Babasının kirli ellerinden kurtardı onu.
-Fobi serisi 2. Kitap
-Birinci kitapla alakası yoktur.
Serinin birinci kitabı Sosyofobi | Yoonmin'i, @nwalkalone wattpad hesabında bulabilirsiniz.
[2 ay sonrası.] algofobi'nin final bölümü. keyifli okumalar! —
"Elimi tut," yaşlı gözleri yanında uzanmakta olan, ona her bakışında kahrolacağı görüntüler yayan sevgilisine doğru yönlendi. Kendisindeki gibi onun da üzerine giydirilmiş olan hastahane kıyafetlerinin içerisinde her gördüğünde Jimin'i, yüreğinin üzerine tarifi anlatılmaz büyük sancılar yayılıveriyordu. Zihninde dönen kargaşalar, kendince ettiği yüksek desibelli kavgalardan ibaretti. Kendisi için başından beri ailesini, yaşamını, sevgisini, ona dâir sahip olduğu her şeyi ortaya koyan Jimin, şimdi de bedeninden bir parçayı, damarlarında dolaşan temiz kanı gönlü ferah bir şekilde ortaya koymaktaydı. Zira Yoongi'nin zihin fısıltıları öyle büyük bir güce sahipti ki, Jimin'e ameliyatın ardından gelebilecek hasarlardan delicesine korkmaktaydı.
Yoongi'nin aplastik anemisinin ileriye gitme sonucu bedeninde oluşan hasarlar, gittikçe bitik düşen bir bünye ve hayatında oluşturmaya başlayan eksikler sonucu geç kalınmadan hastahaneye yatırılmasının üzerinden tam tamına bir ay, iki hafta geçti. Kök hücre tedavisi için gereken dokunun uyuşması, üstelik bedeninde taşıyacağı kanın Jimin'in kanından başka bir şey olmayacağı karşılarına çıkabilecek en nefis ikinci şanstı. Yoongi'nin tanımına göre birinci şansı, Tanrı'nın kaderine Jimin'le karşılaşabileceği bir gün yaratmasıydı. Hayatını iki kere kurtaracak olan bu adam için yapamayacağı hiçbir şey yoktu ki, Jimin de ondan farksız düşünerek ortaya koyduklarıyla en büyük kanıtlarını doğruluyordu. Yan yana iki sedye, Yoongi'nin ağlıyor oluşuyla kendisini her ne kadar tutmak zorunda olsa da dizginleyemeyen Jimin'in ağır kokulu ameliyathaneye doğru sürüklenişi. Bugün unutulmaz bir tarih olacaktı, sonu iyi ya da kötü de olsa.
"Ağlama Yoongi." diyebildi yalnızca. Neyine güvenerek bunu söylediğini bilemedi, lâkin sadece, öylece söyledi. "Biraz uyuyacağız, uyandığımızda her şey geçmiş olacak." iki sedye arası birleşen elleri sayesinde teninin üzerini okşadı. Zeminde sürüklenen tekerleklerin çıkardığı tiz ses, sese oldukça duyarlı olan Yoongi'nin sinirlerini daha güçlü bir şekilde geriyordu. Büyük bir işlem olmasa dahi sinirleri oldukça yıpranmıştı, yine de yanında hastahane kıyafetleriyle kablolara bağlanmış bir şekilde kendisiyle sürüklenen Jimin'in görüntüsü olmasaydı, biraz daha soğukkanlı kalabileceğini düşünüyordu. Bu düzeyde, bu süreçte, duygularının devreye girmemesi delicesine zordu. "Geçecek." tekrarladı Jimin, Yoongi'nin daha fazla yıpranmasına dayanamıyordu. "Biraz uyuyacağız, hepsi bu."
Ameliyathanenin kapısından girmeden hemen önce söylediklerinin hepsi bundan ibaretti. Gözleri gözlerinden bir milim olsun ayrılmadı. Sedyeler acımasız sesler çıkararak ameliyathanenin içerisinde durması gereken yerlere getirilirken, ikilinin sertçe kenetli olan elleri birbirinden ayrılmak zorunda bırakıldı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Sol elinin üzerindeki damar yolundan enjekte edilen narkozun etkisi gelene dek, doktorun her ikisi için geçerli sözüyle birlikte, aynı anda dudaklarını oynatarak ona kadar sayan bedenlerin göz temasları bir an olsun bile ayrılmadı. İkilinin de zihninde aynı düşünceler dönüyor, bir yandan sayarken, bir yandan da Tanrı'ya birbirleri adına büyük yalvarışlarda bulunuyorlardı. Zihinleri açılan savaşı son buldurana kadar bakışları son bulmadı. Yavaşça, ağır ağır kapanan gözlerinin ardında kalan küçük dilekleri son buldu, ve ikili bilincini yitirene kadar doktorlar bir müddet bekledi.