Sabah uyandığında içinde sebebini bilmediği bir heyecan vardı genç kızın. Yüzünü yıkadıktan sonra aynada kendini incelemeye başladı. Yeşil gözlerinin içinde sarı hareler oynaşıyordu sanki. Gözlerinin rengini oldu olası sevmişti zaten. Lisedeyken bir çok arkadaşı söylerdi güzel gözleri olduğunu da Azra pek önemsemezdi. Kahverengi de aynı şeyleri görüyordu, yeşil de , mavi de..
Ama şimdi düşünceleri değişmiş gibiydi sanki. Güzel olmak istiyordu. Güzel gözleri, uzun kirpikleri Barlas'ın da beğenisini kazansın istiyordu.
Elini dudaklarına, oradan çenesine götürerek kendisini incelemeye devam etti. Kendiyle ilk kez karşılaşıyormuş gibiydi. Küçük bir tebessüm armağan etti kendine. Dolgun dudakları iki yana doğru hafif bir şekild e kıvrıldığında çok daha güzel olmuştu da farkında değildi Azra.
" Biraz daha kendinle aşk yaşarsan geç kalacaksın güzel kız."
Zeliha'nın sesini duyduğunda yerinden sıçradı. Elini ona doğru sallayarak " Allah seni iyi etsin Zeliha , ödüm koptu." diyerek lavabodan çıktı. Odasına geçtiğinde Zeliha halâ peşindeydi.
Dolabın kapaklarını açtıktan sonra bir süre boş gözlerle kıyafetlerine baktı.
" Ne giysem ki? " diye sorduğunda Zeliha'nın gözleri parlamıştı. Çok severdi süslenip püslenmeyi.
Azra'yı geri çekerek dolabın önüne geçti. Zaten çok bir eşyası olmadığı için olanları kombinlemekte sorun olmayacaktı.
Yaz aylarında oldukları için tercihini açık renklerden yana kullanmaya karar verdi. Gök mavisi , dar kesim kumaş pantolonun üstüne bir şey bulamayınca soluğu kendi odasında aldı. Daha yeni aldığı kolları dantelli , salaş , beyaz gömleğini alarak geri döndü. Azra'ya şöyle bir baktıktan sonra " Sen bunları giy , Ben de iki dakikaya geliyorum." diyerek yeniden odadan çıktı.
Birkaç parça makyaj malzemesi vardı. Onları da çantasıyla birlikte alarak Azra'nın yanına döndü. Genç kız üstünü giyindikten sonra " Otur bakalım şuraya. " diyerek yatağın kenarını işaret etti.
Makyaj malzemelerini goru nce heveslenmişti Azra. Daha önce sadece bir kere ruh sürmüştü. Onda da yurt müdüresinden sıkı bir azar yemişti.
Zeliha'nın komutlarına uyarak yüzünü renklenmesini bekledi. Dudaklarına sürülen pembemsi ruj ile işlem bittiğinde ondan mutlusu yoktu.
Ağzı kulaklarına vararak " Nasıl oldum?" diye sorduğunda cevap olarak bir ıslık kazanmıştı.
" Bu kadar süslendim ama ya yanlış anlarlarsa?"
" Kim yanlış anlayacak bebeğim. Sen on sekizinde çıtır bir genç kızsın. Tabi ki de süsleneceksin , güzel güzel giyineceksin. Bundan doğal ne var?"
Azra gülümseyerek kafasını salladı. Birlikte oturma odasına geçtiklerinde duvardaki saate baktı. Barlas'ın gelmesine on dakika vardı.
" Ben ineyim , Barlas bey birazdan gelir."
Zeliha Azra'ya kısık gözlerle bakarak gülümsedi.
" Hadi in bakalım. Barlas beyciğin beklemesin."
Azra kaşlarını bükerek " Ya Zelihaaa.." dediğinde ikisi de gülmeye başlamışlardı. En sonunda poposuna yediği şaplak ile soluğu kapıda almıştı.
Merdivenleri birer ikişer inerken bayram sabahında harçlık toplamaya giden çocuklar gibiydi. Hissettiği şeyin ne olduğunu bilmiyordu ama dışarıdan görenler onu böyle tanımlarlardı. Sonuçta Azra bir kez olsun bayramda büyük eli öpmemiş, harçlık toplamamış, şeker ikram edilmemiş bir çocuktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YETİM (Ara Verildi)
RomanceKendini açıklamak için en doğru cümleleri ararken ne kadar zaman kaybettiğinin farkında değildi. Kendisine bakan bu ürkek gözler , aşık olduğu kadının ondan en azından bir cümle de olsa bir şeyler söylemesini istiyordu. En sonunda adamın herhangi bi...
