"Nasıl yani Zeyno ben anlamıyorum. Nasıl lan gözümüzün önünde."diyen Emire 50.defa anlatıyordum.
"Emircim benim canım ikizim. Bunda anlamayacak ne var seviyoruz birbirimizi. Bunu başkasından öğrenmeni istemedim. Benden öğrenmeni istedim. Bak ikimizde beraber olmamak için çok çaba sarfettik. Birbirimizden uzaklaştık ama yine dönüp dolaşıp geldik yan yana."
Emirle başlamak istedim bunu anlatmaya. Ama karşımda anlamamakta ısrar ediyordu. Eceyle beraber onu dışarı çıkarmıştık alışveriş bahanesiyle. Şimdi bir yerde oturuyorduk beraber.
"Ya Zeyno ne demek benim bacıma yan gözle bakmak."
"Hatırlatayım sende onun bacısına yan gözle baktın."diyerek Eceyi gösterdim. "O böyle mi tepki verdi. Ayrıca seviyorum arkadaşım kimsenin buna karışma hakkı yok."
"Ya bizim olayla bu olay başka. Hem ben onu tanıyorum. Senden daha iyi ve daha uzun zamandır tanıyorum hemde. O bir ilişki adamı değil. En uzun ilişkisi en fazla 3 aydır. Izin vermiyorum."
"Senden izin istemiyorum. Biraz saygı göster. Sonrada Özgüre ikizim diyince laf ediyorsun. O ne kadar anlayışlı yaklaştı. Tamamen benim mutluluğumu isteyecek şekilde yaklaştı olaya."
"O herife benden önce mi anlattın birde?? Sana inanamıyorum."
"Sen laf anlamıyorsun kusura bakma Ece ben kalkıyorum senin bu sevgilin at gözlüğünü çıkararak resmin tamamını gördüğünde bana haber verirsin."diyerek kalkıp uzaklaştım yanlarından. Telefonum çaldı. Emir beydir kesin pişman olup arıyor tabi. "Hiç kusura bakma Emir bu konudaki kararım kesin."
"Hangi konuda ne kararı??"dedi telefondan sevdiğim adam. Telefonu kulağımdan çektiğimde arayanın Ömer olduğunu farkettim. Geri kulağıma koydum telefonu.
"Kusura bakma kim olduğuna bakmadan açmışım telefonu."
"Noldu Zeynom sorun ne?? Kavga mı ettiniz Emirle?"
"Yüzyüze anlatmam lazım. Nerdesin şimdi??"
"Şirketteyim yavrum. Toplantıdan çıktım şimdi. Bir saat sonra bir tane daha var. Ben çıkamam yanıma gelsene."dedi. Daha önce hiç gitmemiştim şirkete. Kararsız kaldım ama bu önemli bir konuydu.
"Tamam taksiyle gelirim bir on dakikaya."diyip kapattım telefonu.
Burdaki şirket çok büyük değildi. Asıl şube Istanbuldaydı. Mertin babası ordaki şubenin başındaydı. Kendisiyle henüz tanışma serefine erişemedim. Gerçi ailenin sadece bu kısmıyla tanışmıştım. Başka kim var kim yok bilmiyordum. Şuanlık merakta etmiyordum.
Ömer merak etmesin diye taksiyle gelicem dedim ama şuan otobüs durağında otobüs bekliyordum. Taksiye binecek kadar zengin değilim henüz. Babam aslında bir hesap açtırmıştı benim adıma. Her ayda düzenli olarak oraya para yatırıyordu ama o paranın tek bir kuruşuna bile dokunmak kendime hakaret gibi geliyordu. Sonuçta sırf o para yüzünden başka bir aileye vermişti dedem beni. Sırf miras bölünmesin diye yapmıştı bunu. Ne biliyim şimdi o parayı yemek yanlış geliyordu bana. Babamda bunu biliyordu ama yinede yatırıyordu.
Gelen otobüsle on dakikaya gittim şirkete. Danışmandan babamın ofisinin yerini öğrendim. Yönetim katına çıktım. Benden en fazla 2-3 yaş büyük bir kız vardı odasının önünde. Önce babamın yanına gireyim ki dikkat çekmesin.
"Merhaba ben Selim beyle görüşecektim müsait mi acaba?"dedim kıza. Kafasını kaldırıp beni inceledi.
"Randevunuz var mıydı?"
"Yoktu ama siz benim geldiğimi söylerseniz beni kabul edecektir. Ismim Zeynep."
"Peki bir saniye hemen haber veriyim."diyerek telefonu kaldırdı. Bir dakika sonra babamın kapısı açıldı ve içerden çıktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeni Hayat
Teen FictionOnlar önden ilerlerken bir anda kolumdan çekilip durduruldum. Ah ama sen ne klişe sevdalısıymışsın be yavrum. "Senin bu kolumla derdin ne ya. Seslensen durmam sanki." diye sitem ettim. Az öncenin heyecanı geçmemişti zaten. Çok saçmalamam diye umuyor...
