- Biraz daha böyle kalalım.
- Birileri görürse yanlış anlayacak.
- Anlasın. En fazla ne olur? En fazla bizi evlendirirler. Bence hiçbir sakıncası yok.
- Bence var.
- Neden?
- Şaka yapılmasını sevmiyorum bu konuda ve sizin istemediğiniz bir şeye zorlanmanızı istemem.
- Zorlanmamk mı? Hımm hiçte zorlanmam. Senin gibi tatlı birini istemiştim hep.
Prenses elini prensin alnına koymuştu.
- Ateşiniz de yok ama neden böyle konuşuyorsunuz bir türlü anlamadım.
- Benim olmanı istiyorum da o yüzden.
Prenses bir elin onu kaldırmasıyla prenste kalkmak zorunda kalmıştı. Prenses döndüğünde kaldıranın jong olduğunu görünce şaşkınlıkla ona bakmıştı.
- Müstekbal eşimden uzak dursanız iyi olur.
Veliaht prens ve prenses şaşkınca jonga bakmıştı.
- Ne demek istiyorsun ?
- Şunu demek istiyorum ki prensesim kraldan sizinle evlenmek için izin istedim.
Bir gece önce
Jong sinirden yerinde duramıyordu. Veliaht prensle görüşmek üzere dairesine gittiğinde istemediği konuşmaları duymuştu. Veliaht prensle arası hiçbir zaman iyi olmamıştı. Nedense ondan nefret etmişti veliaht ondan üstün olduğu halde. Çünkü hükümdar prensin ülkesi her ne kadar doğuya bağlı olsada çok daha güçlüydü. Veliaht prens zamanında birini sevmişti ve o ne yazıkki hükümdar prensi isteyince güç kullanmadan aşkı için ondan vazgeçmişti. Ama hükümdar prens bunu duyunca kızı reddetmişti veliaht prens için. Ne yazıkki kızın kalbi o kadar kötüydü ki veliaht prensi jonga düşman etmişti. Jong ne yaparsa yapsın shinin düşüncelerini değiştirememişti. Veliaht prens olsada heer zaman kurallarla davranışları kısıtlanmıştı. Jong ise kurallara pek aldırmaz hep istediğini yapmıştı. Babası ise bu durumları gülümseyerek karşılamıştı. Sonuçta oğlunda yanlış bir davranış görmüyordu. Başına buyruk davransada halkının ve ülkesinin refahını hep düşünen gece yarılarına kadar çalışan bir çocuk olmuştu. Ne olmuş yani arada saraydan kaçıp birazık şstediği gibi davranıyorsa? En fazla gizliden takip etmesi ve prensin güvenliğini sağlaması için adam görevlendirmişti. Biliyordu ki buna bike gerek yoktu. Çünkü prens her zaman çok dikkatli olmuştu ve kendini savunacak kadar iyi dövüş sanatlarını biliyordu. Jong böyle bir ortamda büyürken shin ise saraydan kaçar kaçmaz hemen cezalandırılıyordu. En ufak hatları bile kral tarafından hoş görülmüyordu. Kral böylece shinin güçlü biri olacağını düşünüyordu. Jong shinin konuşmlarını duyunca ellerini sinirden yumruk yapmıştı ve o gece kararını verip kralın huzuna çıkıp prensesle evlenmek için izin istemişti. Krala sadık olacağına söz vermişti. Krlda artık sujinin geleceği görme yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Hem bu evlilikle doğu ve batı yine barış içince yaşamaya devam edecekti. Doğu gün geçtikçe batının güçlendşğinşn farkındaydı ve onlardan ayrılacağı korkusunu yaşıyordu. Kral buu evliliğin getirilerini düşünce kabul etmek zorunda kalmıştı veliaht prensin kalbinden habersiz.
Shin koşarak kralın huzuruna çıkmış ve babasından kararından vazgeçmesi için yalvarmıştı. Kral her şeyi açıklayıp bunun imkansız olduğunu söylemişti. Veliaht prens o gece sabaha kadar içmiş ve dünyadan nefret ettiğini bağırıp durmuştu. O gece huzursuz olan sadece veliaht prens değildi. Prenseste kralın huzuruna çıkıp emrini geri almasını istemiş hatta prenseslik unvanından vazgeçebileceğini bile söylemişti. Kral gerçeği söyleyip prensese ülkenin birliğinin ona bağlı olduğunu söylemişti. Prenses kanatları kırılmış bir halde kralın konutundan çıkmıştı. Ama bir anda içinde umutlanan filizi doğrulatmak için jongun konutuna gitmişti. Jong prensesi görünce çok şaşırmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
prensesin yolu
Historical Fictionyarı asil olarak doğan kahin bir kız prenses olursa ne olur? peki ya kraliyet ailesi onu kabul edecek mi? neden sürekli hayatı kraliyet ailesi ve veliaht prensle kesişiyor?
