Evet, hepimizin ellerinde haznesi tamamiyle suyla dolu su tabancası vardı. Su bittiği zaman bahçedeki çiçek sulamak için yapılmış çeşmeyi kullanacakmışız. Tabi buna diğerleri izin verirse. Bahçede istediğimiz yere saklanabilirmişiz ve oyunda kaybeden olmayacakmış.
Açıkcası sevmiştim, uzun zamandır oynamıyorduk. Baharın gelişini ve sınav haftasının yaklayışını kutlayabilirdik. Hepimiz bu konuda hemfikirdik. Hepimiz sevmiştik bunu. Aramızdaki en küçük Jungkook olduğu için bu tarz oyunla alakalı güzel fikirler ondan çıkıyordu galiba.
Hepimiz telefondan bir dakikalık kronometreyi ayarladık. Bu süre içerisinde saklanacaktık. Oyunu kazanan yok ama en çok ıslanan geriye kalanları yemeğe çıkaracakmış. İşin içinde Jungkook olacaksa fırsatçılığı ayrıca belirtmeye gerek yok zaten. Sonuçta kendi bahçesi, nereye saklanıp oyunu kazanacağını çok iyi biliyordur.
Herkes bir dakikalık süreyi başlattı. Bahçede birbirimize yakalanmadan saklanmaya çalıştık. Benim yerim belli, çeşmeye en yakın gizli yer.. Su savaşı bile olsa stratejili oynamalısın değil mi, işin ucunda yemek var. Jin Hyung neyse de Jungkook'un yemeğini ödemek hiç istemiyordum.
Saklandığım yerden yavaş adımlarla çıktım. Sessizce etrafımı kolaçan etmeye başladım. Ve birden karşımı çıkıverdi. Arkası dönüktü, o da etrafı kolaçan ediyordu. Bu tatlı halleri hoşuma gidiyordu. Ama bir oyundaydık. Şu an haberi olmadan uyutmadığı gecelerin intikam anıydı.
Yine aynı sessizlikte daha çok yaklaştım arkadan ve su tabancasıyla geniş omuzlarını ve sırtını hedef aldım. Haliyle hedefi ıskalamam imkansızdı. Sırtında hissettiği ani ıslaklıkla kısık bir inlemeyle arkasını döndü.
"Yaah, TaeTae.. Korkuttun. Vuracaksan haber verip vur enazından. Sen vurduğuna göre sıra ben de."
Deyip beni kovalamaya başlamıştı. Bahçenin içinde koşuşturuyorduk. Güzel ıslanıyorduk ama olsun. Bu anlar özel anlardı. "Unutmamalısın Tae" listemin önemli anılarından.
Uzun, bol kahkahalı ve yoğun su içeren koşuşturmanın ardından yorgunluktan ve üzerimdeki ıslak kıyafetlerin ağırlığından çimlere uzanma ihtiyacı duydum. Yemyeşil çimlere yatıyordum. Jin önce bana baktı, sonra da gökyüzüne. Ardından o da yanıma yattı ve gökyüzünü izlemeye başladı.
Yine haksızlıktı, ben gökyüzünü izleyemiyordum. Sadece onu görebiliyordum o an. O masmavi, bulutlu ve güneşli aydınlık gökyüzüne bakıyordu. Ben ise koyu lacivertin arasında milyonlarca yıldızın ve ayın olduğu karanlık gökyüzüne bakabiliyordum. Çünkü gece yanımda olmuyordu.
Su tabancasında kalan son damlaları Jin'in ıslanmış tişörtüne boşalttım. Önce bana yalandan kızgın şekilde baktı. Sonra gülümsedi ve bileğine doladığı beyaz fuları eline aldı. Havaya kaldırarak 'Beyaz Bayrak' ı çekmiş oldu. Vee intikam alımı:başarılı.
Jin Hyung:1 Taehyung:1
Ardından kolunu indirdi ve gökyüzüne bakmaya devam etti, ben de ona bakmaya.
Sonra bana döndü. Aniden bana dönen yüzle panik geçirmem an meselesiydi. Yüzüme kocaman bir gülümseme kondurup gökyüzüne bakmaya çalıştım."Bu kare gülüşünü başkasına da gösteriyor musun?"
"Bilmem, en derinden isteyince kare gülümsüyorum sadece. Sence görmüşler midir? Yani senden başkası görmüş müdür?
" Umarım görmemişlerdir. Kare gülümsemen çok güzel hatta haddini aşıyor güzellikte. Başkası görmemeli onu. Hem neden başkalarına en derinden isteyerek gülüyor olasın ki? Bu gülümsemen sadece bana özel olsun, olmaz mı?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
formidable | taejin
Fanfiction[Tamamlandı] Taehyung ve Seokjin ortaokuldan beri arkadaştı. Taehyung, en çok Jin Hyung'unu çizmeyi sevdiğini fark ettiğinde bir şeyi daha fark etti. Çocuk kalbine sığdırdığı aşkından bir gün uzaklaşmak zorunda kalacağını bilemezdi. -Burada benimle...