"
" ikinizde biraz sakin olur musunuz lütfen"
" yazıklar olsun Atilla... Lütfen yerimden git... Gitmeni istiyorum"
Ali sinirden çatlayacaktı. Emel onu yatıştırmaya çalıştı.
" hadi gidelim, bence burada işimiz bitti"
Ali yutkundu, kapıyı açıp çıkarken kapıda göz göze geldiği adamla karşılaştı.
" pardon, sen Atilla Demir değil misin, beni hatırladın mı?"
Ali, adamın yüzüne baktı, hiçbir şey demeden dışarı doğru yürümeye başladı. Emel, adama gülümsedi.
" biraz zor bir gün geçiriyor da... İyi günler..."
" Faruk... Adım Faruk"
" iyi günler Faruk Bey"
Diyerek Ali'ye yetişmeye çalıştı. İkisi de daireden ayrıldığında Faruk, başını öne eğdi. Düşünceliydi. Selim'in odasına girdi.
" hayrola üstat, ne bu bağrışmalar"
" yok, bir şey Faruk, Atilla kendinde değil"
" hafızası yerine gelmiş mi?''
" öyle diyor ama bence hiçbir şey bilmiyor"
Faruk gülümsedi.
" hadi sen biraz sakinleş"
Diyerek odadan çıktı ve kapıyı kapattı. Sonra sekretere dönerek
" Atilla Demir'in telefonu var mı?''
" hayır maalesef"
" ya yanındaki bayanın"
" polis olan mı, hayır"
" demek polis... Neyse ben bulurum, sağ ol evlat"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
A.L.İ......... MATRUŞKA ( 2 )
Fiksi IlmiahSIR ASINA YAKIŞANI YAPMALI BAZI ŞEYLER ADI GİBİ GİZLİ KALMALI