Babasının kirli ellerinden kurtardı onu.
-Fobi serisi 2. Kitap
-Birinci kitapla alakası yoktur.
Serinin birinci kitabı Sosyofobi | Yoonmin'i, @nwalkalone wattpad hesabında bulabilirsiniz.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
teşekkürler!
—
"Bebeğim bütün gün yol yordu seni, gel biraz dinlenelim." Yatakta yorganların arasına karışırken odalarının camlarından müthiş manzarayı seyreden Yoongi'ye doğru seslendi.
Neredeyse iki saat önce kalacakları mekana varmış, getirdikleri kıyafet ve erzakları yerleştirmek için bir saatlerini harcamışlardı. Geriye kalan vakit ise evin içerisini gezmek ve manzaraya karşı güzel bir sohbetle harcanılmıştı.
Yoongi Jimin'in ona seslenmesiyle birlikte manzaradan çektiği bakışlarını Jimin'in üzerine çevirdi. Her ne kadar burası muazzam bir yer olsa da, Yoongi evlerinin boşluğunu hayal ettikçe sıkıntılı bir şekilde iç çekme isteğiyle dolup taşıyordu. Yine de anı yaşamayı tercih ederek yatağın içerisinde kendisini bekleyen bedenin kollarının arasına sıvıştı.
Hafif iri kollarının arasında kaybolmak, Park Jimin'in kokusunun eşliğinde bütün sıkıntılarını dindirmek kalp atışlarını serileştiriyordu. Elleri bel oyuntusunda ağır hareketlerle dolaşırken, tuttuğu derin içlerini boynuna doğru bırakarak iyice sokuldu ona.
"Havuzumuz güzel değil mi?" Jimin kollarının arasına almış olduğu, beyaz ve kabarık bir yorganın içerisinde kaybolan bedenin kulağına doğru mırıldandı.
Henüz öğle vakitleriydi. Biraz uyuyup enerji depolamak istiyor, geri kalan vakitleri ise gece geçirerek anı daha hoş yaşamayı diliyordu. Başını sallayan Yoongi'nin saçlarının arasına bir öpücük kondurarak, nefeslerinin düzenli bir hâl almasını bekledi. Kollarının arasındaki naif beden uykuya dalana kadar, en sevdiği şarkıyı fısıldadı ince ses tonu eşliğinde.
**
"Çok kötü bir adamsın." Suyun üzerinde kalan gözleriyle ayın ışığının yansıdığı koyu irislere odaklandı, ve ıslak saçların sahibine doğru ilerledi ağır hareketlerle. Suyun altına girerek havuzun ışıklandırmaları sayesinde gördüğü beyaz tenli bedene yaklaştı ve suyun içerisinde kalan bedenini sardı kollarıyla.
Kollar sayesinde gıdıklanan Yoongi kahkahalar eşliğinde ahtapot gibi yapışmış Jimin'den kurtulmaya çalışırken, evlerinin büyük balkon kısmındaki havuzun etrafında çığlıkları yankılanmıştı. "Sersem, korkutma beni!"
Nefessiz kaldığını hisseden Jimin suyun içerisinden kafasını çıkararak, boğuk bir şekilde işittiği sese karşı kahkahalarını tutamadı. "Lanet olsun," diye çığırdı Jimin'in ıslak kollarına tutunurken. Yüzmeyi bilmese de suya kendini hızlı bir şekilde alıştırmıştı. Buna rağmen rahat durmayan Jimin, kendisinin suya karşı oluşabilecek korkusunu tetikleyecek hareketler sergiliyordu.
"Ağzıma su kaçıyordu, tadı kötü bu suyun!"
Jimin dişlerini sergileyerek kahkahasına devam ederken, kollarına sıkıca tutunmuş bedeni tamamen yaklaştırdı kendisine. Etrafa yalnızca kendi kahkahaları ve suyun 'şıpırtı' sesleri hakimken, kendine yaklaştırmış olduğu bedenin bel kıvrımlarını okşadı suyun içerisinden. "Yoongi, gerçekten çok kötü bir adamsın." Kahkahaları dinerken mırıltı hâline dönüşen ses tonuyla söylendi. "Şu anki hâlinle, ne kadar baştan çıkarıcı olduğunu biliyor musun?"
Jimin'in sarf ettiği cümlelerle sertçe yutkunan Yoongi, arkaya yatırmış olduğu saçlarından bir tutamının gözünün önüne geldiğini bile fark etmemişti. "Sen.. Daha kötüsün." dedi sakinliğini korumaya çalışarak. Boynuna dolamış olduğu bir kolunu gevşetti ve avucunu Jimin'in yanağına yerleştirdi. Yanağından süzülen su damlalarını baş parmağıyla itekleyerek, gözlerine odaklandı. Havuzun en ışıklı ve orta kısmında tamamen parlarlarken, ortamın göz alıcılığını her geçen saniye arttırıyorlardı.
"Hayatıma bir güneş gibi doğdun." Yanağını okşadığı bedenin alnına yasladı alnını. Ve tekrar boynuna doladı kollarını. "Seni nasıl sevdiğimi biliyor musun?"
Yoongi'nin bacaklarını beline doladı, ve başını salladı. "Biliyorum." yakınında kıpraşan dudakları öpmeye dahi kıyamazken, burnunu yüzünün tüm hatlarını ezberlemek istercesine yüzünde gezdirdi. Islak, küçük burnu beyaz tenin yanaklarında dolaşıyor, burnuna sürtünüyor, ve kirpiklerin kendisini gıdıklamasına izin veriyordu. Titreşen göz kapakları Jimin'in bu hareketlerine karşı dayanamayarak kapandı. Ve boynuna dolanan kolları hafifçe titredi.
Jimin almış olduğu nefesi titrek bir şekilde geri bırakırken kollarını sıkılaştırdı. Daha geçitecekleri uzun bir zaman vardı önlerinde. Geride bırakılmaya çabalanan sıkıntı dolu düşünceleri evlerinde bırakarak, geldikleri bu yerde şimdi tamamen dinlenme vaktiydi.
Zamanın büyüdüğüne şahitlerdi. Ellerinin üzerinde biriken zaman kavramı onlarla birlikte akıp giderken, bazı şeyleri arkasında götürüyor, bazı şeyleri ise gündemde bırakarak arkasına dâhi bırakmadan gidiyordu. Gündemde kalan sızılar ise hiç dinmeyen bir şekilde hislerine işleyerek ikiliyi hiç tahmin edemeyecekleri kadar yoruyordu. Birazcık tatil, geçirilmek istenen rahat bir vakit onlardan esirgenmemeliydi.
Bir müddet havuzun içerisinde geçirilen vakitin ardından, ikili banyo yapmayı ve üzerlerine yeni kıyafetler geçirmeyi tamamen sonraya erteleyerek havuzun kenar kısmına uzanarak gecenin kusursuz güzelliğine esir etmişlerdi kendilerini. Şortları bacaklarına yapışmıştı. Havuzun klorlu su damlacıkları bedenlerinden süzülürken, ikili Seoul'deki soğuk havayı şimdiden özlediğini fark etmişti.
Başı ıslak mermere yaslı olan Jimin'in bir bacağının yarısı suya düşmüş, ileri geri sallanıyordu. Sağına uzanmış olan bedenin bir eli göbeğinde dururken, diğer eli de yıldızları işaret etmek için dâima hazırda bekliyordu.
Jimin akılına doluşan cümleyi dudaklarından firar ettirmeden önce derin bir iç çekerek alnına yapışmış olan saç tutamlarını çekti gözlerinin önünden. "Yoongi," diye seslendiğinde sağ tarafında uzanan bedenin başının kendisine doğru çevirildiğini hissetti. "Artık ikimizin de bir ailesi yok." dedi aniden. Bütün bu güzel anın içine kamçıladığı sözlerle, Yoongi ilk önce neye uğradığını şaşırdı.
Cümlesinin ardından başını sağ tarafa çevirdi ve sudan dolayı acıyan gözlerini kısarak baktı Yoongi'ye doğru. "Annem nerede bilmiyorum, annen nerede bilmiyorsun." oldukça sakin ve tek tonda çıkan bu ses tonu Yoongi'nin anlamasını zorlaştırırken, Jimin devam etti. "Zor şeyler yaşadın. Çoğu şeyden mahrum bir şekilde buraya kadar gelebildin." Sıkıntılı olmasını beklediği irislere odaklanan Yoongi, Jimin'in yavaşça gülümseyen dudaklarına çevirdi bakışlarını. "Sence de oyalanmıyor muyuz?"
Yoongi ifadesiz bir bakışla kaşlarını havaya kaldırdı. "Oyalanmak mı?" bu sorusu tamamen Jimin'in anlattıklarını anlamaması sonucu çıkmıştı ağızından. Ardından Jimin'in omuzlarını silkmesiyle birkaç su damlası daha yere süzüldü, ve birkaç saniye boyunca ertelediği cümleler ortamam büyük bir merak duygusu saldı.
"Birbirimizin ailesi olmak için, fazla oyalanmıyor muyuz?"