"Teşekkür ederim yardımınız için, bu gece refakatçi olarak yanında ben kalacağım. Ziyaret için gelen birisi olursa kabul etmeyin lütfen." dediğinde karşısındaki görevli Jimin'i onaylamış ve onlara güvenebileceğini birkaç kez dile getirerek onu uğurlamıştı.
Elindeki karton poşetle Yoongi'nin odasına ilerlerken içini ufak bir heyecan kaplamıştı. Bütün hüznünü buraya gelmeden önce hastane kapısının ardında bırakmış ve yüzüne rahat bir gülümseme takınmıştı. Olması gereken buydu. Yoongi'nin enerjik olmasını sağlamalı, ve anı olabildiğince güzel değerlendirmeliydi.
Odaya vardığında kulpu ses çıkarmamaya özen göstererek yavaşça açtıktan sonra içeriye adımladı. Işıklar kapalı, ve perde sonuna kadar çekili duruyordu. Hava henüz kararmamıştı, buna rağmen Yoongi vücudundaki hâlsizlik yüzünden hâlâ tatlı uykusunu sürdürmekteydi.
Jimin Yoongi'yi yatağında uyurken bulduğunda gülümsemiş, ve elindeki poşetleri odanın bir kenarına bırakarak koltuğa oturmuştu. Yatağın kenarında bulunan sehpanın üzerindeki telefonu kulağına götürerek kendisine kafeteryadan bir kahve söylemişti.
Bakışları Yoongi'yi izlerken yanağı eline yaslıydı. Solgundu, bu hâli Jimin'in canını sıksa da iyi olacağına odaklayacaktı kendisini. Kahvesi gelene kadar, ve kapı sesi yüzünden Yoongi yerinde rahatsızca kıpırdayana kadar o pozisyonda uyuklayan bedeni seyretti. Gözlerini aralamadan fısıldayan bedenin sesini, Jimin'den başkası duyamamıştı.
"Jimin?"
Kahveyi getiren görevli odadan çıktığında Jimin yerinden kalktı ve pencereye doğru ilerleyerek perdeleri açtı sonuna kadar. "Yoongi, uykunu aldın mı?" diye sordu perdeleri kenar kısımlara sıkıştırmaya çalışırken.
"Gelmişsin," kısık sesi fazlasıyla uyuduğunun kanıtıyken, Jimin arkasına dönerek tekrar yatağın yanındaki sehpaya yöneldi. "Geldim tabii, fazla sürmeyeceğini söylemiştim." sehpanın üzerindeki sürahiden bardağa su doldurdu. "Al hadi bunu." su bardağını ona uzatmadan önce kollarından tutarak doğrulmasını sağladı.
Yoongi Jimin'in ona uzattığı bardağı eline alarak sudan birkaç yudum aldı. Boğazının temizlendiğini hissettiğinde, doğrulduğu yerden uzanarak bardağı sehpaya koydu. "Uyandığımda seni burada görmek güzel oldu."
Jimin Yoongi'nin sözlerine gülerken az önce oturduğu yere oturdu. "Yanımda oyun konsolu da getirdim, buradaki televizyona bağlayıp gece oyun oynarız belki. Hastane odaları sıkıcı oluyor."
Yoongi güldü. "Bana öğretirsen neden olmasın."
İki kere tıklatıldıktan sonra açılan kapıdan içeriye giren hemşire, ikilinin konuşmasını bölerek onlara selam vermişti. "Merhaba Yoongi-shi, iyi hissediyor musunuz?" Elinde tuttuğu kan torbasını ayaklı demirin üzerine asarken konuştu.
"Başım dönüyor ara sıra."
Hemşire başını sallarken Yoongi'nin elindeki damar yolunun bir tıpasını açarak kan borusunu bağladı. "Bugün sizden çok fazla kan aldığımız için oluyor bunlar, endişelenmeyin. Size aralıklarla kan vermeye geleceğiz," elindeki torbayla olan son işlemini yaptıktan sonra ikiliye selam vermiş ve, "Geçmiş olsun." diyerek odadan çıkmıştı.
"Vay be," Dedi Yoongi borudan akmaya başlayan kanı seyrederek. "Kaybettiğim bütün kanı geri mi alıyorum şimdi," espri yapar gibi güldüğünde Jimin'de gülmüştü.
"Bu kan sana enerjini geri verecek Yoongi,"
Yoongi dudaklarını büzerek başını sallamıştı. "Çok değişik, cidden." Gözünü kan dolu torbadan çekememişti. "Başka bir kan ile vücudumu kendine getiriyorlar, cidden tuhaf."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
algofobi | yoonmin
FanfictionBabasının kirli ellerinden kurtardı onu. -Fobi serisi 2. Kitap -Birinci kitapla alakası yoktur. Serinin birinci kitabı Sosyofobi | Yoonmin'i, @nwalkalone wattpad hesabında bulabilirsiniz.
