Beyaz güvercin kanatlarını çırparak soğuk gri taşlı büyük pencereye kondu. Gugk tarzında bir uyarı sesi çıkardı. Pencereye yaklaşan; beyazla sarmalanmış, zayıf ve zarif bedeniyle bir kız güvercinin ayağındaki mesajı aldı. Mührü görünce hızlıca açtı.
'Yardımın gerekli, yakında hasta amcam ölecek ve ben sıradaki tek varisim. Ama amcam;' ben ölmeden bir eş bulacaksın!' Dedi. Fakat ben... sana ihtiyacım var.'
Kız elindeki kağıdı bıraktı. "Prensim nasıl isterse." Güvercinin başını sevdi.
^^^^^
"Prens dipper! Huzurunuzda beyaz gül!" Muhafız duyuruyu yaptığında içeri siyah peleriniyle zarif bir kız girdi. "Prensim,"dedi nazik bir şekilde selam vererek. Dipper hızla oturduğu pencere kenarından kalktı ve kıza büyük adımlar ile yaklaştı. "Leydim! "Sıkıca kıza sarıldı. Bu sarılma kızın kafasındaki başlığın düşmesini sağlamıştı. Dipper geri çekilip òzlediği yüze baktı.
"Uzun zaman olmuş Leydim. Neredeyse yüzünüzü unutmuşum."dedi ellerini tutup onu pencere kenarına yöneltirken. "Kaç oldu? Üç yıl?"kız hiç konuşmadı. Dipper da çırpınmaktan vazgeçti. "Tamam. Seçeneklerim üç tane. Bilinen üç prenses var ve biri karşımda. Sana o gözle bakacak kadar düşmedim Leydim. Diğeri pasifica adlı deniz kalesinden, benimle aynı yaşta bir Leydi; diğeri Wendy adlı vahşi orman kalesinden, benden birkaç yaş büyük bir Leydi."dipper sıkkın bir halde saçlarını karıştırdı. "Ikisini de istemiyorum. Yardım edebilir misin?" Beyaz gül, gülümsedi. "Şimdi anladım. Memnuniyetle Prensim. Ama bilmelisiniz ki, karınız her zaman aynı yerde kalmaz."dipper mutlulukla gülümsedi. "Biliyordum! Beni yarı yolda bırakmayacağını biliyordum! Teşekür ederim beyaz gül, gerçekten..." kız gülümsedi.
O gün kararı amcasına verdi. Amcası Stanley neredeyse duygusallık yüzünden ağlayacaktı. "Benim yeğenim bu Krallıktaki en güzel ve imkansız olan prensesi seçti."demişti gururla halkına. "Yarından itibaren hazırda beklenen düğün başlayacak!"diye gürledi. Dipper destek istersine leydisinin ellerini tuttu. Beyaz gül gece gibi gözlerini prense çevirdi." Bir sorun mu var lordum? "Dedi masum bir şekilde. Dipper kızardı. "Ben.. sadece endişeliyim Leydim. Ve amcamın bebek istemesinden korkuyorum. O vakit ne yaparım? " beyaz gül eliyle kırmızı kahküllerini düzeltti. "O zaman ona bir bebek veririz Prensim. Siz endişelenmeyin." Dipper şimdi daha kırmızı ve gergindi." L-leydim? "Kız kıkırdadı. "Korkmayın Prensim. Kaderiniz çoktan belirlendi. Sizinle bir olarak bir bebek doğuramam. Doğurmak istediğim de söylenemez. "Kafasını salladı. Kızıl kahkülleri dışında arkadaki sarı belini geçen Örgülü saçları da sallanmıştı.
Koskoca beş günün sonunda bütün Krallık buradaydı. Herkes düğünü, prensi ve evleneceği prensesi merakla bekliyordu. Dipper beyaz gül gibi bugün tamamen beyaz giymiş,başına saf altın ve değerli taşlarla süslenmiş bir taç, beline altın bir kemer ve saf altın görünümlü bir pelerin giymişti. Büyük ve şişman rahibin önünde merak ve korku içinde en yakın arkadaşını-birazdan evleneceği prensesini bekliyordu. Çok geçmeden karşısında belirdi. Bembeyaz giyinmişti yine,tek farkı boynundan sarkan kırmızı yakut kolyeydi. Pelerin de beyazdı. Saçları salınık ve örgü halinden daha uzundu. Kırmızı kahküllerinin üstünde Işıldayan beyaz tacın üstünde kırmızı taşlar vardı. Gereğinden fazla hayranlık uyandırıcıydı. Dipper, beyaz gül yanına geldiğinde elini tuttu. "Çok güzelsiniz, Leydim. Buraya gelirken bir sürü genç ve guzel kızları çatlatacak kadar-ki çatladılar. " beyaz gül kıkırdadı. "Çok naziksiniz Prensim. "
Çok geçmeden düğün bitmiş ve çift odalarına gönderilmişti. "Ben, ayrı iki yatak..."diye başladı dipper. Ama kız onu susturdu. "Gerek yok. Iyi rol yapalım yeter. Amcan öldükten sonra istediğin kişiyle bu yatağı ateşli bir şekilde paylaşabilirsin. "Kıkırdadı. Dipper sadece kızarmıştı. "Prensim?"dipper dolaptan kendine rahat birşeyler seçerken kıza döndü. "Evet?" Kız başındaki tacı çıkardı, sonra pelerini. Dipper yine kızarır gibi oldu. "Saç örmeyi bilir misiniz?" Dipper kıza yaklaştı. "Mabel'i bilirsin, "dedi mahçupla. "Öğrenmemek mümkün değil. "Dipper kardeşini özlediğini hissetti. Şu anda üç prensten biriyle evliydi. Gideon. Ondan küçüktü ama ilk koşan oydu. Gideon yıldız kalesi kralı. Diğeri kaya krallığını yöneten, taş kalpli kral robby. Öteki ise kimsenin daha görmediği karanlık kalesi prensi Bill cipher'dı. Ve karşısındaki prenses beyaz gülün kalesinin adı da gizemli orman kalesiydi. Bu isim verilmişti çünkü o ormana giren çıkamıyor, hayvanları çok Vahşi oluyordu. Geçen orada bir çocuğun dev gibi bir yaratığı severken görmüşlerdi. Diğer gün ise minik bir sincabın bir şövalyenin leşini kendinden geçmişcesine parçalarken görülmüştü. O yüzden kimse o ormana yaklaşmıyordu. Dipper bu kızla tanıştığı günü hatırlıyordu. Onu kaçıran birkaç paralı askerden kaçmış ve kendini o ormanda bulmuştu. Çok korkuyordu ve haklıydı. Etrafta onu izleyen binlerce göz vardı ve sadece kahverengi bir çift göze sahip olan dev gibi bir aslan çıkagelmiş ve onun pelerini ağzınla tutarak kaleye götürmüştü. Kale oldukça hoştu, beyaza yakın grilikte, büyük; beş metreye varan pencerelerin kenarında uçuşan beyaz ince beyaz Perdeler vardı. Fakat bir bahçe gibi çok fazla çiçek vardı. Bir de o çiçeklerin arasında siyah bir gül sulayan bembeyaz elbise giymiş bir dünya güzeli kız. Yukarıda uçan çeşitli kuşlar-hiç görmediği kuşlar bile vardı- uçuyor ve yabancı olan ona bakıyorlardı. Kenarda bir kurt uyuyor, diğer tarafta; yerdeki bir kumaşla oynayan bir yaratık vardı. Bir Griffin. Simsiyah bir Griffin...
