Gecenin koyu karanlığında çığlık atan bir kadın vardı.
Eski zamanlarda kirli sokaklardan uzak duran birkaç ev, ormanın bir ücra köşesine yapılırdı. Fakat bu yabani hayvanlara engel olamazdı.
Çığlık atan kadının kocası sadece para için uzak kasabaya gitmişti. Tarlalarında yetiştirdiği balkabağı, çok iri ve lezzetli oluyordu. Topraktan kaynaklanıyor gibiydi.
Kadın ise tek kalmıştı. Çıkardığı çığlık kesinlikle kötü olsa da, sonradan gelen mutluluk verici olacaktı.
Şişmiş karnını eliyle ittirmeye çalıştı, eski ahşap yatakta.
"HADİ! IĞHH!" Acı katlanılmaz gelirken göz Yaşları, dökülen terler ile birleşti. Normalden büyük olan karnında bir bebekten fazlası olacağını biliyordu.
Ormanın kurtları ve kuşları da acı çığlığa tepki verdi. Onu duyan başka biri daha vardı.
Oturduğu ağaçtan o evi izleyen bir karanlık selület. Kırmızı gözleri parlıyordu sadece.
Kadının son bir haykırışı yardım diler gibiydi. Siyah karartı örtündüğü siyah pelerini savurarak ağaçtan indi ve kapıya doğru ilerledi.
Kendiğinden açılan kapıdan girip, çığlığın merkezine ilerledi.
Kadın onu görünce korktu ve ıkınmayı bıraktı. Siyah pelerinli şahıs kadının yanına yaklaşıp elini karnına koydu.
Beyaz el karnında gezinirken gözleri kapandı kadının. Son duyduğu ise yumuşak bir sesti.
"Bir kızın oldu." Kadının bilinci kapandıktan sonra siyah pelerinli şahıs, kız bebeği kadının yanına koydu.
Erkek olan bebeği ise kucağına aldı. Alnında doğum lekesi olan tatlı bir erkek bebek.
Bu aileye ait değildi...
**
Küçük çocuk Tavşanın peşinden koşup duruyordu ama tavşan inat etmiş gibi bıkmadan kaçıyordu. Sonunda ayağı takılan yedi yaşındaki oğlan çimlerin üstüne düştü. Yüzünü fena çarpmış olmalı ki, ağlamaya başlamıştı.
Tavşan durup ona bakarken, çocuğun geldiği yoldan bir aslan belirmiş ve düşen çocuğun giydiği kirli beyaz gömleğinin arkasını ısırarak onu oturur pozisyona getirmişti. Küçük çocuk onu kaldıran aslana sarılmış, ağlamaya devam etmişti.
"Şşşhh.. tamam. Her zaman istediğin olmaz, minik."dedi aslan. Çocuk karışmış kahverengi saçlarını eliyle dağıtmış, sulu kahve gözlerini aslana dikmişti.
"Ama sadece sevmek istemiştim."dudağını büzdü. Aslan kafasını eğdi ve çocuğun boynuna burnunu sürttü. Küçük çocuk kıkırdadı.
"Bunu birine gidip söylemen gerekirdi."dedi yumuşak bir sesle. Çocuk geri çekilip ayağa kalktı. Hâlâ aslandan oldukça küçüktü. Tabii, iki metrelik boyu vardı aslanın. Aslan yere yatıp, küçüğün sırtına binmesine izin verdi.
"Hedef, koruyucu!"diye bağırdı küçük heyecanla. Aslan ilerlerken çocuğun heyecanına hafifçe sevinmekle yetindi.
Ağaçların dalları oldukça yukarıda olduğu için, çocuk zarar görmüyordu.
***
"Hey dipper. Bugün istediğin birşey var mı? "Diye sordu koruyucu. Dipper elindeki kılıcı bırakıp ona döndü.
"Aslında kasabayı görmek istiyorum. Kısaca biraz insan görmek hoş olurdu." Koruyucu sarı ve kırmızı saçlarında, büyük bir uyumla duran beyaz Papatya tacı çıkardı ve oturduğu yeşil Çimenlerin arasına bıraktı.
