İçeriye emin adımlarla girdim ve beni bekleyen Daniel ile Justin'e doğru ilerlemeye başladım. Fazla tepki vermemelerini umarak iyice yanlarına yaklaştım ve sandalyeyi çekerek oturdum. Gözleri bana ulaştığında ikisinin de gözlerinde nefret vardı. Yıllardır bana sevgi ile baktığını hissettiğim gözleri şimdi bana nefretle bakıyordu. Ve bu her şeyin bittiğinin bir kanıtıydı.
"Ben özür dilerim." dedim ve ekledim. "Aslında dilemem gerekli ama ben yinede diliyorum. Ve neden biliyor musunuz? Sizi kırdığım için vicdan azabı çekiyorum. Neden bir insan acı çekeceğini bile bile bir şeyin peşinden gider değil mi? Bunun cevabını ben söyleyeyim. O insan acı çekerken karşısındaki da acı çeksin diye. Bunu istedim çünkü bana hayatımın en büyük hayal kırıklıklarını verdiniz. Bana berbat hissettirdiniz ve aynısını hissetmenizi istedim."
"Bu şekilde mi?" dedi Justin. "Biz seni asla ama asla kandırmadık Grace. Sadece sana bir seçim hakkı sunduk ve sen seçemediğin için bizi sanki sana kötülük yapıyormuşuz gibi suçladın ve bu sürekli böyle işledi. Biz bir şey yapmadık. Sadece seçmek için sana şans verdik."
"Buna cidden inanıyor musunuz?" dedim sesimi yükselterek. "Sürekli ama sürekli aranızda bunu büyüttünüz ve şimdi seçme hakkı verdik diyorsun. Ben zaten seçimimi yapmıştım ama sen buna izin vermedin ve onu uzağa gönderdin. Bunu yapmışken seçimden bahsetme.". İyice sinirlenmeye başlamıştım. Yaptığı onca şeyden sonra bile hala daha bunların benim suçum olduğunu söylüyordu. Bunu savunabiliyordu.
"Madem seçimini çok önceden yapmıştın o zaman neden ben ortaya çıktığımda da bana gelmedin? Neden böyle saçma bir oyunu oynamaya çalıştın? Grace,yaptığının farkında değilsen eğer söyleyeyim. Sen. Hepimizi. Kandırdın. Kendi mutluluğunu da,bizim mutluluğumuzu da çok uzaklara taşıdın. Hadi ben başından beri inanmadım. Peki Justin? Sen canisin." dedi Daniel ve kafasını salladı.
"Madem inanmadın neden başından uyarmadın? Onunla oynanması hoşuna gitmiş demek ki. Oyun bile olsa benimle sevgili olmaktan hoşlandın. Bunu itiraf et." dedim. Eğer onun kozları varsa,benimde vardı.
"Bu şekilde seçimini yapabileceğini düşündüm. Oyun oynadığını sanacak ve en sonunda artık aramızda bir karar verecektin. Zaten kararını vermenden emin olmasaydım oyunu ortaya çıkarmazdım. Şimdi hepimize kararını söyle ve her şeyi bitir." dedi Daniel gayet rahat bir şekilde. Evet bir karar verdiğim doğruydu fakat bundan emin değildim.
"Emin olmadığım bir şeyi söylemem." dedim gayet net bir biçimde.
"Zaten onca şeyden sonra ikimizden herhangi biri de senin yanında kalmaya devam etmez." dedi Justin ve ayağa kalkıp gitti. Daniel'de onu takip edince tamamı ile yalnız başıma orada kalmıştım.
Kafamı geriye attım ve düşünmeye başladım. Yaptığımın kötü bir şey olduğunu en başından beri biliyordum fakat yapmanın doğru olacağını düşünmüştüm. Annemin dediğinin benim için en doğrusu olacağını düşünmüştüm. Bunu yaptıktan sonra artık yara almayacağımı düşünmüştüm.
İnsanlar hayatları boyunca hep yara alırlar. Her yaşadıkları şey kalplerinde bir delik açar. Ve bu delikten,o deliği açanlar yavaş yavaş akmaya başlar. Ama kan bu. Hiçbir zaman tamamen akmaz,tamamen kalbi terk etmezler. Aksine kalp kan pompaladıkça bütün vücudu gezerler. İnsanı ele geçirirler ve kalp onu tam unuttuğunu kirlenmiş olarak ona geri dönerler. Yinede yaşamak için ona ihtiyacımız vardır. Her zerremizin o kırmızı sıvıya ihtiyacı vardır.
Unuttuğumu düşünmüştüm. Daniel'i tamamen unutmuş ve hayatıma devam etmiştim. Fakat o yine bir şekilde geri döndü ve düşündüğüm her şeyi uzaklaştırdı. Yine hayatımın en zirvesindeki insan olduğunu hatırlatmıştı. Ama sadece hatırlatmıştı. Tekrardan olamamıştı. Çünkü ben zaten hayatımın zirvesindeki insanı bulmuştum. Onu bulmuş,saçma bir sebepten kaybetmiş,bir oyun uğruna geri kazanmış ve şimdi yeniden kaybetmiştim. Peki cidden kaybetmiş miydim?
Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı. Bunun için hızla ayağa kalktım ve arabama doğru koşmaya başladım. Arabanın yanına vardığımda ise hızla kapısını açıp içine girdim ve sürmeye başladım.
--------------------------------------------------------
Telefonunun önünde durduğumda hızlıca dışarıya çıktım ve aynı acele ile içeriye girdim. Satıcı çocuk bana doğru baktığında gülümsedim ve konuşmaya başladım. "Ben yeni bir hat istiyorum." dedim. Çocuk başını salladı ve hatları çıkarmaya başladı.
"İstediğinizi seçebilirsiniz." dediğinde ise çıkardığı hatlara yaklaştım ve birini seçip uzattım. Parasını ödedikten sonra dışarı çıktım ve arabaya bindim. Yeni hattı telefonuma taktıktan sonra Justin'in numarasını tuşladım.
Bilinmeyen Numara:Acı çektiğini biliyorum...
