Mor ve siyah, gözlerimi ilk açtığımda mükemmel bir uyum içerisinde yüzüme çarpan ilk şeydi. Bulanık görüyordum, ama yavaş yavaş düzelmeye başlayan görüşümün yakaladığı minik ayrıntılar, hala başımın sol tarafının sinir bozucu bir şekilde zonklamasına sebep oluyordu. Duvar köşelerinde beni rahatlıkla taşıyabilecek kadar büyük örümcek ağları, tavada asılı olan birkaç koza (daha doğrusu koza olduğunu umut ediyordum) ve birkaç yere serpiştirilmiş kuru kafalar bana daha çok cadılar bayramını hatırlatsa da, buranın kalıcı bir matem havası içinde olduğunu dile getirebilirdim. Oturduğum sandalye ve masayla eş olan en az on tane daha siyah masa, sanki 1950'lerden kalmış gibi demir ve ince motiflerle süslüydü, her birinin üzerine özenle yerleştirildiği belli olan porselen vazoların içindeki kırmızı güller ise içimde tarif edemediğim duyguların bir karmaşa yaratmasına sebep oluyordu.
Neden buradaydım? Neden Karanlık benim için burayı seçmişti? Bildiğim tek bir şey vardı ki o da bu rüyanın önemli olduğuydu. Diğer bütün rüyalarım gibi.
Artık ne kadar zaman geçtiğini kavrayamaz hale geldiğimde, Karanlık'a seslenmiştim: ''Burada olmamın sebebi ne?'' ses tonumdaki sabırsızlık, içimdekinin sadece ufak bir yanılsamasıydı. Uzaktan duyduğum soğuk ve kalın gülüş, gittikçe ince bir kıkırtıya dönüştüğünde rahatsızca olduğum yerde kıpırdandım. Burada olan hiçbir şey hoşuma gitmiyordu, ama yine de duygularımı belli etmemek amacıyla gösterdiğim çaba taktire şayandı.
''Bu yeri asla unutma küçük kız. Hayatının bağlı olduğu pamuk ipliğini ancak Kirke'nin çocuklarından biri düzeltebilir.''
Arakne. Bilgelik ve dokumacılık tanrıçası olan Athena'nın dokumacılığının daha da üstünde bir yeteneğe sahip olduğu ve bir yarışmada Athena'yı küçük düşürdüğü için talihsiz bir şekilde örümceğe dönüştürülen akıllı bir kadın. Bu efsaneyi nerede ya da nasıl duyduğumu hatırlamasam da, okuduğumda aklımda oluşan cümleyi kelime kelimesine işlemiştim kalbime.
Sonum, Arakne gibi olmamalı.
''Evet, olmamalı küçük kız. Lakin titiz davranmadığın her saniye, kendi yaşam ipliğin ellerinin arasından kayacak.'' Karanlık'ın resmen eğlenirmişçesine söylediği sözler, göğsümün derinliklerinde sönmüş bir ateşi uyandırırken yumruklarımı sıktım. Cevap vermeme gerek yoktu, her ne olursa olsun zaten biliyordu ne düşündüğümü, hissettiğimi. Karanlık ile laf atıştırmak, bir yüzücü ile havuzda yarış yapmaya benziyordu; imkansızı ancak onun gibi olursam yenebilirdim.
Varlığını açıldığı zaman fark ettiğim kapıdan içeri giren altı kollu genç kız, doldurma peluştan yapılmışa benziyordu. Gri ve yapay suratına çizilen tek şey gülümsemeyi simgeleyen bir çizikti, onun dışında hiçbir fiziksel özelliği yoktu. Üzerine giydiği kabarık mor-kırmızı karışımı hizmetçi elbisesi ve iki yandan topladığı siyah saçları, bu ipsiz kuklayı gerçekçi gösteren tek şey olabilirdi.
''Hatırlamak berbat olduğun bir şey, en azından beni unutma! ahuhuhu~''
Karanlık'ın bir anda incelen sesi ve midemin altüst olmasına sebep olan kıkırdaması, olduğum yerde aniden kalkmama sebep olmuştu. ''Kes şunu!'' Çatlayan sesim üzerine daha da artan kıkırdamayla kulaklarımı kapatıp, sandalyemi tekmeleyerek çıkışa doğru yöneldiğimde beni çepeçevre saran, kuklanın 6 koluydu. Pamukla doldurulmuş olan bir kuklaya göre güçlüydü açıkçası, ancak o saniye kuklanın ne kadar çok güçlü olduğunu düşünmektense nasıl kurtulacağımı bilmek daha çok işime yarardı. Aklıma gelen saçma bir düşünce üzerine tırnaklarımı kuklanın parmaksız eline bastırdım; hissettiğim sıvı, kanımın donmasına sebep olmuştu. Parmaklarımın içine kan dolduğunu fark ettiğimde boğazımdan çıkan hayvansı hırıltı, Karanlık'ı eğlendirmişe benziyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
abandoned memories | undertale
AdventureGeçmişin anıları, geleceğin beşiğinde saklıyken, bu beşiği gözleri kapalı bulmaya çalışan bir kız. Kararlı, güçlü ve sevgi dolu. Yaşamın umursamadığı, ölümün arkasından kovaladığı bir canavar. Tehlikeli, acımasız ve umursamaz. Ruhlarının, binlerce y...
