rolling in the deep

328 33 10
                                        

take me to church-hozier

Lalisa düşünme yetisini kaybetmiş bir dahi gibi ne yapacağını bilmeden bir oraya bir buraya adım atıyordu,düşünme yetisini kaybeden normal bir insan da böyle yapardı aslında. Dahi olmasına gerek yoktu.

Ayakları zemini tok adımları ile döverken kafasının içindeki farklı düşüncelerin tanrılarını sakinleştirmeye çalışıyordu. Kendini sakinleştiriyordu bir bakıma.

Ares,"git karşılık ver o salağa,seni evinden mi kovuyor? Sikerim böyle işi."

diye bağırırken Hera sakince fısıldıyordu ona.

"Bir bildiği olmalı.O seni çok seviyor,kalplerinizin oluşturduğu bu huzur aurasının duvarlarını durup duruken yıkacak değil ya! Eminim haklı bir sebebi vardır."

Athena ise duygularını bir kenara bırakmasını ve o cehennem evde ne yapması gerektiğini sıralıyordu ona.

Poseidon ise kaç git denize diyordu.
Huzurunu denizde bul suyun altında kimseyi duyma kendinle,kendi tanrıların ile baş başa kal.

Lalisa onları dinlemek ve söylediklerini değerlendirmek çok isterdi ama maalesef şu an sakinliğin gölgesi bile yanından geçmiyordu.

Anlıyordu,anlamıyor numarası yapsa da anlıyordu. Ama anlamak istemiyordu. Anlamış olmamayı diliyordu. Bunu reddetmek duymuş olmamayı dilemişti tanrılarından.

Onlar ise kafalarını olumsuz anlamda sallıyordu sadece.

Sana bu konuda yardımcı olamayız.
Ne kadar 'biz' ,'sen' olsak da
Bunu kendin halletmen gerekecek.

Yalnız hissediyordu. Yalnızlık vücudunu deniz misalı yalayıp yutarken şarabının köpüklerini gölgede bırakmıştı denizin bu tuzlu kokusu ve dalgaları.

Her attığı eşya ile bir anısını atıyordu sanki.

Kolay mıydı bir insanı böylece evinden atmak.
Ev kavramına göre değişirdi kişinin aslında.
Lalisa'nın ev kavramı Jennie'nin yanıydı.
Beyni Jennie ile olan anıları ile süslenmişti onun,gerçeklik algısı ile hayal algısının arasına şaraptan bir köprüydü Kim Jennie.

Şimdi ise Jennie o köprüyü yıkmış,kendinden soyutlamıştı Lalisa'yı. Lalisa hiç bu kadar sinirli ve üzgün hissetmiyordu.

Jennie'yi anlıyordu. Onu korumaya çalıştığını anlıyordu ve bu yüzden ona kızamıyordu. Kızacak biri bulamadığı için daha çok sinirlenip tekrar eşyaları yere atıyordu sadece.

Üzerinde yapıştırıcı izleri olan üzüm biblosunu eline aldığı gibi tok ama yalvarır tonda bir ses duyuldu ayaktaki Jennie'den.

"Lalisa,onu kırma."

Lalisa elindeki bibloyu hışımla yere fırlattı.

Gülüyordu şimdi. Deliler gibi kahkaha atıp sendeliyordu evin içinde. Sanki içkiyi aşırı kaçırmış
ayyaşlar misali evde sallanıp eşyaları kırıyordu.

Evet içkiyi aşırı kaçırmıştı.
Jennie Kim'i fazla kaçırmıştı ve işte şimdi,
buradaydı.

Beraber beğenip aldıkları el yapımı olan bu bibloyu yere atıyordu Lalisa. Oysa ki ne kadar heyecanlanmıştı onu ilk gördüğünde. Jennie'ye beğendiğini söylemiş ve satın almışlardı. Basit bir şekilde ellerine geçen bu biblo iki farklı neden ile kırılmıştı şimdi.

dionysos//jenlisaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin