24: the struggle of the world

2.2K 217 73
                                        

Medya;

teşekkürler!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

teşekkürler!


Vücudundaki panik duygusu eşliğinde kendisini atmış olduğu kanepenin üzerinde kapalı olan televizyonu seyrediyordu. Düşünceleri tam anlamıyla beynini yiyordu. Yoongi ise banyo yapma kararı alarak işini görmeye gitmişti. Jimin de bu bekleme süreci boyunca kendi kendini yiyip bitirmişti işte.

Babasının geleceğini öğrendiğinden beri sinir kat sayıları gittikçe artıyordu. Sorgulamaktan alıkoyamıyordu kendisini. Neler zırvalayacağını bilmediğinden dolayı Seokjin'i ara sıra arıyor, babasının durumunu kontrol ediyordu.

Çalan kapı ziliyle koltuktan büyük bir hızla sıçrayan Jimin, terleyen ellerini üzerine sildi. Açmakla açmamak arasında kalırken, çığlık atma isteğini içine attı ve sinirlerine hâkim olmaya çalışarak kapıya doğru ilerledi.

Fazla gereksiz bir gündü.

Olmaması gereken bir zaman dilimiydi.

Kapı koluna koyduğu elinin boğumları sapsarı olmuştu. Büyük bir ağırkanlılıkla kapıyı araladı, ve içerisinden 'hadi bakalım, başlıyoruz' diyerek günün hızlıca sona ermesi için Tanrı'ya dua etti.

İçeri davet etmese olur muydu?

Hiçbir şey söylemedi, ve karşısındaki beklenti dolu bedene öylece baktı.

"Jimin, içeri davet etmeyecek misin beni?" Kaşlarını kaldırıp soru yönelten hırıltılı sese sahip olan adam beklenti dolu bakışlarını Jimin'in üzerinde gezdiriyordu.

"Aslında öyle bir niyetim yok." Fazlasıyla düz bir sesle söyledi.

"Hadi ama," dedi bıkkın ses tonunu saklamaya çalışarak. Pek de başarılı olduğu söylenemezdi ama Jimin'i kızdırmak istemiyordu. "Konuşmuştuk."

"Konuşmadık."

Telefondan konuştukları gece sarhoştu zaten, bir şekilde kamufle edip onu geri yollayamaz mıydı?

"Bırak girsin."

Arkasından yükselen düz ses tonuyla sertçe yutkundu. Arkasındaki beden hiç görmediği kadar rahattı bugün. Kasten mi yapıyordu yoksa gerçekten rahat mıydı bilinmezdi.

Elindeki saç havlusuyla saçlarını karıştıra karıştıra salona doğru ilerledi arkasında iki şaşkın beden bırakarak. Ev rahatlığı vardı üzerinde. Gelen sıradan biriymiş gibi rahatça uzanmıştı kanepeye. Bir yandan da kurutmaya devam ediyordu saçlarını.

Jimin bıkkınlıkla kenara çekilerek yol verdi babasına. Adam tek kelime etmeden salona doğru ilerlemiş ve Yoongi'nin tabiri caizse 'yayıldığı' koltuğun karşısına oturmuştu.

Jimin kapıyı kapadı ve Yoongi'nin yanına oturdu.

Salonun içerisindeki sessizlik sinirlerini bozarken parmaklarını çıtlattı.
Odanın içerisindeki tek ses, Jimin'in parmak çıtırtılarıydı.

algofobi | yoonminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin