20. Bölüm

5.3K 427 50
                                        

Sultan Hanım bir rüzgar gibi girdi hastaneye. Arkasında iki adamıyla öyle güçlü kuvvetli görünüyordu ki. Gözlerine sürdüğü sürmeler ağlamaktan akıp gitmiş , ela gözleri kan çanağına dönmüştü.
Çok görmüş , yaşamıştı evlat acısını. Son evladıydı Barlas. Rabbinin geri almadığı son emanetiydi. Ve o da giderse ya delirir ya da ölüp giderdi o da.

Bütün yol boyunca kocasına kızıp durmuştu. Askerlik arkadaşı arayıp Barlas’ı sorunca duramamıştı Mehmet Ağa. Sanıyordu ki Azra Barlas’ın gönül eğlencesiydi. Cengiz denen herif her şeyi sıcağı sıcağına yetiştirirken Mehmet Ağa hep bir zaman bitecek gözüyle bakmıştı. Ama Erdal denen arkadaşı arayıp da bir şeyler mırıldandığında uyanmıştı sonunda.

Bir insan bu kadar mı kural sever olurdu?

Kendi evladın senin karşıdaki , ne olur göz yumsan?

Bu kadın zaten onun yengesi , bilmez misin ki aralarında başka bir münasebet yok?

Yol boyu bunları düşünüp durmuştu. Ve şimdi oğlunun yatırıldığı hastanedeydi. Allah’tan tenezzül edip haber vermişti de tüm itirazlarına rağmen yola çıkmıştı Sultan Hanım.
Adamların Barlas’ın yatırıldığı odayı öğrenmesiyle çağırılan asansöre bindi. Asansörün aynasından kendine baktığında ne kadar yıprandığını bir kez daha farketti. Dışarıdan bakan biri önce güzelliğini sonra da gücünü farkederdi. Ama kendini biliyordu Sultan Hanım. Öyle yorulmuştu ki , yüzünden , omuzlarından bile anlaşılıyordu yıpranmışlığı.

Asansörden dışarı adımını attığı anda omuzlarını daha bir dikleştirdi. Torunu Mehmet Aslan onu gördüğünde ‘’ Babaanne!’’ diye bağırarak kollarına atlamıştı.

‘’ Oğlum benim..’’ diyerek sarıldı torununa.

Canıydı bu küçük çocuk. Boran’ından kalan tek emanetti.  Öyle ki ona her baktığında oğlunu görüyordu. Babasının kopyasıydı küçük oğlan. Görmemiş olsa da yürüyüşü bile aynıydı.

Torununun küçük elini tutarak az ileride ona bakmakta olan kocasına doğru yürüdü. Gelini gelip elini öpmüş , ardından oğlunu alarak bir kenara çekilmişti.

Gözlerini kırpmadan ilerledi Mehmet Ağa’nın yanına.

‘’ Oğlum nasıl?’’ diye sordu sert bir sesle.

Mehmet Ağa daha karısı ilk adımı attığında anlamıştı bir haller olduğunu da , böyle bir ses tonu da beklemiyordu işin aslı.

‘’ Çıktı ameliyattan. Birazdan yoğun bakıma alacaklar. Ama çok tutmayacaklarmış , yarın normal odaya alabiliriz dedi doktor.’’

Sultan Hanım kafasını salladı.

‘’ Gelinim nerede? ‘’

Mehmet Ağa kafasıyla işaret ederek ‘’ Züleyha orada ya.’’ Dedi. Sultan Hanım’ın tek kaşını kaldırmasıyla anladı kimi kastettiğini.

‘’ Senin tek gelinin var Sultan Hanım!’’ diye sesini yükseltti.
Sultan Hanım cevap vermek için ağzını açtığında Ali’nin sesini duydu.

‘’ Anam , hoşgelmişsin. Keşke bunun sebebiyle gelmeseydin ama kader işte. İnşallah Barlas da iyileşecek , hem anası gelmiş. Duyunca çivi gibi olur , çivi..’’

Ali hanım ağanın elini öptükten sonra bir adım geri çekildi.

‘’ Ali oğlum , Azra nerededir? Yoksa gelmedi mi? ‘’

Ali Mehmet Ağa’ya şöyle bir baktıktan sonra ‘’ Gelmez olur mu hiç? Kafeteryada oturuyor. Burada olup da rahatsızlık vermek istemedi.’’ Diye açıkladı.

YETİM (Ara Verildi)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin