•
Lauv - Who (ft. BTS)
•
Bir ses. Bir esinti. Bir koku. Bir tat. Bir yüz.
Anılarımızı bıraktığımız duyular, bitmek bilmeyen dejavu hisleri.
Bu duyular ile birlikte hissedilen her 'ilk' bir gün acı verici bir anıya dönüşür.
"Seni seviyorum."
Ve bir gün acı vermemeni diliyorum.
Dudakları aralandı.
Çenemde duran parmakları yavaşça tenimden uzaklaştı ve küçük dokunuşunun ardından oluşan eksiklik ile kocaman üşüdüğümü hissettim.
Gözleri, yoğunluğu neredeyse elle tutulacak duygular ile parladı fakat bir saniye sonra yüzüne sert bir ifade yerleşti.
"Daha birkaç hafta önce Lay'i sevdiğini söyleyen kadın mı bunu söylüyor?" Alayla güldü. "Üzgünüm ama bu durum beni sadece rahatsız eder."
Kelimeleri, üstüme atılan jiletten bir ağa takılmışım gibi ruhumu kesip paramparça ettiği sırada geri çekilmiş ve kapıyı kapatmaya yeltenmişti fakat son saniyede durdu ve elini bir şey unutmuş gibi kaldırıp bana sırıttı.
"Seni öpmeme gelince, tek istediğim birazcık eğlenmekti."
O sırada arkamızdaki yolda ani bir fren sesi duyuldu. Donuk bakışlarım hafifçe arkama döndüğünde sesini duydum.
"Hae Rin!"
"Oppa?"
Bacaklarımdaki güç öyle aniden çekildi ki, Lay koşarak gelmemiş olsa yere kapaklanmış olurdum.
Kulaklarımdaki uğultu o kadar fazlaydı ki, Jackson'ın alaycı gülüşünü, ardından alaycı mırıldanmasını zar zor duydum.
"İkinizi de artık hayatımda istemiyorum. Defolun buradan."
Kapı sert bir sesle kapandıktan sonra Lay bakışlarını bana çevirdi. "Önemli değil Hae Rin-ah, geçti..." ardından durdu ve sessizce mırıldandı. "Geçecek."
Titreyen ellerimle siyah ceketine tutundum ve güç alarak tek başıma doğrulmaya çalıştım. Tek hissettiğim acıydı.
Salt, katıksız, yüzde yüz acı.
Tam tek başıma ayakta durabildiğimi düşündüğümde, uzun zamandır geçemedikleri surlarımda oluşan kırıkların arasından zihnime doluşan imgeler ile dengem bozuldu.
Bir şaplak daha.
Yüzüm alev alev yanıyordu. Babamın büyük elleri yüzümde patladığında acıdan nefes alamıyordum. Dudaklarımdan sızan kan, boğazıma da akıyordu. Annemin yerde kımıldamadan yatan bedeni, damarlarımda acı ve öfkenin aynı zamanda kaynamasına neden oluyordu.
Bakışlarımı takip etmişti. Sonra gülmüştü. "O uyanacak ama sen bunu görebilecek kadar ayık kalabilecek misin? Küçük fahişe!"
Bir şaplak daha.
Yere düştüm. Acıyordu. Çok acıyordu.
Bez bebeklerim yanan sobanın içinde erirken onlarla göz göze geldim. Onların canı daha çok yanıyor olmalıydı. Oysa annem onları yeni yıkamıştı.
Annem.
Acıyla dolan gözlerimle anneme baktım. Dudakları morarmıştı. Neden morarmıştı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Amnesia | Jackson Wang
Fiksi Penggemar"İnsan nasıl özgür olur?" Jackson bana baktı, ardından elinde tuttuğu sigaradan kısa bir nefes çekip dumanını soğuk havaya doğru üfledi. "Düşünerek. Özgün olarak. Öğrenerek. Baş kaldırarak. Harekete geçerek. Vicdanlı olarak." Sigaradan son ve derin...
